travelterminal.net'e Hoşgeldiniz Lütfen giriş yapmadan önce aşağıdaki bilgileri okuyunuz.
Kullanıcı Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
ÜYE GİRİŞİ
 
 
ÜYE KAYIT
 
 

Fas

Başkenti : Rabat
Fas
Dili : Arapça, Berberi
Para Birimi

:

Fas Dirhemi (MAD)
Dini : İslam
Önemli Şehirleri : Fas, Casablanca, Marakesh

Özet Bilgi
Fas, Islam cografyasinin en batidaki ülkesidir. Bu yüzden geçmiste el-Magribu'l-Aksa (Uzak Bati) diye adlandirilirdi. Günümüzde de Magrib olarak adlandirilir. Fas ise bu ülkedeki bir sehrin adidir. Ama Türkiye'de Fas adi bu ülke için kullanilmaktadir.
Bu ülke Islam cografyasinin en batisinda olmasina ragmen önemli etkileri olan bir ülkedir. Krallikla yönetilen bu ülkede ayrica yakin geçmiste bir kral degisikligi oldu. II. Hasan'in ölmesi üzerine onun yerine oglu VI. Muhammed geçti. 
Yüzölçümü: 724.730 km2. (Batili kaynaklarda Bati Sahra ayri bir ülke kabul edildiginden Fas'in yüzölçümü 458.730 km2 olarak gösterilmektedir. Bati Sahra hakkinda "Iç problemler" kismina bkz.)
Nüfusu: 32.000.000 (2000 tahmini). (Bunun yaklasik 300.000'i Bati Sahra'da kalani ülkenin diger bölgelerinde yasamaktadir.) Halkin % 45'i sehirlerde yasamaktadir.
Nüfus artis hizi: % 2.2
 
Etnik yapi: Fas nüfusunun % 55'ini Araplar olusturmaktadir. Ancak bazi kaynaklarda Fas Araplarinin çogunun Berberi kökenli olduklari ve bunlarin ana dillerini unutarak Araplastiklari ifade edilmektedir. Araplarin % 98.2'si Müslümandir. Ikinci etnik grup olan Berberilerin orani % 34'tür. Berberiler, Kuzeybati ve Bati Afrika ülkelerine yayilmis bir etnik topluluktur. Berberiler bu bölgenin yerlileri olarak bilinir. Bütün Berberilerin anladigi ortak bir dil yoktur. Ancak Berberi halklarinin konustugu birbirinden oldukça farkli lehçelerin tümüne birden Berberice denmektedir. Berberi lehçeleri içinde sadece Tuareg lehçesinin yazisi vardir. Diger lehçelerin yazisi yoktur. Berberiler kendilerine Imazighen derler. Berberi isminin Avrupalilar tarafindan bu halka verilmis ve barbar kelimesinden gelmis olmasi kuvvetli ihtimaldir. Berberiler arasinda kabile hiyerarsisi hâlâ devam etmektedir. Batili sömürgeci ülkeler Berberileri Islâm'dan uzaklastirarak Islâm öncesi hayatlarina döndürebilmek için çesitli hareketler baslattilar. Ancak bu hareketler pek fazla etkili olmadi. Fas'taki Berberilerin tamami Müslüman ve çogunlugu Malikidir. Üçüncü sirada gelen etnik unsur % 10'luk orana sahip olan Moorlardir. Moorlar Moritanya kökenlidirler. Kalan nüfusu da Ispanyollar basta olmak üzere Avrupali hiristiyan azinliklarla yahudi azinlik olusturmaktadir.


Cografi durumu: Kuzeybati Afrika ülkelerinden olan Fas, kuzeyden Akdeniz, dogudan Cezayir, güneyden Moritanya, batidan Atlas Okyanusu'yla çevrilidir. Fas'in en önemli siradag kütlesi olan Atlas daglari ülke topraklarini ikiye bölmektedir. En önemli akarsulari Ummu'r-Rebi'a, Muluya ve Sebu irmaklaridir. Topraklarinin % 19'u tarim alani, % 47'si otlak, % 12'si ormanlik ve çaliliktir.

Yönetim: Fas krallikla yönetilen bir ülkedir. Kral resmiyette "emiru'l-mu'minin" olarak adlandirilir. Ancak mevcut yönetim Bati yanlisi ve Islâmi ölçülerden uzak bir çizgi takip etmektedir. Kral genis yetkilere sahiptir. Hükümet kral tarafindan tayin edilir. Parlamentonun kabul ettigi kanunlari veto etme ve gerek gördügünde referanduma gitme yetkisi vardir. Ülkede birden fazla siyasi parti kurulabilmekte ve bu konuda Ingiliz modeli esas alinmaktadir. Ancak bir siyasi partinin kurulabilmesi için kralin izin vermesi gerekir. Üyeleri seçimle belirlenen 333 üyeli bir parlamentosu bulunmaktadir. Ancak parlamentonun yasama yetkisi sinirlidir ve kralin veto ettigi bir kanun tasarisini yeniden görüsüp kabul etme hakki yoktur.
Casablanca
Casablanca
Kazablanka, İspanyolca; Casablanca (Beyaz Ev),  Fas'ın batısında, Atlas Okyanusu kıyısında yer alan liman kenti. Aynı zamanda Fas'ın en büyük şehridir. Nüfus; 3.800.000 (2006)
1942'de efsanevi Hollywood filmi, Kazablanca ile şehrin popülaritesi artmış, uluslararası değerlendirmelerde dönemin modern mimari başkenti kabul edilmeştir Şehir bu ününü 20. yy'da yaşadığı mimari değişikliğe borçludur. Zira o dönemde, Paris'teki Ecole des Beaux-Arts (güzel sanatlar akademisi) mezunu mimarların öğrendiği modern mimari teorilerini burada uygulamıştı.


    
 Bugünkü kentin yerinde 12. yüzyılda Anfa adlı bir Berberi köyü vardı.15. yüzyılda korsanların merkezi durumuna gelen köy, 1468'de Portekizlilerce yakıldı. 1515'te bölgeye dönen Portekizliler burada Casa Branca adlı adında bir yerleşme kurdu. 1755'te büyük hasara yol açan bir depremden (1755 Lizbon Depremi) sonra boşaltılan kent, 18. yüzyılın sonlarında Sultan Sidi Muhammed bin Abdullah'ın emriyle yeniden kuruldu.Ardından, kente Casablanca adını veren İspanyol tüccarlar ve öteki Avrupalılar buraya yerleşmeye başladılar. Bu dönem nüfusun çoğunluğunu Fransızlar oluşturuyordu; gene aynı anlama gelen Fransızca Maison Blanche adı da Casablanca kadar yaygın bir kullanım kazandı.
1907'de Fransa Kazablanka'yı işgal etti. Kent, Fransız himayesi altında olduğu sürede (1912-1956) Fas'ın en büyük limanı haline geldi.
Yarım yüzyıl boyunca, 1910 ve 1960 arasında, şehir büyük bir gelişim geçirerek bir çekim merkezi ve Fas'ın ekonomik başkenti haline gelmiştir. Bu gelişim şehirleşmede bir devinime yol açmış, mimari alanda şehir deney merkezi haline gelmiştir.
Zamanın değişik mimari akımları ile birlikte Arap-Endülüs, art nouveau, Art Deco, Kübizm, modern mimari ve Brutalist mimari eserleri bu dönemde gerçekleşmiştir.
Bir çok mimarın eserleri ile harmanlanmış eşsiz bir bütünlük bu dönemin eseridir. Bu evrede katkısı olan mimarlar Marius Boyer, Henri Prost, Albert Laprade, Joseph Marrast, Paul Tournon, Marcel Desmet , Joseph and Elias Suraqui, Jean-François Zevaco, Jabin Pierre, Adrien Laforgue, Gaston Jambert, Jean Basel, Edmond Brion, Auguste Cadet, Albert Greslin, Leonard Morandi ve Elie Azagury Wolfgang Ewerth şeklinde sıralanabilir..
İlgi Merkezleri [değiştir] Fransız döneminde şehrin tasarımını mimar Henri Prost gerçekleştirmiştir. Yeni şehrin (Fransızca Ville Nouvelle) ana caddeleri Birleşmiş Milletler Meydanının (Place des Nations Unies) güney ve batısına radyal olarak yayılır. Bu bölgede ana bulvar ve pazar Anfa bulunmakta. Bu etkileyici bölgede eski idari binalar ve modern oteller yeralmakta. Mimari olarak bu bölgede İspanyol-Mağribi stili ve Art Deco karışımı görülür.

Kazablanka Hasan II Camisi'ne ev sahipliği yapar. Fransız mimar Michel Pinseau tarafından tasarlanmış, okyanus kıyısında yeralan bu dünyanın en uzun minaresine sahip cami 25.000 kişiyi kapalı alanda, 80.000 kişiyi cami dış duvarları içerisinde hizmt verebilir. Cami Kuzey Afrika'nın en büyük ve dünyanın 3. en büyük islami ibadet alanı (Kabe ve Şah Faysal Camisi'den sonra).
Cami inşasına Fransız firma Bouygues 1980 senesinde eski Fas kralının 60. doğumgününe (1989) yetiştirilmek üzere başlamış, ancak 1993 yılında açılışı gerçekleştirilebilmiştir. Tahmini bedeli 800 milyon dolardır.

Parc de la Ligue Arabe (eski adıyla Lyautey) şehrin en büyük parkıdır. Kenarında artık ibadet için kullanılmayan Kazablanka Katedrali (Cathédrale Sacré-Coeur) Mağribi mimarisinin heybetli bir örneği olarak yer alır.
Eski Medine (eski şehir - Fransız yönetimi altındaki şehir merkezi) Fas'ın diğer şehirlerinin eski merkezlerinden ( Fes ve Marakeş gibi) daha az ilgi çekmektedir.
Yereller arasında ilgi çeken bir diğer merkezi ise "The Marabout de Sidi Abderrahmane"dır. Kazablanka açıklarında kayalık olan bu adaya ancak gel-git sırasında dalgalar en düşük seviyede iken ulaşılabilir. Burada Fas'ta kutsal kabul edilen Cezayir'in kurucusu Sidi Abderrhamane Thaalibi'ye ait mezar bulunmaktadır. Mezara halkın ilgisi devam etmekte, şifa arayanlar ve kutsal olduğuna inananlar tarafından ziyaret edilmektedir.

Marakeş
Marakeş
Bugun nufusu 1.5 milyonu asmis olan Marakes, Atlas daglarinin eteginde verimli bir vahada 1062 yilinda Almoravide hanedanliginin baskenti olarak kurulmus baskent olma ozelligini 12. yuzyila kadar devam ettirmistir. Imparatorlugunun baskenti olmak Marakes'e bircok konularda guc kazandirmis. Kuzey Afrika ve Guney İspanya'ya kadar uzanmakta olan imparatorluk sinirlari sayesinde Marakes, Endulus kulturunu col kulturu ile birlestirmistir. Bu donemde Marakes, islam uygarligi ve unlu filozoflari, bilginleri ve aydinlari birbirlerine yaklastirarak bir kultur merkezi kalesi olmustur. Almoravidler Marakesi buyuk bir ticaret merkezi yapmis, bu da sehrin zenginlesmesine neden olmustur. Bir cok binalar, muhtesem bahceler ve anitlar yapilmis. Sehir daha sonra Abdal Mumin egemenligi altina girerek buyuk bir islami baskent olmus. Buyuk insaatci olan Abdal Mou doneminde goz kamastirici yapi olan Minaret Al Kotubiyya ve dort duvari ile muhtesem bahcesi insaa edilmistir. Masjid Al Katubiyya Afrika mimarisi ve bahcesiyle bugun hala sehri suslemektedir. 1269 yilinda sehir Merinidler tarafindan fethedilmisdaha sonra Saadian hanedanliginin eline gecmis ve eskigorkemli gunlerine tekrar geri donmustur. 1913 yilinda Fransiz isgali altinda modern kent kurulmus ama hala kent eski goruntusunu korumaktadir. Gunumuzde Marakes Fas'in onemli sehirlerden biri olma ozelligini korumakta, Kuzey Fas ile Atlantik arasinda gecis saglamakta, el sanatlari, deri yapimi, col halilari, cevresinde cinko, bakir, grafit madenleri bulunmakta ve bunlardan gelir saglamaktadir. Mutfaginin baharatli tadlari ise Turk yemeklerini andirir.
Diğer Bilgiler
Bugünkü Fas topraklari Islâmi tarih kaynaklarinda "el-Magribu'l-Aksa (:Uzak Bati)" olarak adlandirilir. Kuzeybati Afrika ülkelerini içine alan topraklarin tümüne birden de Magrib denir. Bu topraklara ilk olarak 686 yilinda Ukbe ibnu Nafi (r.a.) komutasindaki Islâm ordulari gelmislerdir. Ukbe ibnu Nafi (r.a.) Magrib'in bir kismini fethetti ve burada hilafete bagli Ifrikiyye eyaleti olusturuldu. Magrib'in kalan kismi 688'de bölgeye gelen Hassan ibnu Nu'man ve 712'de bölgeye gelen Musa ibnu Nusayr zamaninda fethedilmistir. Musa ibnu Nusayr'in kumandanlarindan olan Tarik ibnu Ziyad, Cebelitarik bogazini geçerek bugünkü Ispanya topraklarina girmis ve Endülüs Islâm devletinin temelleri bu sekilde atilmistir. Cebelitarik (Tarik Dagi) Bogazi'na bu adin verilmesi de Tarik ibnu Ziyad'a nispetledir. Magrib topraklari Islâm ordularinca fethedildikten sonra 770'lere kadar hilafete bagli kaldi. 770'lerden sonra yine önemli bir kismi hilafete bagli kalmakla birlikte bagimsiz bazi küçük Müslüman devletleri de kurulmaya baslandi. Bunlarin basta gelenleri ve hüküm sürdükleri yillar söyledir: Rüstemiler (776 - 908), Midrariler (772 - 977), Idrisiler (789 - 974), Ziriler (972 - 1148). Bunlardan bazilarinin hâkimiyet alanlari bugünkü Fas sinirlarinin disinda kalan bazi topraklari da kapsiyordu. Tarihte Magrib üzerinde kurulmus olan en önemli Islâm devleti Murabitlar devletidir. 1056'da kurulan Murabitlar, zamanla bütün Kuzey Afrika'yi ve Endülüs'ü içine alan 6 milyon km2'lik genis bir bölge üzerinde hâkimiyet kurmus ve buralardaki daginikliga son vererek bir birlik ve merkezi otorite olusturmuslardir. Murabitlar'in merkezi bugün Fas sinirlari içinde kalan Merakes'ti. Islâm'in Kuzeybati ve Bati Afrika ülkelerine yayilmasinda Murabitlar'in önemli etkinligi olmustur. Murabitlar'in ilk sultanlari Ebu Bekr ibnu Ömer el-Lamtuni'dir. Ondan sonra ünlü cihangir Yusuf ibnu Tasfin bu devletin basina geçmistir. Devletin sinirlarinin genislemesinde, Kuzey Afrika Müslümanlari arasinda birligin saglanmasinda Yusuf ibnu Tasfin'in önemli rolü olmustur. Murabitlar 1147 yilina kadar ayakta kalabildiler. Bu tarihten sonra Muvahhidlerin hâkimiyeti altina girdiler. Muvahhidlerin hâkimiyeti de 1269'a kadar sürdü. Muvahhidlerin dagilmasindan sonra bölgeye yine küçük devletler, emirlikler hâkim oldu. Meriniler (1197 - 1550), Vattasiler 1470 - 1550), Sa'di Serifleri (1509 - 1660), Filali Serifleri (1640'tan itibaren) Muvahhidlerin dagilmasindan sonra bölgede hâkimiyet sürmüs olan yönetimlerdir. Bunlardan Meriniler, Muvahhidler dagilmadan önce kurulmustu ve Fas'in az bir bölümü üzerinde hüküm sürüyorlardi. Merinilerle Muvahhidler arasinda bir çekisme de olmustur. Ancak Muvvahhidlerin son zamanlarina dogru ortaya çikan iç kavgalar Merinilerin isine yaradi ve onlarin dagilmalarindan sonra da topraklarinin bir kismini ele geçirdiler. Vattasilerin hüküm sürdükleri dönemde Portekizli ve Ispanyali sömürgeciler Fas topraklarina saldirilar düzenlediler. Bu saldirilar sonunda Portekizliler Fas'in Atlas Okyanusu kiyilarini ele geçirdiler. Sa'di Serifleri Portekizli isgalcilere karsi mücadele ettiler ve 1578'de gerçeklestirilen Vadiyyu'l-Mehazin savasi sonrasinda isgal altindaki topraklari geri aldilar. Filali Serifleri yönetimi daha Sa'di Serifleri'nin Fas'in bir bölümü üzerindeki hâkimiyetleri devam ederken kurulmustur. Filaliler'le Sa'diler arasindaki mücadeleyi sonuçta Filaliler kazandilar ve 1660'ta Sa'dilerin hâkimiyetine tamamen son vererek bütün Fas topraklarini ele geçirdiler. Bugün Fas'ta yönetimi elinde tutan kraliyet ailesi bu Filali sülalesinden gelmektedir. 1830'da Cezayir'i isgal eden Fransiz sömürgeciler Fas topraklarini da isgal edebilmek için çesitli girisimlerde bulundular. Ancak bazi çikarlari dolayisiyla Alman sömürgeciler buna engel oldular. Buna ragmen Fransizlar 30 Mart 1912'de imzalanan Fas anlasmasina dayanarak Fas topraklarini isgal ettiler. Öte yandan Ispanya da Fas üzerinde hak iddia etti ve 27 Kasim 1912'de ülkenin kuzeyde Akdeniz kiyisindaki kesimini isgal etti. Fransiz isgali sirasinda Fas'in krali Filali sülalesinden Sultan Abdülhafiz'di. Isgalci Fransizlar 7 Ekim 1912 tarihinde onu kralliktan uzaklastirarak yerine yine Filali sülalesinden Ebu'l-Mehasin Yusuf'u geçirdiler. Ancak asil yönetim Fransizlarin tayin ettigi genel valinin elindeydi. Kral da ona bagli olarak çalismak zorundaydi. Fransizlar Fas Müslümanlarinin birlik ve bütünlügünü bozmak amaciyla bazi Berberi kabilelerini diger Müslümanlardan ayirarak onlara kismi özerklik verdiler. Bir yandan da Berberiler arasinda propaganda yaparak onlari Islâm öncesi geleneklerine döndürmeye ve bu yolla Islâm'dan uzaklastirmaya çalisiyorlardi. 27 Ocak 1927'de Ebu'l-Mehasin Yusuf'un vefati üzerine yerine oglu IV. Muhammed geçti. 1940'lardan sonra Fas'ta bagimsizlik hareketi güç kazanmaya basladi. Bagimsizlik mücadelesine öncülük etmek amaciyla kurulan Istiklal Partisi 1944'te isgalcilerden ülkelerini terk etmelerini ve Fas'a bagimsizlik vermelerini istediler. Fransiz isgalcilerin bu istege cevabi Istiklal Partisi'nin ileri gelenlerini tutuklamak oldu. Ancak bu olaydan sonra halkin bagimsizlik mücadelesine destegi artti. Sultan IV. Muhammed de Fransizlara karsi tavir alarak bagimsizlik mücadelesinin yaninda yer alma geregi duydu. Bunun üzerine Fransizlar, 20 Agustos 1953'te IV. Muhammed'i sürgüne göndererek yerine amcasi Muhammed'i tahta geçirdiler. Ancak halk Fransizlarin tayin ettigi krali benimsemedi ve Fransizlar 17 Kasim 1955'te IV. Muhammed'i Fas'a geri getirerek yeniden tahta geçirdiler. Sonuçta 2 Mart 1956'da Fransiz isgalciler Fas'tan çekilerek bu ülkenin bagimsizligini tanimak zorunda kaldilar. 29 Ekim 1956'da Ispanyollar kuzeyde isgal altinda tuttuklari bölgelerin bir bölümünden çekildiler. Ispanyollar Fas'in bazi sehirlerini hâlâ isgal altinda tutmaktadirlar. (Bu konuda "Dis problemler" kismina bkz.) Fransizlarin çekilmesinden sonra Sultan IV. Muhammed ülke yönetimiyle ilgili yetkileri ele aldi. Onun yönetimi 26 Subat 1961'e kadar sürmüstür. Bu tarihte onun vefat etmesi üzerine yerine oglu II. Hasan geçti.

II. Hasan hem Bati'yla hem de Israil isgal devletiyle yakin iliski içinde olan biriydi. Kendisine yakistirdigi "emiru'l-mü'minin" sifatini degisik sekillerde istismar ediyordu. Örnegin birileri Fas'ta Allah'in kanunlarinin uygulanmasi için siyasi ve kültürel çalisma baslattiginda: "Ben mü'minlerin emiriyim. Dolayisiyla Allah'in kanunlarini uygulama yetki ve yükümlülügü bendedir. Siz kim oluyorsunuz?" diyerek onlari tasfiye etmeye çalisiyordu. Bunu diyordu ama: "Madem Allah'in kanunlarini uygulama yetki ve yükümlülügü sendedir, öyleyse bu yükümlülügünü her türlü hileden ve nifaktan uzak bir sekilde yerine getir" diyenleri de hapislerde süründürüyordu. Örnegin Fas'ta hayli etkili olan Adalet ve Ihsan Cemaati'nin lideri Abdüsselam Yasin'i "Ya Islâm ya da Tufan" baslikli bir açik mektup yazdigindan dolayi "delirmekle" itham ederek hapse attirmisti. Oysa mektup krala sadece görevini yani kendisinin "bu benim görevimdir" derken kastettigi seyi hatirlatiyordu.
II. Hasan yönetimi altindaki yahudi azinliga ve Israil'e özel bir muhabbet duyarken Islam Konferansi Örgütü'nün Kudüs Komitesi'ne baskanlik ediyordu. Bu ikisi birbirine ters görünüyor, ama bu, II. Hasan'in sinsi bir ayarinin yansimasiydi. Büyük bir ihtimalle IKÖ Kudüs Komitesi baskanligini, kendisinin ülkesinde yahudi azinlikla olan özel iliskilerini ve siyonist isgal devleti lehine yürüttügü birtakim faaliyetlerini kamufle etmek için üstlenmisti.
Israil'i insan gücü yönünden en çok besleyen ülke Fas'tir. Çünkü Israil kurulduktan ve Filistinli Müslümanlarin topraklari siyonistler tarafindan isgal edildikten sonra bu topraklara en fazla yahudi göçü Fas'tan oldu. Çesitli kaynaklarda Fas'tan Filistin topraklarina 600 binden fazla yahudinin göç ettigi ifade edilmektedir. Bu konunun basite alinmamasi gerekir. Çünkü Israil'in kurulus amaci zaten dünyanin degisik yörelerine dagilmis olan yani onlarin deyimleriyle diaspora hayati yasayan yahudileri belli bir bölge üzerinde toplamakti. Hem bu amacin gerçeklesmesi hem de Israil'in insan potansiyeli yönünden desteklenmesi için yahudi göçü büyük önem tasiyor. Yahudi göçü Filistinlilere ise tam tersi bir sekilde etki yapmaktadir. Çünkü göç eden her yeni yahudi için yerlesim birimi insasi, toprak temini, is imkani saglanmasi ve müreffeh hayat imkanlarinin bahsedilmesi gerekiyor. Bu ise Filistinli Müslümanlarin topraklarinin gasp edilmesiyle, is imkanlarinin ve diger dünyevi imkanlarinin ellerinden alinmasiyla oluyor. Bu açidan Kral II. Hasan siyonist isgal devletini sadece insan potansiyeli yönünden desteklemekle kalmamis ayni zamanda dolayli bir sekilde Filistinlilere zulmetmistir.

Israil isgalinin mesrulastirilmasina giden ihanetler zincirinde hâlâ en büyük halka olarak göze çarpan Camp David anlasmasinin asil mimari Fas krali II. Hasan'dir.
Fikir babaligini Israil'in eski Disisleri bakani ve basbakani Simon Perez'in yaptigi "Ekonomik Yönden Büyük Israil" tezinin pratige geçirilmesi çabalarina da Arap dünyasindan en önce kral II. Hasan yardimci olmustur. Onun öncülügünde Fas'in Kazablanka (ed-Daru'l-Beyza) sehrinde gerçeklestirilen Ortadogu ve Kuzey Afrika Ülkeleri I. Ekonomik Isbirligi Zirvesi söz konusu tezin hayata geçirilmesi yönünde atilmis bir ilk adim niteligi tasiyordu.
Kral II. Hasan'in 22 Temmuz 1999'da vefat etmesi üzerine yerine oglu Sidi Muhammed (VI. Muhammed) geçti.
Dis problemleri: Fas'in en önemli dis problemi Sebte ve Melilla meselesidir. Fas'in kuzeyinde Akdeniz kiyisinda bulunan ve halkinin büyük çogunlugu Müslüman olan bu iki güzel sehir bugün hâlâ Ispanya isgali altindadir. Ispanya yönetimi bu iki sehri zorla ve siddet kullanarak hâkimiyeti altinda tutmaktadir. Çok turist çekmesi ve turizm gelirleri yönünden ülke ekonomisine önemli katkida bulunmasi dolayisiyla bu iki sehri isgal altinda tutmakta israr eden Ispanya, Sebte ve Melilla Müslümanlarina vatandaslik hakki da vermiyor. Dolayisiyla bu iki sehirde yasayan Müslümanlar oy kullanma hakkina da sahip degiller. Ispanya yönetimi bu sehirlerdeki Müslümanlari azinlik durumuna düsürebilmek için buralara sürekli Ispanyollari yerlestirmeye çalisiyor. Melilla'da Ispanyollar için ayri bir site insa edildi ve Müslümanlarin bu siteye yerlesmeleri yasak edildi. Fas yönetimi Ispanya'nin bu sehirlerdeki isgaline son vererek buralari kendine birakmasini istiyor. Ancak bazi siyasi hesaplar dolayisiyla bu konuda pek etkili bir politika da izlemiyor. ABD yönetimi Sebte ve Melilla meselesinde Ispanya'nin politikasini destekledigini ve bu sehirlerin Ispanya'nin elinden alinmasina çalisilmasi halinde bu ülkenin yaninda yer alacagini açikladi.
Iç problemleri: Fas'in en önemli iç problemi Bati Sahra meselesidir. Bati Sahra meselesi sömürgeci güçlerin bir mirasidir. Ispanyollarin ve Fransizlarin Bati Sahra'yi isgal altinda tuttuklari dönemde bu isgal güçlerine karsi bagimsizlik savasi vermek üzere kurulan Polisaryo Cephesi, Fas'in ve Moritanya'nin bagimsiz olmasindan sonra yön degistirerek Bati Sahra'da bagimsiz bir devlet kurmak amaciyla bu iki ülkeye karsi gerilla savasi baslatti. Bugün Fransa ve Ispanya basta olmak üzere bazi Batili ülkeler tarafindan desteklenen Polisaryo Cephesi, Bati Sahra'nin bazi bölgelerini hâkimiyetine almistir. Ancak 1993 yilinda cephe gerillalarindan ve komutanlarindan bazilarinin hükümet tarafina geçmesi üzerine ele geçirmis oldugu topraklarin önemli bir kismini kaybetti. Bati Sahra meselesi ekonomik yönden Fas'a büyük yük yüklemektedir. Sömürgeci güçler Bati Sahra'nin zengin fosfat rezervlerine sahip olmasi dolayisiyla bu bölgeye özel önem vermektedirler. Bati Sahra halkini, sahravi diye adlandirilan Sahra Berberileri olusturmaktadir.

Fas'in ikinci bir iç meselesi Berberi meselesidir. Berberi meselesi de Fransiz sömürgecilerin bir mirasidir. Fransiz sömürgeciler Fas'i isgal ettikten sonra bu ülkenin halkini Araplar ve Berberiler diye ikiye ayirdilar ve bunlari birbirine düsman etmek için çesitli yollara basvurdular. Fransizlar Berberilerin tarih boyunca Araplar tarafindan magdur edildikleri, kendi gerçek kimliklerinden uzaklastirildiklari iddiasini ortaya atarak onlari yeniden Islâm öncesi hayatlarina döndürme çabasi içine girdiler. Bu amaçla Berberilerin yasadiklari bölgeleri diger bölgelerden ayirarak buralara kismi özerklik verdiler. Buna ek olarak kendi yetistirdikleri adamlari vasitasiyla bir Berberi kavmiyetçiligi akimi ortaya çikardilar. Bugünkü Berberi meselesi de Fransiz isgalcilerin gözetiminde ortaya çikan Berberi kavmiyetçiligi akiminin sebep oldugu bir meseledir. Aslinda Berberi halkin büyük çogunlugu Islâmi kimligine sahip çikmakta ve Berberi kavmiyetçiligi akimini desteklememektedir. Ancak okumus ve özellikle Fransiz kültürü almis kesimden olan bazi Berberiler hâlâ bu akimi ayakta tutma çabasi içindedirler.
Ekonomi: Fas ekonomisi daha çok tarima, madencilige ve turizm gelirlerine dayanir. Tarim ürünlerinden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasiladaki payi % 16'dir. Çalisan nüfusun % 40'i tarim alaninda is görmektedir. Ürettigi tarim ürünlerinin basinda tahil, pamuk, ayçiçegi, seker kamisi, turunçgiller ve çesitli meyve ve sebzeler gelir.
Fas'in en önemli gelir kaynaklarindan biri fosfattir. Fosfat rezervi bakimindan dünyada birinci sirada gelmektedir. Ihracat gelirlerinin % 15'i fosfattan saglanmaktadir. Fosfat ve diger madenlerden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasiladaki payi % 3'tür. Fas petrol ve dogal gaz rezervine de sahiptir. Ancak simdilik üretilen petrol iç ihtiyaci karsilamamaktadir.

Kisi basina düsen milli gelir: 1030 dolar.
Sanayisi: Fas'ta sanayi nispeten iyi durumdadir. Bazi agir sanayi tesisleri kurulmustur. Bunlarin basinda motorlu araçlar ve araba lastigi üreten fabrikalar gelir. Ayrica petrol aritma tesisleri de bulunmaktadir. Diger sanayi kuruluslari kimyasal maddeler üretimi, dericilik, tekstil, konfeksiyon, mobilya, kâgit, kauçuk, plastik, insaat malzemeleri üretimi, metal isleri, elektrikli araç üretimi ve gida maddeleri üretimi üzerinedir. Sanayi kuruluslarinin % 80'i ülkenin nüfusça en kalabalik sehri olan ed-Dâru'l-Beyza'dadir. Sanayi gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasiladaki payi % 19'dur.
Mail Grubuna Katıl
Travelterminal.net sitesinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin hakları TEK TURIZM İNŞ.TESKT. SAN. ve TİC. Şirketine aittir. Hiç bir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz veya kopyalanamaz. Tüm içerik bilgilendirme amaçlı olup değişiklik olması durumunda Travelterminal.net sorumlu tutulamaz.