travelterminal.net'e Hoşgeldiniz Lütfen giriş yapmadan önce aşağıdaki bilgileri okuyunuz.
Kullanıcı Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
ÜYE GİRİŞİ
 
 
ÜYE KAYIT
 
 

Hindistan

Başkenti : Yeni Delhi
Hindistan
Dili : Hintçe
Para Birimi

:

Rupi
Dini : Hinduculuk, İslam, Hristiyanlık, Budacılık
Önemli Şehirleri : Kalküta, Bombay, Madras, Bangolar, Haydarabad, Ahmedebad, Kanpur, Pune,
Özet Bilgi
Asya’da bulunan ve yüzölçümü bakımından dünyada yedinci, nüfus bakımından ikinci sırada yer alan devletdir. Kuzeyinde Keşmir ve Çin, kuzeydoğusunda Nepal ve Bhutan,doğusunda Bangladeş ve Birmanya, güneydoğusunda Seylan,güneyinde Hint Okyanusu,kuzeybatısında Pakistan bulunur. Üçgene benzeyen Hindistan Yarımadası, ülkenin en büyük kısmını kaplar. Ülkenin kapladığı alan 3.287.590 km2 olup, kuzey-güney uzunluğu 3200 km, batı-doğu uzunluğu ise 2400 kilometredir. Güney Asya'da bulunan bir ülkedir. Dünya'nın en büyük yedinci coğrafi alanı ve en büyük ikinci nüfusuna sahip olan ülkedir ve dünyanın en büyük demokrasisidir. Başkenti Yeni Delhi dir.
Diğer Bilgiler
TARİH
M.Ö. 2000 yıllarında Himalayaları aşarak gelen Aryalılar, Hindistan’da asırlarca sürecek bir hayat tarzının temelini attılar. Daha sonraları Maurya İmparatorluğu Hindistan’a hakim oldu. Bu imparatorluğun yıkılmasından sonra hakim olan Guptaların ülkedeki hakimiyetine Hun saldırıları son verdi. Bundan sonrası, ülkede kurulan prenslikler dönemi ve aralarında yaptıkları savaşlarla geçti. Müslümanlar, Hindistan’a ilk olarak sekizinci asırda geldiler. 712 yılında Muhammed bin Kasım’ın ordusu Hindistan’a girdi. Bunu müteakiben ülkede Müslüman Arap ordularının ve Gaznelilerin fetihleri görüldü. Gaznelilerin Sultan Mahmud zamanında başlattıkları seferleri, Muhammed Guri Han zamanında Hindistan’ın tamamının fethedilmesiyle sonuçlandı. Bundan sonra 1206-1290 yıllarında Memlukler, 1290-1320 yıllarında Halaciler, 1320-1413 yıllarında Tuğluklar ve 1526 yılına kadar da Ludiler Hindistan yönetimini ellerinde tuttular. On beşinci asır başlarında bir ara Timur Han ordusuyla Hindistan’ın büyük bir kısmını topraklarına kattı. Böylece Hindistan’da Türk-Hind İmparatorluğu başladı. Timur Hanın soyundan Babür Şah, bütün Hindistan’ı fethederek Gürganiye (Babür İmparatorluğu) Devletini kurdu. Bu devlet, İngilizlerin Hindistan’ı işgaline kadar bölgede 342 sene hükümranlığını sürdürdü.Babür İmparatorluğu zamanında Hindistan’da yüzlerce büyük İslam alimi yetişip insanlara doğru yolu gösterdiler, ilim öğrettiler. İslam dinine sokulmak istenen bid’atleri yok ettiler. Bu büyük alimler arasında en meşhurlarından bazıları, İmam-ı Rabbani, Muhammed Ma’sum Faruki, Ubeydullah-ı Ahrar, Muhammed Zahid, Derviş Muhammed, Muhammed Baki-billah, Nur Muhammed Bedevani, Mazhar-ı Can-ı Canan, Senaullah-ı Dehlevi, Abdullah-ı Dehlevi, Abdülhak Dehlevi, Abdülaziz Dehlevi, Muinüddin Çeşti’dir.
Avrupalıların Ümit Burnunu dolaşarak Hindistan’a ulaşmaları, 16. yüzyılda burada ilk ticaret merkezinin kurulmasına yol açtı. İngilizler, Hindistan’ı işgal ettikten sonra, Müslüman halka çok eziyet ettiler. 1906 yılında Svaraç (kendi kendini yönetme) sloganı ile bağımsızlık savaşı başlatıldı. Bu arada Hindistan Müslüman Birliği kurulmuştu.
1919 yılında Gandhi ile birlikte Hindistan’da pasif direnme ve protesto hareketlerine başlandı. 1935’te ilk anayasa kabul edilerek parlamenter düzen kuruldu. 18 Temmuz 1947’de tam bağımsızlığını kazanarak, dünya devletleri tarafından tanındı. 26 Ocak 1950’de Hindistan Birliği olan devletin ismi Hindistan Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Bugün de bu isimle anılmaktadır. 1984 Ekimde iki Sih muhafızı İndra Gandhi’yi bir suikast neticesinde öldürdü. Bunun üzerine başbakanlığa Raciv Gandhi getirildi. İç çatışmalar hala devam etmekte olup, Hindularla-Müslümanlar arasında çatışmalar büyük hız kazandı. Başbakan Raciv Gandhi 22 Mayıs 1991’de uğradığı bombalı suikast sonucunda öldü.
İKLİM VE COĞRAFYA
Hindistan Fiziki yapı bakımından üç ayrı bölüme ayrılır. Bunlar Dekkan Platosu, Ganj Ovası ve Himalayalar bölgesidir.
Dekkan Platosu: Hindistan Yarımadasının güneyinde, doğu ve batısı Gat Dağları ile çevrili 600-800 m yükseklikte bir platodur. Gat Dağlarından dolayı denizin tesirinden uzaktır. Dekkan Platosu, ülkeyi ikiye ayıran Vindiya Dağları ile Ganj Ovasından ayrılır.
Ganj Ovası: Himalaya Dağlarından doğan Ganj Nehrinin ve kollarının suladığı çok verimli bir ovadır. Alüvyonlarla örtülü olup, Brahmaputra Nehri ve Ganj Nehrinin deltası da bu ovaya aittir. Bu ovanın genişliği yaklaşık olarak 320 kilometredir.
Himalayalar Bölgesi: Kuzeyde 2400 km uzunluğunda, Hindistan’ı Tibet Yaylasından ayıran ve tarih boyunca istilalara engel teşkil eden tabii bir duvardır. En yüksek yeri Everest Tepesidir (8882 m). Himalaya Dağları Hindistan’ın kuzey sınırını çizer. Çok yüksek olan bu dağlar ancak, Muztag, Karakurum ve Hayber gibi yerlerden geçit verir.
Dağları: Kuzeyde Himalayalar, doğuda Doğu Gatlar, batıda Batı Gatlar ve ortada Vindiya Dağları bulunur. Himalayaların Hindistan sınırları içindeki en yüksek noktası 7817 m ile Nanda Devi Dağlarıdır.
Akarsuları: En önemli nehirleri Ganj, Brahmaputra, Narbada, Godavari, Krişna ve İndus’un bir kısmıdır. Ganj ve Brahmaputra en büyük nehirleridir. Brahmaputra 2900 km uzunluğundadır. Bu iki nehrin suları bazı bölgelerde ulaşıma elverişlidir. Ganj Nehri, Hindularca kutsal sayılır.
Gölleri: Sonbahar ve Kuç Yarımadasındaki küçük göllerden başka birkaç göl vardır. Bunlar da önemsizdir. Bütünüyle Ekvator’un kuzeyinde kalan Hindistan, sıcak bölge içerisindedir. Ovalık bölgeler yıl boyunca nemli ve sıcak olur. Hindistan ikliminin başlıca özellikleri musonlar, alize rüzgarları, sıcaklık ve düzensiz yağışlardır. Hindistan’da yazlar yağışlı, kışlar ise kurak geçer. Aylık sıcaklık ortalaması 25-35°C arasında değişir. 4500-5000 m yüksekliklerde karlarla örtülü bölgeler bulunur. Muson rüzgarlarının getirdiği yağmurlar bölgelere göre değişmektedir. Dağlık bölgelerde yağış ortalaması 508 milimetreyi bulur. Bu ortalama Tar Çölünde 254 mm, Assam’da 10.000 mm, Dekkan’da 254 mm, Batı Gatlarda ise 5000 milimetreyi bulur.
EKONOMİ
Hindistan şu an itibariyle dünyanın en büyük 10. ekonomisi. Özellikle son 10 yıl içinde büyük bi atılım gerçekleştiren bu devasa ülke, büyük nüfusu ve buna paralel oluşan ucu işgücü ile dikkat çekiyor. Hindistan 1,2 milyarlık nüfusu ile dünyanın en kalabalık 2. ülkesi konumunda. Dünyanın en kalabalık ülkesi olarak bilinen Çin’in elinden bu ünvanı 2040′lı yıllara doğru alması bekleniyor. 2050 yılına gelindiğinde Hindistan’ın dünyanın en büyük 3 ekonomisinden biri olmasına kesin gözüyle bakılıyor.2000′li yıllara kadar çok büyük bir gelişim gösteremeyen Hindistan bu tarihten itibaren atağa kalktı. Özellikle yazılım ve bilgisayar programlama alanında çok ciddi yatırımlar yaparak bu konuda bir dünya gücü haline geldi. Hindistan bugün dünyanın en büyük 2. yazılım ihracatçısı konumunda, kısa bi süre sonra 1. olan Amerika’yı geçmesi hiç de sürpriz olmayacaktır.
DİN KÜLTÜR VE SANAT
Din Hindistan’da bir hayat tarzıdır. Bütün Hint geleneklerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Birçok Hintli için din, günlük işlerden eğitim ve politikaya kadar hayatın her safhasına nüfuz etmiştir. Laik Hindistan, Hindu, İslam, Hıristiyanlık, Jainizm, Sihizm ve diğer sayısız dini geleneğe ev sahipliği yapar. Hinduların yanında Müslümanlar önde gelen dini gruptur ve Hint toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır. Hindistan Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahiptir. Hindistan’da tüm dinlerce kabul edilen ortak uygulamalar vardır ve her yıl çeşitli müzik ve dans festivalleri tüm topluluklarca kutlanır. Her birinin kendi hac yerleri, kahramanları, efsaneleri ve hatta mutfak alışkanlıkları vardır ki bu toplumun temel özelliği olan özgün farklılık içinde karışır gider.Hindistan din zenginliği ile birlikte bir kültür zenginliğine de sahiptir. Değişik dallarda kendi biçemine sahiptir. Bunlardan bazıları: Hint sineması, Hint mutfağı, Hint müziği, Hint dansı..  Hindistan’da kast birbiriyle yemek yiyebilen, birbirleriyle evlenebilen, bu iki özel ilişki alanına başkalarını sokmayan kişiler grubudur. Ayrıca, herhangi bir kasttan olan bireylerin, herkesin hangi kasta bağlı olduğunun bilinmesi için, kendilerini başkalarından ayırt eden bir işaret taşımaları gerekir. Kast düzeni, Hindistan’da uzun süredir hüküm sürmektedir. Hayatlarının her alanında bu düzenin etkisi hâkimdir.   
Eş ve İş Seçimi: Kast sisteminde grup içinde evlenmeler (endogami=akraba evliliği gibi) söz konusudur. Kimin hangi mesleği yapacağını kast sistemi belirler. Aynı kast içindekiler ancak birbirleriyle evlenebilirler. 
Birlikte Yeme-İçme: Hindistan’da önceden insanların hep birlikte yemek yemeleri yasaktı; çünkü üst kastlar bunu hoş karşılamıyorlardı. Kendilerini onlarla kirletme korkuları vardı. Bugün bu ayrım büyük oranda kaldırılmıştır. Ancak kırsal kesimlerde hala eski kuralları görmek mümkündür. Kast sisteminde sınıflandırma zenginlik ya da fakirlik durumuna göre yapılmaz. Ritüel saflık ve meslek durumları ölçütlerdir. Sınıflandırma Hinduizm inançlarından kaynaklanmaktadır.
GEZİLECEK YERLER
TAC MAHAL

Tac Mahal, Babür İmparatorluğu'nun 6. hükümdarı Şah Cihan (Şah-ı Cihan:Dünyanın Şahı) (1593-1666) tarafından, o zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan'ın Agra şehrinde, Jumna (Yamuna) Nehri'nin kıyısında yaptırılmıştır. Bir isyanı bastırmak için ordularıyla Burhanpur'a giden Şah Cihan'a, dokuz aylık hamile olmasına rağmen her zamanki gibi eşi Mümtaz Mahal (Ercümend Banu Begüm) de eşlik etmişti. Mümtaz Mahal, 14. çocuklarını doğururken öldü.(1631)Şah Cihan, eşinin ölümünden sonra 2 yıl yas tuttu. Artık devlet işlerine ilgisini kaybeden hükümdar, teselliyi sanat ve mimaride buldu. Eşinin ölümünün ertesi yılı 1632'de Tac Mahal'in temeli atıldı.
Efsaneye göre yapımı bittikten sonra, türbe işçilerinin kolları aynı yapıttan bir tane daha yapılmaması için kesilmiştir. Bugün Hindistan'ın en fazla turist çeken bölgesidir. Ancak çevresinde oluşan çarpık yapılaşma, bu tarihi yapıtın geleceğini tehdit etmektedir. Bulunduğu şehrin bir çok noktasından açıkça görülebilen Tac Mahal, Türk-İslam Mimarisi'nin en önemli yapıtları arasında yer almaktadır.
Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan'ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Ercümend Banu Begüm'ün doğum sırasında ölümü üzerine, onun anısına yaptırılmıştır.(Çocuk doğururken ölen kadınların kutsal olduğuna inanılır.)
Yapının mimarları; Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi, eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi. 1632'de inşasına başlanan eser, 20 yıl sonra 1652'de tamamlanmıştır.
Tac Mahal'in yapımında parlak, ince mavi damarları olan beyaz mermer kullanılmıştır. Aynı mermerden yapılan ve yerden yüksekliği 82 metre olan kubbe, Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmış ve 1648 yılında tamamlanmıştır.Kubbe üzerinde altınlı bir alem vardır. Türbenin beyaz mermerden 4 minaresi vardır. Anıtın dört yanına Hattat Serdar Efendi tarafından Yasin suresinin tamamı yazılmıştır.
İnşaatta çok sayıda ustanın da yanı sıra, günde 20 bin işçinin çalışmasıyla türbe 1643'te, çevresindeki avlu ve yapılar 1649'da bitirildi. Tac Mahal, 20 yılda 1652'de bütünüyle tamamlandı.
YENİ DELHİ
New - Delhi, Hindistan’ın başkenti ve üçüncü büyük şehridir. Burası aslında Old - Delhi (Delhi) ve New - Delhi olarak iki parçadan oluşmuştur. Old Delhi, 12. ve 19. yüzyıllarda Hindistan’da müslümanların hakim olduğu dönemde devlet merkeziydi. Old - Delhi’de bu döneme ait pekçok cami, medrese, kale ve anıtsal yapı bulunmaktadır. New - Delhi ise 1911 yılında İngiliz’ler tarafından inşa edilmiştir.
Tarihte Delhi adında burada 8 değişik yerleşim merkezi kurulmuştur. Bunların en eskisi şimdiki Purana Quila (Eski Kale) civarında kurulan İndraprastha’dır. Delhi’nin son Hindu kralı Tomar ve Hanedanı, bugünkü adıyla Qutab Minar’a kadar olan bu bölgeyi 12. yüzyılın başlarına kadar ellerinde tutmuşlardı.
Gezilecek Yerler:
Janpath diye bilinen cadde Yeni Delhi’ye gelen her turistin mutlaka uğraması gereken bir yerdir. Burası çok zengin bir tekstil pazarıdır. Burada ağırlıkla Rajastan ve Gujarat işleri olmakla birlikte, Hindistan’ın hemen her yerinden gelen el işi ürünlerinin satıldığı yerdir. Janpath’da aradığınızı bulamazsanız hemen yanındaki Palika Bazaar’a gidebilirsiniz.
Pahar Ganj bölgesi
Yeni-Delhi tren istasyonundan çıktığınız zaman tam karşınızdaki sokak, Main Bazaar denilen çarşı ve daha ilerisi de Pahar Ganj bölgesidir. Burası, turistlerin yoğun olarak bulunduğu, ucuz otellerin, ucuz restoranların ve birçok dükkanın faaliyet gösterdiği, canlı bir kalabalığın görüldüğü, çok hareketli bir bölgedir. 
Old Delhi
Şahcihanabad isimli 7. Delhi’nin surları Red Fort -Kızıl Kale’nin batısından itibaren yıkıntılar halinde uzanmaktadır. Bu duvarın en kuzeyindeki Keşmir Kapısı, İngiliz’lerin ümitsiz mücadelelerinin izlerini taşımaktadır. Bu kapının batısındaki Sabzi Mandi’de buradaki savaşta ölen İngilizlerin anısına yapılmış bir anıt bulunmaktadır. Old Delhi’nin ana caddesi, rengârenk bir pazar yeri görünümündeki Chandi Chowk’tur. Burası 24 saat süren müthiş kalabalığı, düzensizliği ve kaosu ile Hindistan’ın başka bir yönünü yansıtıyor gibidir. Yeni Delhi’nin düzgün, açık ve geniş caddelerine hiç benzemez. Chandi Chowk’un bir ucunda Red Fort öbür ucunda ise Jama Masjid (Cuma Camisi) karşı karşıya bulunur. Tam köşede, ünlü kuş hastanesi ve çıplak gezen rahipleriyle Jain tapınağı vardır. 
Jain tapınağı
Red Fortun karşı köşesinde Jain dinine ait, 16. yüzyıldan kalma bir tapınak yer alır. Buraya girerken ayakkabınızı çıkartmalısınız. Ayrıca tapınağın içine fotoğraf makinası, kamera ve cep telefonu sokulması da yasak. Jain dininin kurucusu Mahavira ve öteki din büyüklerinin sembol ve heykellerini ve eğer şansınız varsa Jain tarzı ibadet şekillerini görebilirsiniz.Kuş Hastanesi, tapınağın bahçesinde ayrı bir binaya kurulmuş. Bu hastanede yaralı ve hasta kuşlar tedavi ediliyor ve iyileştikten sonra tekrar doğaya salınıyor. Bu ilginç yeri mutlaka görmenizi öneririz.
Sikh Tapınağı
Chandi Chowk’un içlerine doğru ilerlerseniz kaldırımlara kadar tertemiz mermerler ile kaplı bir Gurudwara ‘Sikh Tapınağı’ göreceksiniz. İçeriyi ziyaret etmek, fotoğraf çekmemek şartıyla serbesttir. Amritsar'daki Altın Tapınağı göremeyenler için kaçırılmaması gereken bir fırsat  Biraz ileride de Su nehri Mescidi vardır. 1739 yılında Pers Kralı Nadir Şah’ın, Delhi işgali sırasında askerlerinin katliamlarını bu caminin çatısından seyrettiği söylenir.
Red Fort
Bu kalenin Hint dilindeki ismi Lal Qila (Lal=kırmızı, Qila=Kale) ismini kalenin yapıldığı taşların renginden almıştır. 1648 yılında Moğol imparatoru Şah Cihan tarafından yaptırılmıştır. Şah Cihan bu kaleyi yaptırmış olmasına ve bu şehrin kendi ismini (Şahcihanabad) taşımasına rağmen, başkent olarak Agra’yı tercih etmiştir.Red Fort’un yapıldığı günler Moğol imparatorluğunun en güçlü olduğu dönemlere rastlar. İmparator, Delhi sokaklarında büyük bir ihtişamla bir filin üzerinde gezintiye çıkar ve gücünü herkese gösterirdi. Bu kale, günümüzde tipik bir Hint-Moğol tarihî eseridir. Kalenin girişinde sizi birçok gönüllü rehber, ıvır zıvır satan kişi çevreleyiverir. Ayrıca, kalenin girişi, turistik malzeme satan birçok dükkânla dolmuştur. Bütün bu engelleri aştıktan sonra geniş bahçeler, sakin ve huzurlu mekânlarla önünüzde birdenbire bambaşka bir dünyanın kapıları açılır. Kalenin arkasında Yamuna Nehri akmaktadır. Arka duvarların yüksekliği yer yer 32 metreye kadar çıkar. Red Fort’ta gezilecek yerler:
Lahore Kapısı : Red Fort’un ana giriş kapısıdır. Hemen girişte bulunan dükkânlar aslında eskiden Mine Pazar denilen halkın alışveriş ettiği bir yermiş, giderek turistik bir yer olmuş. Kapının hemen arka ucu, müzisyenlerin oturduğu ve ‘Naubat Khana’ (Nöbet Hane) denilen geniş bir salona açılır.
Divan-ı Aam : Kelime anlamı ‘Halkı Dinleme Salonu’ olan bu yerde İmparator, halkın şikâyetlerini ve önerilerini dinlermiş. Bu salonun duvarları mermer kaplı ve kralın oturduğu taht çeşitli değerli taşlarla süslüymüş, ancak iç savaş sırasında soyulmuş. Bu salon, daha sonra Lord Curzon tarafından restore edilmiştir.
Divan-ı Has : ‘Hasları Dinleme Salonu’ anlamına gelen bu yerde imparator, özel ziyaretçilerle ve yüksek devlet büyükleriyle görüşüp, özel toplantılar düzenlerdi.Salonun ortasında 1739 yılında Nadir Şah tarafından sökülerek İran’a götürülen ünlü ‘Tavuskuşu Süslü Taht’ bulunmaktaydı. Tek parça altından yapılmış olan bu tahtı süsleyen Tavuskuşu desenine safir, rubi, zümrüt ve inci gibi çeşitli değerli taşlar kakılarak işlenmişti. Bir başka desen olan papağan resmi ise tek parça zümrüttendi. Bu taht, günümüzde birçok parçası eksilmiş ve parçalanmış halde Tahran’da sergilenmektedir.1760 yılında Maratha Kralı da gümüş kaplı tavanı sökerek götürmüştür. Bu nedenle günümüzde bir açık hava salonu görünümündedir.
Kraliyet Hamamı : Hasların Salonu’ndan sonra Kralın hamamı görülür. Buradaki üç geniş salon ve bir yanından akan çeşme hâlâ ayaktadır.
Moti Mescid : Kelime anlamı ‘İnci Camisi’ olan bu mescid, 1659 yılında Âlemgir tarafından yapılmıştır. Ziyarete izin verilmiyor.
Rang Mahal : ‘Renkli Saray’ ismini mermerin üzerine yapılmış olan renkli süslerden almıştır. Bu süsler ne yazık ki günümüze kadar gelememiştir. Has Mahal ise gene kralın özel yaşamı için ayrılmış olan bir yerdir. İçiçe üç salondan oluşan bu bölmeyi kral; ibadet, uyku ve oturma mekânı olarak kullanmaktaydı. Mümtaz Mahal diye anılan salonda küçük bir Arkeoloji Müzesi vardır.
Red Fort’ta her gece ses ve ışık gösterisi vardır. Bu gösteride Hint tarihi ve Red Fort hakkında bilgi verilmektedir. Gösteriler Hindi ve İngilizce dillerinde yapılır. Başlangıç saati mevsime göre değişir.
Jama Masjid
İsmi Cuma Camisi anlamına gelen bu Cami, Hindistan’ın en büyük Camii ve Şah Cihan’ın mimarlık alanındaki en büyük eseridir. 1658 yılında yapılmıştır ve 25 bin kişinin namaz kılabileceği bir avlusu, üç büyük giriş kapısı, dört kulesi ve 40 metre yüksekliğindeki iki minaresi vardır.
Raj Ghat
Yamuna Nehri’nin kıyısında Firuz Şah Kotla anıtının yakınında basit bir platform üzerinde siyah mermerden yapılmış sade bir anıt vardır. Burası Mahatma Gandi’nin 1948 yılında öldürüldükten sonra yakıldığı yerdir. 1964 yılında Gandi’nin yakın arkadaşı ve Hindistan’ın ilk başbakanı Javaharlal Nehru da öldükten sonra burada yakılmıştı. Raj Ghat, artık sık ağaçlı güzel bir park görünümündedir. Buradaki ağaçlardan birçoğunun üzerinde onu diken ünlülerin isimleri görülebilir. Bunlar arasında Kraliçe II. Elizabeth, Eisenhower ve Ho Chi Minh gibi isimler dikkati çekmektedir.
Hümayun Türbesi
Moğol hükümdarlarının ikincisi ve Babür’ün oğlu olan Hümayun’un türbesi Delhi’nin güneyindedir. Dünya kültür mirası listesinde bulunan bu yeri mutlaka görmelisiniz. Hümayun’un ölümünden sonra onun ihtişamına yakışır bir türbenin yapılmasını 1562’de eşlerinden en büyük olan İran asıllı Hamide Banu Begüm üstlendi. Yapının mimarisinde mantar şeklindeki kubbeleriyle Tac Mahalin gelişini haber verdiği kesindir.Türbeye ilk girişte göreceğiniz fıskiyelerin suları tamamen bahçenin eğimiyle geometrik şekilli dar kanallardan geçerek tüm çevreyi dolaşır, geçtiği yerlerde doğal bir klima etkisi yaratır. Bahçe dizaynı konusunda çok ileri olan Moğolların hünerlerini gösterdikleri ilginç bir örnektir bu bahçe.Bahçeye girmeden sağ tarafta Afgan krallarından İsa Khan’ın türbesi ve küçük bir mescidin bulunduğu başka bir bahçe göreceksiniz. Bu türbe ve mescid, harika taş işçiliği ve orjinalliğini koruyan turkuvaz işlemeleriyle mükemmel durumdadır.Hümayun türbesi ve çevresindeki bahçe, İsmailiye inancının dünya mimari eserlerini destekleme amaçlı Ağa Han Vakfı tarafından 2003 tarihinde restore ettirilmiştir.
Lotus Temple (Bahai Tapınağı)
Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan Bahai tapınaklarından birisi de Yeni Delhi’de Tughlakabad’tadır. Bahai tapınakları bulundukları yörenin kültürel özelliğini yansıtacak bir mimariyle yapılmaktadır. Bu yüzden Delhi’deki bu tapınak, Lotus Çiçeği biçimindedir.Tabanı 34 metre, yüksekliği 70 metre olan tapınağın tamamı beyaz mermerden yapılmıştır. Lotus Tapınağının çevresini saran 9 havuzdaki su, doğal bir klima etkisi yaratmaktadır. Lotus çiçeğini oluşturmak için yapılmış olan 45 Lotus yaprağı, tabana alttan bağlı olarak havada asılı duruyormuş hissi veren şaşırtıcı bir mühendislik eseridir. Tapınağın içi son derece sakindir. Bu durum, yapının çok geniş bir iç mekanı olması ve tapınakta konuşmanın yasak olmasından ileri gelmektedir.Bahai tapınakları dünyanın her yerinde bütün ırklar, dinler ve kastlar için 'Tanrıya ibadet'e adanmıştır. İbadet saatlerinde Bahai dininin kurucusu Hazreti Bahaullah’ın ilk sözleri, felsefesi ve kutsal metinleri okunur. Burada bu ibadetin dışında her zaman her türden ibadet, puja ve meditasyon yapmak sessiz kalmak şartıyla serbesttir.
India Gate
Raj Path diye bilinen Parlamento yolunun doğu ucunda bulunan bu yapı 42 metre yüksekliğinde, taştan yapılmış ve zaferi sembolize eden bir geçittir. 1. Dünya Savaşı’nda ve 1919 yılındaki Afganistan ile yapılan çatışmalarda ölen 90 bin Hint askerinin isimleri bu anıtın üzerine tek tek kazınmıştır. Bu arada 1. Dünya Savaşı askerleri arasında Çanakkale Savaşında Geliboluya İngiliz ordusu ile gelmiş olan Hint asıllı askerlerin de isimleri vardır.
HİNT MUTFAĞI

Bölgeleri arasında mutfak ve yeme alışkanlıkları arasında farklılık olsa da Hint mutfağı kendi içinde bir bütündür. Bölgenin coğrafi ve iklim yapısını incelediğimizde bunun yemek kültürüne çok yansıdığını görürüz. Güçlü mason yağmurları ve sıcak iklimin sunduğu tatları bulacaksınız Hint mutfağında. Baharatlarıyla meşhur olan Hindistan mutfağı dünyanın en büyülü baharat ve yemekleriyle tanınıyor.Kültürü, ırk yapısı ve coğrafyası gibi çeşitlilikler Hint yemeklerinde farklılık ve lezzet olarak karşımıza çıkıyor. Hindistan mutfağı deyince ilk aklımıza gelenler tabii ki baharatları. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar özel ve çeşitli baharat yok. Bölgesel yemek alışkanlıkları arasında farklılıklar bulunsa da büyüleyici Hindistan mutfağı, kendi içinde bir bütün oluşturuyor.Baharat cenneti Hindistan’ın geleneksel lezzetleri aloo banda, tavuk tikka, tumbo karides tikka, somon tandoori, tavuk, dana ve kuzu masala, Hint pilav çeşitlerinden kashmiri pilav, mantarlı biryani, geleneksel ekmek çeşitleri, barfi, mango kulfi, jalebi gibi tatlılar deneyebileceğiniz lezzetlerden sadece bir kaçı.Baharat zengini yemekler Hindistan mutfağında neredeyse her yemeğin kendine özel birkaç baharatı var. Doğu’nun gizemli ülkesi Hindistan, baharat temeline dayanan mutfağıyla ilgi çekiyor. Köri, siyah kimyon ve hardal taneleri, tarçın çubukları ve zencefil çok sık kullanılan baharlar. Körinin bilinen kesin bir reçetesi yok. Tüm dünyada olduğu gibi Hindistan’da da çok sevilen bu baharatın aileden aileye değişen formülleri var. Körinin yanı sıra Garam Masala da beş altı baharatın karışımıyla elde ediliyor. Hint yemeğinin özü, kokulu baharatların doğru kullanımından geçiyor. Önemli olan yemeğin gerçek tadını bozmadan onu zenginleştirecek baharatı kullanmak. Baharatlar aperatif ve hazım kolaylaştırıcı olarak da kullanılıyor. Bunun dışında Hint yemeklerinde kullanılan diğer temel malzemeler ghee ve curd gibi süt ürünleri.Hindistan mutfağını bir bütün olarak değil bölgelere göre incelemek daha doğru. Kuzeybatı bölgesinin mutfağı zengin yemek seçenekleriyle dikkat çekiyor. Bunların arasında en çok bilinen Biryani, pilav ve kuzu etinden yapılıyor. Garam masala da özellikle bu bölgenin vazgeçilmezleri arasında. Kuzeyin diğer olmazsa olmazları, yoğurt ve sarımsak. Yoğurtla birçok baharlı içecek de hazırlanıyor. Doğu Hindistan yani Bengal bölgesi, hardal gibi sert aromalı baharlarıyla biliniyor. Bengalliler kırmızı et yerine deniz ürünlerini tercih ediyor. Güney Hindistan ise çok tüketilen hindistanceviziyle tanınıyor.

Mail Grubuna Katıl
Travelterminal.net sitesinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin hakları TEK TURIZM İNŞ.TESKT. SAN. ve TİC. Şirketine aittir. Hiç bir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz veya kopyalanamaz. Tüm içerik bilgilendirme amaçlı olup değişiklik olması durumunda Travelterminal.net sorumlu tutulamaz.