travelterminal.net'e Hoşgeldiniz Lütfen giriş yapmadan önce aşağıdaki bilgileri okuyunuz.
Kullanıcı Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
ÜYE GİRİŞİ
 
 
ÜYE KAYIT
 
 

Küba

Başkenti : Havana
Küba
Dili : İspanyolca
Para Birimi

:

Peso (CUC)
Dini : Hristiyanlık
Önemli Şehirleri : Havana, Santa Clara, Trinidad, Cienfuegos, Santiago de Cuba

Özet Bilgi
Resmi Adı: Küba Cumhuriyeti(Halkın Okuyuşu Kuba)
Alanı: 110.860 km2
Nüfusu: Yaklaşık 11 milyon
Eyaletler:14
Ulusal Çiçeği: Maripsa(yerel yasemin)
Ulusal Kuş: Trogon(tüyünün renkleri Küba bayrağının renkleri)
Ulusal Ağacı: Kral palmiyesi
Halk: %51 melez(mulatto), %37 beyaz, %11 zenci, %1Çinli

Başta ABD olmak üzere tüm dünyayı şaşırtan Devrimi ile gündeme geldi. Küba ‘Tarih beni anlayacaktır’ diyen Fidel Castro, ‘ Ölüm nereden gelirse gelsin, hoş geldi, sefa geldi’ ya da ‘ İki, üç daha fazla Vietnam’ diyen Che Guevara birden bire dünyanın tüm devrimcilerinin modeli oldu.
Küba 40 yıldır ABD emperyalizminin ablukasına direniyor. Şu anda dünyanın ‘ sosyalizmin tek kalesi’. Castro hala bir karizma merkezi. Bulunan kemikleri Küba’da mezarına konan Che Guevara, uluslararası medyanın onu farklı pazarlamasına rağmen, hala direnişin bir başka adı. Küba tarihi ve doğası ile dünyanın en ilginç yerlerinden biri.
Havana
Havana

Nüfus: 2.3 milyon
Yüzölçümü: 727 km2
Küba’nın siyasal, kültürel ve ekonomik merkezidir.

1515’te keşfedilen Havana, Avrupalılar tarafından bulunan en eski şehirdir. Ada altın,gümüş ve değerli taşlar konusunda fakir olduğu için, adayı ilk fethedenlere pek fazla zenginlik ve refah sağlamamıştır.
Havana genel olarak ticari bir liman olduğu için zaman zaman korsanlar tarafından saldırıya uğramıştır. İlk korsan saldırısı 1555’te Fransız korsan Jacques de Sores tarfından yapılmış ve şehir yakılmıştır. Bu saldırıdan sonra İspanyollar ilk kaleleri inşa ettiler (La Punta ve Morro Kalaleri). Bundaki amaç sadece şehri korumak değil, aynı zamanda ticareti de korumaktı. Daha sonra İspanya Havana’yı temel üssü seçti ve uygun mevsimi bekleyip filosunu Havana’ya getirdi. Farklı ülkelerden gelen ticaret gemileri buranın güvenilir olduğuna kanaat getirdikten sonra Havana’ya uğramaya başladılar. Bu durum ticareti geliştirdiği gibi Havana’nın tarımını ve imal ettiği ürünleri de geliştirdi, çünkü şehre uğrayan bu gemilerin temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyordu. Tüccarların yanı sıra din adamları, denizciler ve askerler de bu liman şehrine uğruyorlardı.
Zaman içerisinde Havana ‘Yeni Dünyanın Anahtarı” ve ‘Batı Hint Adalarının Kalesi” olarak anılmaya başlandı, bununla birlikte ülkenin farklı yerlerinde kaleler inşa edilmeye devam edildi.
17-19. Yüzyıl
17. yüzyılda şehir genişlemeye başladı, yeni binalar inşa edilmeye başlandı. Temel olarak ahşap, Iberian tarz binalar yapılmaya başlandı. Bununla birlikte yerel yönetim binaları ve dini yapılar da inşa edildi. 1607’de Küba’nin başkenti oldu.
18.yy ortalarında artan nüfusu ile Amerika’nın en büyük 3. şehri oldu. Büyük Britanya 1762’de şehri alır ve daha sonra Florida karşılığında değiş tokuş eder. Şehrin tekrar İspanyollara geçmesiyle, Amerika’nın en güçlü korunan şehri olarak yapılandırılır.
1837 de Havana Bejucal arasında ilk demiryolu yapıldı. 51 km olan bu demiryolunun yapılma nedeni şekeri vadiden limana taşımaktı. Bu olay ile birlikte Küba dünyada demiryoluna sahip 5inci ülke oldu. Sanat yönünden de gelişen ülkede yeni tiyatro salonları açılmaya başlandı.
Havana, Amerika’daki  İspanya koloniyalizminin sonuna şahit olmuştur. Amerika’ya ait Maine adlı savaş gemisinin limanın yakınlarında batması ile birlikte 20.yüzyıla Havana Amerika’nın işgali ile girdi.
Cumhuriyet dönemi ve sonrası
Amerika’nın etkisi altında şehir gelişti. 1930’larda Küba turizmine katkıda bulunmak için çok sayıda lüks otel, casino, gece klüpleri inşa edildi. Bu dönemde Havana’nın geliri Las Vegas’tan bile daha yüksekti. Pek çok ünlünün de aralarında bulunduğu 300000 Amerikan turist 1958’de ülkeyi ziyaret etmiştir. Bu ünlülerden biri de Hemingway’dir. Kendisi yaşamının son 22 yılını Küba’da geçirmiştir.
 Hemingway’den bir alıntı:
“Güzellik kavramı açısından sadece Venedik ve Paris Havana’yı geçebilir.”
1959’daki devrim hareketinden sonra sosyal servisler,  ev sahibi olma resmi binaların iyileştirilmesi konusunda büyük çaba gösterildi. Ancak Amerika’nın uyguladığı ambargo yüzünden ticari açıdan zor bir dönem geçiren ülke, adadaki tüm özel iş ve binaları ulusallaştırma konusunda bazı sıkıntılar yaşadı. 66-68 arasında tüm özel mülkiyetteki işler Küba Devleti tarafından ulusallaştırıldı.
1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte dar boğaza giren ülke, ülkeyi turizme açmak zorunda kaldı. Gelen turistlerin çoğu Kanadalı ve Avrupalı olup ülkeye bıraktıkları dolar 2 milyar civarında idi. Turizm amacıyla Old Havana’da restorasyonlar yapılmaya başlandı.
Havana ulaşım açısından da Küba’nin en önemli noktalarından  biridir. Liman şehri olduğunu daha önce belirtmiştik, aynı zamanda uluslararası uçuşların yapıldığı Jose Marti hava alanı da burada bulunmaktadır
16.yy da mimari kaleler üzerinde yoğunlaşıyor. 17. Yy.da taş binaların yapımına önem veriliyor. 18.yyda yapılan binaların çoğu barok tarzında, ancak 19. Yyda binalar neoklasik tarzda yapılmaya başlanıyor. 1950’ler ile birlikte gökdelenlerin yapılmasına başlanıyor. 59’dan sonra sosyalist dönemin başlamasıyla gökdelenler yerini prefabrike çirkin binalara bırakıyor.

Ordu Meydanı
Bugünkü Havana’nın ilk kurulan meydanı. İlk kurulduğunda kilise meydanı olarak anılmış. Ancak isminin ordu meydanı olmasının ilginç bir öyküsü var. Dönemin askeri birliğinin başında bulunan yüzbaşı Quinones, valinin karşı çıkmasına rağmen, meydanı talim alanı olarak kullanmış. Yüzbaşıya söz geçiremeyen vali, kraldan aldığı izinle halkın alışveriş yapabileceği ve rahatça dolaşabileceği Plaza Vieja (Eski Meydan) yaptırmış. Meydanın girişinde Castillo de la Real Fuerza (Fuerza Şatosu ya da Güçlü Krallık Kalesi olarak da adlandırılır) bulunuyor. Meydanın kuzeydoğusunda El Templete, şehrin kuruluşunun anısına inşa edilmiştir. El Templete’nin yanında Santa Isabel Oteli var. Pek çok ünlüyü ağırlayan otel, 1700’lerde Havana’ya gelen Santovenia Kontunun malikanesiymis. 1867’ye kadar da öyle kalmış, ancak o tarihten itibaren otel olarak işletiliyor. Bu otelin terasına çıkılabilir. Palacio de los Capitanes Generales (Ispanyol Vali’nin Sarayı) 1968’den bu yana  Havana Şehir Müzesi olarak gezilebilmektedir. Bu müzede 18 ve 19’ncu Yüzyil Havana’da yaşayan üst kesim insanların hayatını, dönemin silahlarını, arabalarını, kısacası önemli bir tarih kesitini görmek mümkün.  Toprak zengini  olan ve daha sonra Küba’nın babası olarak nitelendirilen Cespedes’in anıtınını da Ordu meydanında görmek mümkün.

San Francisco de Asis Meydanı
Havana’nın en eski ikinci meydanıdır. Meydana adını veren Fransisken manastırı 1591’de inşa edilmiş ve İngilizlerin işgali sırasında hem ibadethane hem de silah deposu olarak kullanılmış. Konumu sayesinde kurulduğu günden beri bir ticaret merkezi olmuştur. Meydanın ortasındaki Fuente de los Loenes (Aslanlar Çeşmesi) 1836’da İtalyan heykeltıraş Guiseppe Goggini tarafından Elhamra Sarayı’ndaki Aslanlı Çeşme’nin kopyası olarak yapılmıştır.

Plaza Vieja (Eski Meydan)
Havana’nın en eski üçüncü meydanıdır. 2000 yılında restorasyonuna başlanmıştır. İlk yapıldığında Plaza Nueva(Yeni Meydan) olarak adlandırılan meydan önceleri balolar, at yarışları, boğa güreşleri gibi sosyal etkinlikler için kullanılmıştır. 1835’te Havana’nın açık pazarı buraya taşındığı için var olan atmosferi değişmiştir. Diktatör Batista döneminde(1952) meydanın ortasına bir amfi tiyatro altına da otopark yapılmış. Ancak restorasyon sırasında ikisi de yıkılıp meydan eski görüntüsüne kavuşturulmuştur.
Plaza de Catedral de San Kristobal (Katedral Meydanı)
İlk kurulduğunda şehre su getiren kanal sisteminin son durağı (Zanja Real). Bir süre Bataklık Meydanı olarak da anılmıştır. 1632’de plaza olarak tanımlanıp sit alanı ilan edilmiştir. 1700 yılında Cizvit bir rahip burada kolej açmak için izin almış. Ancak 1767’de Cizvitlerin İspanyol kolonilerinden atılmasının üzerine inşaat yarım kalmıştır. 1788’de Vali tarafından inşasına yeniden başlanan katedralin birbirine eş olmayan iki kulesi vardır. Bu katedralin Kristof Colomb anısına yapıldığı hatta bir süre kemiklerinin (İspanya’ya gönderilmeden önce) burada muhafaza edildiği söylenir.

Capitolio
1926’da yapımı tamamlanmıştır. Amerika’da bulunan Capitol’un bir minyatürüdür denebilir. Neoklasik bir tarzda inşa edilmiştir.1959’a kadar hükûmet binası olarak kullanılmıştır. Şimdi Bilim, Teknoloji ve Çevre Bakanlığı binasıdır, ama turlara açıktır. Dünyanın 3. büyük heykeli  (Japonya’nın Nava şehrindeki Altın Buda ve Washington DC’deki Lincoln Anıtı’nın ardından) bu binada bulunmaktadır. Capitolio Küba’nın sıfır noktası olarak kabul ediliyor. Serbest zamanınızda ziyaret etmenizi önerdiğimiz yerlerdendir.

Devrim Müzesi
Hükûmet Binası olarak kullanılan bu bina devrimden sonra Müze olarak faaliyet göstermeye başladı. Müzede Küba devrimi ile ilgili dokümanlar, resimler ve kullanılan silahları görmek mümkün. Müzenin önünde bulunan tankı 1961 Domuzlar Körfezi Çıkartmasında Fidel’in kullandığı tanktır.

Devrim Meydanı
Ulusal  tiyatro, üzerinde Che’nin rölyefi olan İçisleri Bakanlığı, İletişim Bakanlığı, Milli Kütüphane, Savunma Bakanlığı ve Jose Marti heykeli ile çevrili meydana verilen isimdir. 1 Mayıs ve 26 Temmuz gibi özel günlerde toplu gösteriler için kullanılır. Papa’nın 98’deki ziyaretinde 1 milyon kişi bu alanda toplanmış ve papa onları kutsamış.
Jose Marti 1853’te İspanyol bir aileden doğan ve 1895’de ölen Kübalıların ulusal kahramanlarından biri. Aynı zamanda yazar ve insan hakları savunucusu. Öldürüldüğü yerin adı iki nehir ve bu iki nehrin arası da 112 metreymiş. Bu nedenle bu heykelin uzunluğu 112 metre olarak yapılmıştır. Ve bu heykele yükselen yıldız da  deniyor.

Havana Üniversitesi
1728’de eski kentte bulunan ilk üniversite. 1902’de bugünkü binasına taşınmıştır. Binanın önünde bir Alma Mater heykeli bulunuyor. 1961’de yürürlüğe koydukları okuma-yazma seferberliği var. Ülkenin yaklaşık %95’i okuma yazma biliyor.

Miramar Bölgesi
Devrimden önce Batista ve yandaşları ile Amerikan iş adamlarının oturduğu bölge. Büyükelçilikler de burada bulunuyor. Amerika’ya ait bir büyükelçilik yok, sadece bir ofisi bulunmakta. Hala Havana’da yaşayan yabancıların çok lüks bir hayat sürdüğü bölgedir Miramar.
Cienfuegos
Cienfuegos
Aynı isimli eyaletin başkenti olan bu şehir, iyi korunmuş tarihi bir merkeze ve Karaip Denizi’ndeki en güzel kumsallardan birine sahip bir liman şehridir. Koloni Dönemi’nde verilen “Güneyin İncisi” ismini de bu kumsalı sayesinde almıştır. Colomb, 1494’de bu körfezi keşfettiğinde, burada Jagua Kızılderilileri yaşıyordu. Körfezi, korsanlara karşı savunmak için İspanyollar, 1745’de buraya bir kale yaptılar. İlk şehir 1819’da kuruldu ve kente o dönemdeki Küba genel valisi olan José Cienfuegos’un ismi verildi. Şehir, Neo-Klasik dönemin tipik geometrik düzenine göre kurulmuştur. 
Trinidad
Trinidad
Küba’nın Koloni Dönemi kimliğini en iyi şekilde koruyabilmiş Trinidad, UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde. Sokakları, mavi, yeşil, kırmızı, sarı boyalı evlerle dolu.
Buraya ilk yerleşim 1513’de, Diego Velasquez’in adamlarınca kurulmuş. Kent, şeker kamışı üretiminin patlamasıyla gelişmiş, Afrika ve Avrupa’dan pek çok zengin buraya gelmiş. Günümüzde de Küba’da turistlerin en çok rağbet ettikleri yer.
Bu şehirdeki iki meydan önemli; Cespedes ve Plaza Mayor. Plaza Mayor, UNESCO’nun koruması altında, buradaki Museo Romantico görülmesi gereken yerlerden. Şeker ticaretinden zengin olan Brunet Ailesi için 1808 yılında yapılan bu bina, harika bir mobilya koleksiyonu var. Plaza Mayor’un çevresinde Trinidad Kilisesi (yapımı 1620, 1812’de restore edilmiş), Mimarlık Müzesi, Sanat Galerisi ve Arkeoloji Müzesi yer alıyor. Tarih Müzesi ve Karşı Devrimcilerle Mücadele Müzesi de meydana yakın.
Santa Clara
Santa Clara

Yaklaşık 200.000 nüfuslu bu yerleşim, güneyinde ve doğusunda Sierra de Escambray sıradağlarının tepeleri ile çevrilidir. Tipik Küba taşra yerleşimlerinin özelliklerini taşıyan kentteki en önemli sanayi, Che Guevara zamanında kurulmuş ve ev gereçleri üreten INPUD Fabrikası.
Kentin merkezinde, adını 1898’de burada ölen bir vatanseverden alan Plaza Vidal oluşturuyor. Meydanın kuzeyinde Caridad Tiyatrosu, kuzeydoğu köşesinde Dekoratif Sanat Müzesi (burada Koloni döneminin zengin ailelerinin eşyaları sergilenmekte) ve doğusunda 1922’de yapılmış, iki sıra İon tarzı sütunla çevrili Belediye Sarayı bulunuyor.
Zırhlı Tren Anıtı
Vidal Meydanı’nın biraz ilerisinde bu anıtı, Che Guevara’nın 1959’da düzenlediği saldırıda hedef aldığı vagonlardan oluşmakta.
Che Guevara'nın Anıt mezarı
Santa Clara’nın güneybatısında Devrim Alanı ile Che Anıtsal Müzesi yer alıyor. Sierra Maestra dağlarını tasvir eden bir kabartmanın önünde elinde makineli tüfekle betimlenmiş dev Che Guevara heykeli gerçekten çarpıcı. Heykelin kaidesinde şunlar yazılı: “Zafere dek, her zaman!”
Sierra del Escambray
Deniz yüzeyinden ortalama 700 m yüksekte olan Sierra del Escambray sıradağları, Orta Küba’nın güneyinin büyük kısmını kaplar. Bu sıradağların tam ortasında El Nico doğal koruma alanı bulunur, dağlardaki zengin bitki ve hayvan türleri nedeniyle burası, bilimsel ve ekolojik açıdan büyük bir öneme sahiptir. Kozalaklı ağaçlar, yosunlar ve kahve tarlaları ile  kaplı olan Pico San Juan (1156 m), Sierralar’ın en yüksek zirvesidir.
Che Anıtsal Müzesi’nin hemen yanında 8 Ekim 1967’de öldürülen Che’nin ve Che ile birlikte Bolivya’da öldürülen Perulu, Bolivyalı ve Kübalı devrimcilerin kemiklerinin gömülü olduğu mezar bulunuyor.

 
Santiago de Cuba
Santiago de Cuba

Küba’nın en küçük eyaleti olan Santiago de Cuba Sierra Maestra dağları içine doğru sokulan bir koyun kıyısında yer alır. 1514 te Küba’nın ilk valisi Diego Valasquez tarafından kuruldu. 1522 de bugünkü yerine taşındı. O dönemde stratejik açıdan büyük önem taşıyan yerleşme 1589 da hükumetin Havana’ya taşınmasına değin Küba’nın başkenti olarak hizmet verdi. Aynı dönemde bölgenin nüfusun büyük çoğunluğunun Meksika’ya veya diğer kolonilere gitmesiyle İspanyol nüfus 150’ye kadar düştü kentin ilk belediye başkanı olan kaşif Hernan Cortes Meksika’nın fethiyle sonuçlanan seferine 1518 de buradan başladı.
Yarı boşalmış ülke daha sonra Fransız, İngiliz ve Hollandalı korsanın hedefi durumuna geldi. Bu korsan saldırıların en büyüğü 1662 yılında yapıldı ve bölge yerle bir oldu. Bölgenin bir diğer şansızlığı da depremler idi. Bunların en büyüğünü de 1580’de yaşadı.
Santiago’nun şansı ilk kez 1547 de işletilmeye  başlanan bakır damarları ile döndü. Bu madenlerde çalışacak iş gücü Afrika’dan sağlanıyordu. Böylece Santiago Afrikalı köleleri çalıştıran ilk Küba eyaleti oldu .
18. yüzyılın ikinci yarısında Santiago’nun ekonomisi gelişmeye başladı. Buna Haiti’deki 1791-96 köle isyanından kaçan Fransız ailelerinin katkısı büyük oldu. Yaklaşık 10 bin civarındaki nüfus bölgeye modern şeker ve kahve üretimini getirdi. Bu arada Fransız kültürü  ile Afrika ve Küba kültürü karışınca ortaya Santiguera adı verilen Küba’nın en zengin kültürü çıktı. Burada yeni dans şekilleri,müzik çeşitleri, festivaller ve dini uygulamalar adanın her tarafına dağıldı.
İspanyol – Amerikan Savaşı sırasında kent yakınındaki El Viso ve San Juan tepelerinde önemli çarpışmalar oldu. Savaşın enönemli deniz çarpışması 3 Temmuz 1848 de kıyıda, limanın yakınında yapıldı Fidel Castro 26 Temmuz 1953 kentteki Moncada Kışlası’na bir saldırı düzenledi. Bu saldırı hükümet kuvvetlerince püskürtüldüyse de Santiago de Cuba Castro önderliğindeki devrimcileri 1959’da kesin bir zafer kazanmalarına değin hükümet kuvvetlerinin elinde kaldı.
Santiago de Cuba aynı adı taşıyan eyaletin merkezidir. Yaklaşık 400 bin nüfuslu kent, Küba’nın Havana’dan sonra ikinci büyük kentidir. Ve onunla kültürel, siyasi alanlarda rekabet içindedir.

Moncado Kışlası
Günümüzde 26 Temmuz Tarihi Müzesi olarak kullanılan heybetli sarı art deco bina, ünlü 26 Temmuz 1953 saldırısının başlıca hedefi olmuştur. Binanın dış yüzünde, saldırı sırasında bombaların meydana getirdiği delikler Batista’nın adamları tarafından doldurulmuş ve daha sonra özgün fotoğraflar esas alınarak restorasyon sırasında tekrar açılmıştır.
İçeride yer alan müzede saldırının nedenleri ve sonrası hakkında çok sayıda doküman bulunuyor. Ayrıca yakalanan devrimcilerin kanlı üniformaları ile  cesetlerin fotoğrafları da sergileniyor.
Müzede bulunan bir diğer sergi de 1956-58 Sierra Maestra Savaşına ait. Burada Fidel Castro’nun silahı da görülebilir.
Tarih müzesi kışlanın ancak üçte birini kapsıyor. Geri kalan bölümler ise 26 temmuz okulu olarak kullanılıyor. Devrim Alanı (Plaza de la Revalucion) 1991 de Pan Amerikan oyunları için yapılmıştır.  Sala Polivante okulu ve 26 Temmuz  gibi özel günlerde Fidel Castro’nun konuşma yaptığı Heredia Tiyatrosu ( Teatro Heredia) bu meydanda bulunuyor.
Meydanın tam ortasında sosyalist sanatçılar tarafından yapılan Antonio Maceo’nun büyük bir bronz heykeli yer alıyor. Ata binerken gösterilen Maceonun etrafında savaşa devam kararını verdiği 23 Mart 1878 tarihini simgeleyen 23 adet bronz pala bulunuyor.
Heykelin tabanında yer alan bir mermer kabın içinde “sonsuzluk ateşi” yanıyor

Cespedes Alanı
Santiago kentinin merkezinde 1868 savaşının kahramanlarından Carlos Manuel de Cespedes Parkı bulunuyor.
Alana hakim olan en önemli bina Katedral. İlk olarak 1516 da yapılan katedral daha sonra çeşitli kereler felaketlere uğramış, yanmış yıkılmış ve bir öncekinden daha büyük olarak yeniden yapılmıştır. Bugün gördüğümüz yapı 1922 de tamamlanmış ama narteksi tutan duvarlar 1810 yılına tarihleniyor.
İkiz kulelerin ortasına borazan öttüren bir melek heykeli yerleştirilmiş. Yan kapıdan girilen katedralin iç mekan süslemeleri, özellikle resimler bu yy.ın ilk yarısına aittir.
Miguel Mataramos Kültür Evi ve neo klasik tarzdaki Belediye Binası (1 ocak 1959 gecesi Fidel Castro Halka Buradan seslenmiştir) bu meydanın diğer önemli yapıları.


Pınar del Rio
Pınar del Rio
Adanın en batı ucunda bulunan Pinar Del Rio, Küba'nın en etkileyici manzaralarına sahip eyaleti.Bu bölge, kilometrelerce uzanan mağaraları ve mağara resimleri ile ünlü.
İspanyollar adayı ele geçirdikten sonra buraya uzun süre yerleşemezler.Ancak 19. yüzyılda bölgenin toprağının ve ikliminin dünyanın en iyi tütününü yetiştirmek için çok uygun olduğunun anlaşılmasıyla ve Avrupa tütün pazarının burada oluşmasından sonra bölge önem kazanır.
Pınar del Rio, geçimini büyük ölçüde  tarımdan kazanır. En büyük sanayisi  ise Matahambra bakır madenlerine dayalıdır.
Burası ayrıca Küba'nın simgesi olan ve guajiro denilen, at sırtında dolaşan, bıyıklı, hasır şapkalı, dişleri arasında tütün parçası çiğneyen köylülerin yurdudur.Pinar del Rio kentinin nüfusu ise 125.000 kadardır.

Vinales Vadisi ( Valle De Vinales)
Pinar del Rio kentinin 27 km uzağında olağanüstü güzellikteki Vinales Vadisi uzanıyor.Sierra de los Organos ile Sierra del Rosario sıradağlarının oluşturduğu bu vadide çok miktarda fosil bulunuyor ve bu jeolojik bölgenin tarihi 150 milyon yıl öncesine dek uzanıyor.Vadinin kendine özgü bitki ve hayvan topluluğu arasında özellikle yaşlı palmiye ağaçları ve kayalıklarda yaşayan, bölgeye özgü boğa yılanları ilgi çekiyor.
Vadinin diğer bir özelliği de mağaraları; Santo Tomas ve Los Portales en ünlüleri.Kilometrelerce uzanan bu mağaralarda yer altı nehirleri ve kör mağara balıklarının yaşadığı yer altı havuzları bulunuyor.
Vadide bulunan ve günümüzde ulusal müze haline getirilmiş Vinales, kentin bölgedeki tek yerleşim yeridir.Ana caddesinin iki yanında 1875-1910 arasında yapılmış tek katlı, kiremit çatılı ve sütunlu verandaları olan çok güzel evler sıralanıyor.
Vinales kentinin batısında uzanan Valle de Dos Hermanas' da (İki Kızkardeş Vadisi), Meksikalı ünlü duvar ressamı Diego Rivera'nın öğrencilerinden Leovigilida'nın tasarımı olan dev bir duvar resmi bulunuyor.”Tarih öncesi duvar resmi adını taşıyan bu resim 1959-1966 arasında yapılmış ve yakın zamanda tekrar boyanmış.İnsana gelene dek evrim teorisi betimlenmiş Çok ince siyah çizgilerin arasına renk katılarak yapılmış bu duvar resmi sanatsal değeri tartışmalı olmasına rağmen yapılma tekniği ve konumu dolayısıyla oldukça ilgi çekiyor.
 
Varadero
Varadero
Varadero, Matanzas bölgesinde yer alan bir tatil beldesidir ve Karayipler'de bulunan en büyük tatil beldelerinden birisidir.Varadero aynı zamanda “Playa Azul” olarak da bilinir, anlamı İspanyolca' da mavi kumsal demektir.
Varadero adı ilk kez 1555 yılında anılır, burası ilk olarak İspanyolların gemilerini çektikleri bir tersane olarak kullanılmıştır.Bununla beraber Varadero'nun bir şehir olarak kurulması 5 Aralık 1887'yi bulmuştur.Cardenas'tan on aile buraya taşınmış ve burada evlerini inşa etmek için izin almışlardır.İlk inşa edilen bu evleri hala 42.  ve 48. caddede görmek mümkündür.
Varadero oldukça turistik bir bölgedir ve 20 kilometreden uzun bembeyaz bir kumsala sahiptir.İlk kez 1870'lerde bir turist burayı ziyaret eder ve 1910 yılından itibaren geleneksel hale gelecek olan kürek yarışları düzenlenmeye başlar ve bundan beş yıl sonra da Varadero'ya ilk otel yapılır.Zamanla daha çok tanınan bölgede pek çok kişi konakladı ve bunlar arasında çok ünlü isimler de var; örneğin Al Capone.
 
Diğer Bilgiler
DOĞAL YAPI
Yüzey Şekilleri:
Küba, Küba Adası, Gençlik Adası ve 1600 küçük adadan oluşur. Küba adası bir timsaha benzeyen uzun ve dar bir biçime sahiptir.
Ülke topraklarının yaklaşık dörtte birini kaplayan dağlık alanlar genelde doğu-batı doğrultusunda uzanan üç sisteme ayrılır. Doğu sistemini oluşturan Maestra Dağları (Sierra) geniş bir alana yayılmış karmaşık bir kütle görünümündedir. Ülkenin en yüksek noktası olan Turquino Doruğu(1974m.) burada yer alır.
Orta sistem bir sıradağın yanı sıra eski yüksek yüzeylerin aşınmasıyla oluşmuş tepeleri (altura) kapsar. Bu bölgede bulunan Trinidat dağlarındaki San Juan Doruğu’nun yüksekliği 1156 m’yi bulur. Batı sistemi olarak bilinen Guaniguanico Sıradağları iki sarp sıradağı içine alır: Çeşitli karstik oluşumları barındıran Organos ile El Pan de Guajaibon’da 699 m’ye ulaşan Roario Dağları.
Ülkenin geri kalan kesimini oluşturan geniş ve ova havzalar birçok yerde dağların arasına sokulur.
Oldukça girintili çıkıntılı olan ve toplam uzunluğu 5746 km’yi bulan kıyı şeridini çok sayıda koy, kumsal, mangrove örtüsü, mercan resifi ve sarp uçurumlar süsler. Ülkenin iç kesiminde de bazı görkemli mağaralar vardır. Bunların en ünlüsü yaklaşık 26 km boyunca dümdüz uzanan Quemado sırtındaki Santo Tomas mağarasıdır. Küba adasını denizin altında kalmış bir platform çevreler. Derinliği hiçbir yerde 200m. yi geçmeyen bu platform, dış eşiğinde birdenbire alçalarak okyanusun derinliklerine dalar.
Akarsular, Göller ve Toprak Dokusu:
Başta La Habana ilinde olmak üzere adanın hemen her yanında zengin yeraltı su kaynakları bulunur.Genelde kısa olan akarsular ise çok az miktarda su taşır. Bu akarsuların çoğu güneye doğru akar. En büyük akarsular en çok yağış alan güneydoğudadır. Salado ve öteki kollarıyla birlikte Maestra Dağlarının ve kuzeydeki platoların sularını toplayan Cauto Irmağı (370 km) ülkenin en uzun akarsuyudur. Bölgenin öteki önemli ırmakları Guantanamo ve Toa’dır.
Küçük olan göller genellikle lagun özelliği taşır. Denize bazı doğal kanallarla bağlanan Leche Lagunun’un süt beyazı bir görünümü vardır. Bunun nedeni deniz hareketlerinin lagunun tabanındaki kalsiyum karbonat birikintilerini karıştırarak yüzeye çıkarmasıdır.
Karmaşık jeolojik yapı nedeniyle çok değişik türlere ayrılan topraklar genelde verimlidir. Elverişli koşullar yıl boyunca ekim yapılmasına olanak verir.
İklim:
Küba Kuzey Atlantik yüksek basınç kuşağının güneybatı ucunda yer aldığından, kışın kuzeydoğu alize rüzgarlarının, yazın da doğu ve kuzeydoğudan esen rüzgarların etkisinde kalır. Gulf Stream’I oluşturan sıcak akıntılar da kıyı şeridi boyunca yumuşatıcı bir etki yaratır. İklim Kurak (kasım-nisan) ve yagisli (mayis-ekim) iki mevsimle belirlenen yarı tropik bir yapı gösterir.
Yıllık ortalama sıcaklık 26 C düzeyindedir. Ocak (23 C) Ve Ağustos (28 C) ortalamaları arasında az bir fark vardır. Büyük bölümü tropik fırtınalar sırasında düşen yıllık yağış miktarı ülke genelinde 1380 mm’ye kadar iner. Haziran-Ekim arasında görülen ve saatte 265 km’ye varan bir hıza ulaşabilen kasırgalar bazen büyük yıkımlara yol açar.
Bitki Örtüsü ve Hayvan Varlığı:
Küba’nın zengin bitki örtüsü şeker kamışı, kahve ve pirinç plantasyonlarının açılmasıyla büyük ölçüde daralmış olmasına karşın, hala birçok değişik turu kapsar. Çam, maun, abanoz, kral palmiyesi ve kapok ormanları çok değerli bir kereste kaynağı oluşturur. Bir tür ulusal simge olan ve hemen bütün kırsal yörelerde yetişen kral palmiyesi ağaçlarının boyu 15-23 m’ye ulaşır.
Ülkenin batı bölgelerine özgü palmiye benzeri ender bir ağaç olan Microcycas calocoma Kretase (Tebeşir) dönemine (y.136-65 milyon yıl önce) uzanan geçmişiyle bir tür “canlı fosil” sayılır.
Çok geniş bir alanı kaplayan turunçgiller arasında limon, portakal ve greyfurt sayılabilir. Öteki yaygın meyve ağaçları avakado, kavunağacı ve guanabandır. Muz plantasyonları ve mangrove örtüsü de önemli bir alanı kapsar. Ülkenin orta ve batı kesiminde savanlar hayvan otlatma açısından önem taşır.
Özellikle omurgasız hayvan ağırlığı bakımından çok zengin olan Küba’da 7 bini aşkın böcek türü ile 4 bin kadar kara ve su yumuşakçası türü yaşar. Güneybatı kıyılarının açığındaki süngerlerin yanısıra yenebilir kabuklular da bol miktarda bulunur. Büyük bir örümcek türü olan tarantula ve akrep de sık sık rastlanan eklembacaklılardandır. Denizlerde 500 den fazla yenebilir balık türünün dışında 35 kadar köpekbalığı türü yaşar.
Küba’ya çok sayıda göçmen kuş uğrar. Adaya özgü kuşlar arasında flamingo, alaycıkuş ve kolibri sayılabilir. Başlıca kara sürüngenleri iguana ve Küba’nın en iri yılan türü olan zehirsiz “maja de Santa Maria”dır.(epicrates angulifler). Bataklıklarda iki timsah türü yaşar. Kara ve deniz kaplumbağaları birçok türü kapsar. Adada daha çok küçük memeli hayvanlara rastlanır. Fareyi andıran ender bir böcekçil türü olan ve yalnızca doğudaki  ıssız yörelerde bulunan solenodonun soyu tükenmek üzeredir. Öteki önemli memeliler yenebilir bir kemirici olan hutya ile ırmak ağızlarında yaşayan manatidir. Sivrisinekleri ve zararlı böcekleri yok eden tropik yarasaların biriktirdiği guano gübre olarak değerlendirilir.
Yerleşme Dokusu
Küba’da daha çok doğal yapıya ve geçim kaynaklarına dayalı bir bölgesel farklılaşma görülür. En geniş alanı kaplayan batı bölgesi ülke nüfusunun yarıya yakınını barındıran zengin bir tarım bölgesidir.Yer yer ovalar ve bataklıklarda kesintiye uğrayan yükseltilerin egemen olduğu Orta bölge tütün üretimi, madencilik ve sanayide önemli bir gelişme sağlamıştır. Camaguey- Maniabon bölgesi hayvancılığın öne çıktığı eski bir penepleni kaplar. Sarp yüzey şekilleri ve öteki bölgelerden kopukluğuyla ayırt edilen Doğu bölgesi ormanları, su kaynakları ve maden yatakları açısından önem taşır.
NÜFUS
Etnik ve Dinsel Yapı
Küba’nın oldukça karmaşık bir yapı gösteren nüfusu, geçmiş yüzyıllarda adaya değişik etnik toplulukların yerleşmesinin bir ürünüdür. İspanyol istilasından önce sayıları 80-100 bin dolayında olan yerliler yarım yüzyıla varmadan büyük ölçüde ortadan kalktığından ve sonraları öteki topluluklara karışarak eridiğinden, günümüzde yalnızca adanın doğu ucunda, yerli özelliğini koruyan birkaç aile kalmıştır.
Şeker plantasyonlarında çalıştırılmak üzere Afrika’dan getirilen kölelerin soyundan gelen siyahlar toplam nüfusun yüzde 12 sini oluşturur. Büyük çoğunluğu İspanyol kökenli olan Avrupalı göçmenlerin 19. yüzyıl başlarındaki yoğun akını, beyazları adanın en kalabalık topluluğu durumuna getirmiştir. Günümüzde beyazların toplam nüfus içindeki oranı üçte ikiye yakındır. Avrupalılarla Afrikalıların karışmasıyla ortaya çıkan ve özellikle 20.yüzyılda sayıları artan Mulattoların oranı yüzde 22’ye ulaşmıştır.
Köleliğin kaldırılmasından sonra tarım işçisi olarak getirilen Çinliler’den yalnızca küçük bir topluluk etnik kimliğini korumuştur. Beyazların ve Mulattoların ekonomi, siyaset ve kültür alanında uzun süren üstünlüğüne karşın, son yıllarda giderek artan karşılıklı evlilikler sonucunda etnik kaynaşma yönündeki eğilim giderek güçlenmektedir.
Bütün ülkede resmi dil olan İspanyolca konuşulur. Etnik çeşitlilikten kaynaklanan ağız farklılıklarına karşın, yerel lehçeler gelişmemiştir. Konuşma dilinde bazı yerli ve Afrika kökenli sözcüklere rastlanır. Kübalıların konuşma biçimini ayırt eden yumuşak genizsel aksan ve ritmik tonlama Afrika etkisini yansıtır.Geçmişte Küba toplumunda büyük ağırlığı olan Katoliklik, sosyal yönetimden sonra etkisini yitirmiş olmakla beraber yüzde 40’a varan bir oranla en yaygın din olma özelliğini korumaktadır. 1960’ların başında kilise ile devlet arasında çıkan çatışma nedeniyle birçok din adamının ülkeden ayrılmasından ya da sınırdışı edilmesinden sonra, ilişkiler de belli bir düzelme sağlanmıştır. Katolik azizlerle özdeşleştirilmiş belirli Afrika tanrılarına tapınmaya dayanan Santeria dinine bağlı olanlar ve Protestanlar başlıca dinsel azınlıkları oluşturur.
Demografik Özellikler
Nüfus yoğunluğu (1992) kilometrekare başına 98 kişidir. Kentlerde oturanların toplam nüfus içindeki oranı (1990) yüzde 73’tür. Kırsal kesimden kentlere, özellikle de Havana’nın dış mahallelerine yönelik yoğun göçler 1970’lerde devletin aldığı önlemlerle büyük ölçüde durmuştur. 1950 öncesinde dışarıdan büyük miktarda göç alan Küba’da bu eğilim yakın dönemde tersine dönmüştür.
Geçmişte oldukça yüksek olan doğal nüfus artış hızı günümüzde dünyanın ortalamasının altında bir düzeye inmiş durumdadır. Öte yandan ölüm oranı da aynı hızda olmamakla birlikte düzelen ikinci önemli ürün olan sağlık koşullarına bağlı olarak 1991’de binde 7 gibi düşük sayılabilecek bir düzeye inmiştir. Yaşam istatistiklerindeki köklü değişiklikler, nüfusun yaş gruplarına göre dağılımında da görülür.
EKONOMİ
Küba’da büyük ölçüde şeker, tütün ve nikel üretimiyle ihracatına dayanan ve merkezi planlamaya göre yönlendirilen  bir ekonomi yürürlüktedir. Geri ve dışa bağımlı bir ekonomiyi devralan sosyalist yönetim, eski SSCB’den alınan geniş çaplı yardımlarla kapsamlı bir kalkınma program uygulayarak özellikle tarımda önemli bir dönüşüm sağlanmıştır.
Buna karşılık sanayide yapısal bir değişimi hedef alan planlardan alınan sonuçlar hala sınırlı sayılabilecek bir düzeydedir. Tüketim mallarında sık sık ortaya çıkan tıkanıklıklar bir başka ekonomik sıkıntıyı oluşturur. Değişik verilere göre kişi başına düşen milli gelir yaklaşık 2000 ABD Doları’dır.
Toplam iş gücünün yaklaşık beşte birine iş olanağı sağlayan tarım sektörünün ekonomiye katkısı yüzde 16 düzeyindedir. Devrim sonrasında uygulanan iki toprak reformuyla (1959, 1963) kamulaştırılan eski latifundio (büyük çiftlik) topraklarında makineleşme, sulama ve üretimi modernleştirme yoluyla verimlilik düzeyi önemli ölçüde artırılmıştır. Öte yandan küçük çiftçilerin araziler ellerinde bırakılırken, birçok kiracıyıda işlediği araziyi mülk edinme olanağı tanınmıştır. Böylece tarımda özel mülkiyetin sürmesine izin verilmekle birlikte, kişi başına arazi 66 hektarla sınırlanmıştır.
Temel gıda ürünlerini oluşturan pirinç ve fasülye üretimi iç gereksinimi karşılamaktan uzaktır. Ayrıca mısır, tatlı patates, patates, domates ve manyok yetiştirilir. Birçok gıda ürününün yanısıra yağlı tohumlar ve pamuk da ithal edilir. En önemli ticari ürün daha çok devlet çiftliklerinde yetiştirilen şeker kamışıdır. İhracat gelirleri içinde şeker kamışının payı dörtte üçe yaklaşır. İkinci önemli ürün olan tütütnün büyük bölümü ihracata dönük puro üretiminde kullanılır. Turunçgil ve kahve üretiminde de küçümsenmeyecek bir ilerleme sağlanmıştır. Öteki önemli ürünler arasında muz, ananas ve kakao sayılabilir.
Ülkenin orta ve batı kesiminlerinde yaygın hayvancılık yapılır. Sığır varlığı 6.4 milyon başı bulur. Domuz ve at yetiştiriciliği de önemlidir. Devletin yaptığı geniş çaplı yatırımlarla balıkçılık son derece gelişmiştir. Önemli deniz ürünlerinin başında istakoz ve ton balığı gelir. Ormanlar ülke topraklarının yalnızca altıda birini kaplar. Bununla birlikte kereste üretimi ekonomiye önemli bir katkıda bulunur.
Küba maden kaynakları bakımından orta düzeyde ülkeler arasında yer alır. Madenciliğin temelini ihracat gelirleri içinde önemli bir payı bulunan nikel oluşturur. Ayrıca demir cevheri, kobalt, kromit, manganez ve bakır ile az miktarda kurşun, çinko, altın, gümüş ve tungsten çıkarılır. Kireç taşı, alçı, kayatuzu, dolomite, kaolin ve mermer rezervleri de yüksektir. Sınırlı bir düzeyde olan petrol yatakları ülkenin kuzeybatısında, kuzey kıyılarında ve Jatibonico del Sur Irmağı çevrelerinde bulunur. Petrol gereksiniminin büyük bölümü dışardan sağlanır.
Geleneksel sanayi dalları olan şeker üretimi ve gıda işletmeciliği imalat sektöründeki ağırlığını korumaktadır. Sanayiyi çeşitlendirme çabaları özellikle dünya şeker fiyatlarının düştüğü 1970’lerin sonlarında hızlanmaya başlamıştır.
Başlıca sanayi ürünleri arasında çelik, çimento, gübre, dokuma, dayanıklı tüketim malları, tarım makineleri, lastik, puro, sigara ve kağıt sayılabilir. Yıllık elektrik üretimi (1990) 16.2 milyar kW-sa düzeyindedir. Bunun büyük bölümü ithal yakıtla çalışan termik santrallerden elde edilir. Hidroelektrik santrallerin katkısı cok sınırlıdır. 1980’lerin sonlarında alınan yardımla nükleer enerji üretimine başlanmıştır.
Hükümete bağlı Merkezi Planlama Kurulu ekonomiye yön veren en önemli organdır. Bu kurulda ekonomiyle ilgili bakanların ve genel müdürlerin yanısıra iktisadi devlet kuruluşlarının yöneticileri ve yerel işletme temsilcileri yer alır. Fiyat ve ücret denetimiyle kota sistemi sıkı bir biçimde uygulanır. Bütün işyerlerinde üretim ile ilgili yönetim kuralları, parti hücreleri ve sendika şubeleri kolektif bir örgütlenme içinde çalışır.Ülkenin tek sendikal kuruluşu olan Küba İşçi Konfedarasyonu (CTC) partinin denetimindedir. Kalifiye işçi açığı önemli bir sorun oluşturur.
1991’e değin Küba’nın başlıca ticari ortağı SSBC’ydi. SSCB yardımlar, krediler ve ticaret anlaşmalarıyla Küba’ya mali destek sağlamaktaydı. Küba’nın ticari ilişki içinde olduğu öteki ülkelerin başında Çin, Japonya ve İspanya gelir. En önemli ithalat kalemleri madeni yakıt ve yağlar, makine ve ulaşım araçları temel mamul mallar ve gıda ürünleridir. Turizm son yıllarda yeniden eski  canlılığını kazanmıştır. Özellikle Kanada, İspanya ve Meksika’dan gelen turistler adaya önemli miktarda döviz bırakır.
Küba’nın diğer ülkelerle deniz ulaşımını sağlayan büyük bir ticaret filosu vardır. Adanın hemen her yanında bulunan limanların en önemlileri Havana, Cienfuegos, Santiago de Cuba ve Guayabal’dir.Demiryolu ağının büyük bir bölümü şeker sanayisine hizmet verir. En önemli karayolu, adayı boydan boya geçen Merkezi Karayoludur. Havana bütün önemli merkezlere karayoluyla bağlanır. Havana, Santiago de Cuba ve Camaguey havalimanları uluslararası seferlere de açıktır.

YÖNETSEL VE TOPLUMSAL KOŞULLAR
Küba’nın tek parti egemenliğine dayalı sosyalist bir devlet yapısı vardır. Küba Komünist Partisi’nin (PCC) devlet yönetimindeki ağğırlığı 1976 Anayasasında açıkça belirtilmişir. Demokratik merkeziyetçiliğe dayalı bir örgütlenme yapısı olan PCC’nin 16 üyeli Politburo’su yönetimle ilgili karar ve politikaları saptayan en üst organdır.Politburo bütün resmi kurum ve kuruluşları denetler. Küba Işçi Konfederasyonu, Devrim Savunma Komiteleri(CDR), Küba Kadın Federasyonu(FMC), Küçük Çiftçiler Ulusal Birliği (ANAP) ve Genç Komünistler Örgütü gibi kitle örgütleri partinin toplumun değişik kesimleriyle ilişkilerini sağlayan önemli araçlardır.
Devrimin sonrasında uzun yıllar yönetimin hukuki çerçevesini belirleyen Temel Yasa’nın yerine geçmek üzere 1965’te hazırlanmaya başlayan ve 1976’da halkoyuna sunularak yürürlüğe giren anayasaya göre yasama yetkisini Halk Iktidari Ulusal Meclisi kullanır. Sayıları 169’a varan belediye meclislerinin beş yıllık bir dönem için seçtiği 510 üyeden oluşan bir meclis yılda iki kez toplanır. Bu oturumlar arasında meclisin kendi üyeleri arasında seçtiği Devlet Konseyi daimi organ olarak görev yapar. Üyeleri atamayla göreve gelen Bakanlar Konseyi yürütme organı olarak günlük devlet ve idare işlerini yürütür. Devlet ve hükümet başkanı konumunda olan Devlet Konseyi başkanı aynı zamanda Bakanlar Kuruluna başkanlık eder.
Yargı sisteminin başında 1973’teki düzenlemeyle kurulan ve dört daireden oluşan Yüksek Halk Mahkemesi bulunur. Mahkemenin yargı yetkisi ceza, hukuk ve idare davalarının yanısıra devlet güvenliğine karşı işlenen suçları ve askeri suçları kapsar.
Altı yıla kadar hapis cezasının öngörüldüğü davalara il halk mahkemeleri bakar. Devrim Silahlı Kuvvetleri(FAR) dört orduya ayrılmış kara kuvvetlerini yanısıra savaş gücü yüksek hava ve deniz kuvvetlerinden oluşur.
Küba’nın gelişmiş sosyal sigorta sistemi emekli, dul ve yetim aylığının yanısıra hastalık, annelik, iş kazası ve işgörmezlik yardımı gibi çeşitli hizmetleri kapsar. Tıbbi bakım ve tedavi bütün yurttaşlar için parasızdır. Personel ve araç bakımından tam donanımlı modern sağlık kuruluşları ülkenin hemen her yanında bulunur. Sağlık koşulları genelde yüksek bir düzeye ulaşmıştır. Ortalama ömür (1991) kadınlarda 78 yıl, erkeklerde 73 yıldır. Bebek ölüm oranı öteki Latin Amerika ülkelerine göre düşük düzeydedir. Devrim sonrasında uygulanan programlarla barınma koşullarında büyük bir düzenleme sağlanmış ve ailelerin çoğu konut sahibi durumuna gelmiştir.
Eğitim bütün kademelerde parasız ve 6-11 yaşlar arasında zorunludur. Marksist ilkelere dayandırılmış olan eğitim sisteminde ders programlarını pratik uygulama ve çalışmayla birleştirilen bir yöntem izlenir. Yetişkinlere yönelik eğitim programlarına da önem verilmektedir. Yüzde 96’ya varan okuryazar oranıyla, bu alandaki hedefler büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir.
Kitle iletişim araçları devletin denetimindedir. En yüksek tirajli günlük gazete PCC’nin yayın organı Granma’dir. Eğitim alanında radyo ve televizyon yayınlarından geniş biçimde yararlanılır.
KÜLTÜREL YAŞAM
Küba devrimle birlikte ekonomik ve toplumsal hedeflere ulaşma açısından büyük önem verilen kültürel alanda hızlı bir dönüşüm içine girmiştir. Bu amaçla çeşitli sanat dallarında yürütülen çalışmaları Ulusal Kültür Konseyi (CNC) yönlendirir.
CNC’nin gözetiminde etkinlik gösteren ulusal tiyatro toplulukları sahneye koydukları nitelikli oyunlarla ülke dışında da adlarını duyurmuşlardır. Küba müziği köken bakımından İspanyol ve Afrika etkisinin belirgin izlerini taşır. Müzik şenliklerinde her tarzda müzik parçalarına yer verilir. Konser veren müzik toplulukları geleneksel charanga’lardan populer orkestralara kadar uzanır. Ulusal Senfoni Orkestrası’nın başkent dışında da turneler düzenleyen çeşitli bölümler vardır. Opera, operet ve bale gibi dallarda da önemli bir gelişme sağlanmıştır. Küba’nın bu alanda yetiştirdiği en büyük sanatçı, dünya çapında ünlü Küba Ulusal Balesi’nin kurucularından ve klasik balenin tanınmış yorumcularından olan Alicia Alonso’dur. 2000’li yıllarda ise Buena Vista Social Club adlı müzik grubu damgasını vuruyor.
1959’da Küba Bilimler Akademisi çerçevesinde oluşturulan  Etnoloji ve Folklor Enstitüsü, Küba’nın kültürel mirasının derlenmesinde önemli çalışmalar yapmıştır. Enstitü’ye bağlı Ulusal Folklor Topluluğu özgün Afrika-Küba dans gösterileriyle  yurtdışında da ün kazanmıştır. Öteki önemli çalışmalar arasında Siyah gelenekleri üzerine öncü araştırmalarıyla tanınan Fernando Ortiz’in yapıtları ve Las Villas Üniversitesi’nin halk kültürüyle ilgili alıştırmaları sayılabilir.
Küba edebiyatının özellikle şiir alanında zengin ve nitelikli bir mirası vardır. 19.yüzyılda yaşamış şair Jose Marti’nin yapıtları bugün de ilgiyle okunmaktadır.20.yüzyılın önde gelen yazarları arasında Nicolas Guillen, Alejo Carpentier ve Jose Lezoma Lima sayılabilir. Çağdaş yazarların yapıtlarında genellikle devrimle ilgili konular ağır basar. Son yıllarda devletin desteğiyle sinema alanında önemli adımlar atılmıştır.
Mail Grubuna Katıl
Travelterminal.net sitesinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin hakları TEK TURIZM İNŞ.TESKT. SAN. ve TİC. Şirketine aittir. Hiç bir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz veya kopyalanamaz. Tüm içerik bilgilendirme amaçlı olup değişiklik olması durumunda Travelterminal.net sorumlu tutulamaz.