travelterminal.net'e Hoşgeldiniz Lütfen giriş yapmadan önce aşağıdaki bilgileri okuyunuz.
Kullanıcı Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
ÜYE GİRİŞİ
 
 
ÜYE KAYIT
 
 

Lübnan

Başkenti : Beyrut
Lübnan
Dili : Arapça
Para Birimi

:

Lübnan Lirası
Dini : %59 Müslüman,  
%39 Hristiyan, 
Önemli Şehirleri : Beyrut  

Özet Bilgi
Konum: Doğu Akdeniz kıyısında bir Arap ve Ortadoğu ülkesidir
Yüzölçümü: 10.452km2
Nüfus: Yaklaşık 4 milyon S
ınır ülkeler: Kuzeyinde ve doğusunda Suriye, güneyinde İsrail
En yüksek noktası: Kuernet-es Sauda 3088m.
Doğal kaynaklar: Petrol Dil:  Arapça
İklimi: Akdeniz iklimi görülmektedir. Kıyı şeridinde kışlar genellikle soğuk ve yağışlı geçer, yazlar ise sıcak ve nemlidir.

Lübnan Cumhuriyeti  Doğu Akdeniz kıyısında bir Arap ve Ortadoğu ülkesidir. Başkenti Beyrut'tur. Tarihteki Fenike uygarlığının vatanı Lübnan ve kıyılarıdır. Kuzeyinde ve doğusunda Suriye, güneyinde İsrail yer alır. Yüzölçümü 10.452 km², nüfusu 3.874.050 'dir. Halkın tahminen %64.7'si Müslüman, %35'u Hristiyan, %1.3'ü ise Dürzi. Lübnan'ın resmi dili Arapça'dır. Fakat 1932 yılından beri nüfus sayımı yapılmadığından ve halkın dini kimliği sorulmadığından, ve Lübnan İç Savaşından dolayı oluşan göç ve demografik değişiklikten, dolayı Hıristiyanların sayısı hızla azalmıştır ve Müslümanların (özellikle Şiilerin) sayısı hızla artmıştır.
Beyrut
Beyrut
Beyrut  Lübnan'ın başkentidir. Nüfusu 1,5 milyonun üzerinde olan Beyrut, deniz etkisinden biraz korunan bir körfezin kıyısındadır.
Beyrut'ta tipik bir Akdeniz iklimi görülür. Uzun yıllar Ortadoğu'nun ekonomik, fikri ve kültürel merkezi olan Beyrut, 1970'lerden sonra başlayan toplumsal ve siyasal karışıklıklar ve bu yüzden patlayan Lübnan İç Savaşı (1975-1991) sonucu bu özelliğini kaybetmiştir.
Beyrut, Osmanlı döneminde planlı bir gelişme göstermişti. 1943'te Lübnan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra gelişigüzel ve hızlı bir büyüme dönemine girmiştir.
İç savaştan önce Beyrut nüfusu içinde Hıristiyan ve Müslümanların sayısı hemen hemen eşitti. Şimdi Müslümanlar çoğunlukta. Halkın büyük çoğunluğunu meydana getiren Araplar, Lübnanlıları, Filistinli mültecileri, Suriyelileri ve başka göçmen Arap cemiyetleri de içine alır. En büyük ve tek etnik azınlık Hıristiyan Ermenilerdir. Ama Hırıstiyan Araplar gibi iç savaş yüzünden ve sonrasında sayıları göçle azaldı ve azalmaya devam etmektedir.
Beyrut'un doğusu Hıristiyan, batısı ise Müslüman çoğunluktadır. Eskiden Müslüman topluluğun çoğunluğu Sünni iken 1960'lardan sonra göçler sonucu Şiilerin sayısı giderek artmıştır. Batı Beyrut'un bazı bölümlerinde küçük Dürzi toplulukları da yaşar.
Beyrut, 1950-70 yılları arasında Ortadoğu'nun gözbebeği idi. Lübnan'ın serbest ekonomi ve döviz sistemi, altın esasına dayalı istikrarlı ve konvertibl parası, banka hesaplarının gizliliğini sağlayan kanunları, çekici banka faizleri Beyrut'u Arap zenginlerinin bankacılık merkezi haline getirdi. Ayrıca deniz ve hava yoluyla dünyaya açılması ve yabancı firma ve bankalar içinde Ortadoğu'ya girmek açısından ideal bir üs olan Beyrut, serbest liman bölgesiyle Ortadoğu'nun en büyük antreposu oldu. Şehirdeki Beyrut Amerikan Üniversitesi, Saint Joseph Üniversitesi, Lübnan Üniversitesi ve Beyrut Arap Üniversitesi Arap ülkelerinden pekçok talebeyi Beyrut'a çeken bir faktördü. Ancak 1970'lerden sonra başlayan iç karışıklıklar ve Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra Filistin Kurtuluş Örgütünün (FKÖ) karargahını buraya taşıması ve devlet otoritesinin ve düzeninin zayıflaması Beyrut'un cazibesini kaybettirdi. Bu toplumsal ve siyasal karışıklıklar gittikçe artarak 13 Nisan, 1975'de iç savaşa yol açtı. İç savaş Beyrut'un çok ağır maddi hasarına ve can kaybına yolaçtı. Savaş 1991 yılında sona erdiğinde Beyrut bir harabeye dönüşmüştü ve 150.000 Lübnanlı can vermişti. Kentin merkezi onarlımasına ve maddi olarak biraz toparlanmasına rağmen geleceği hala belirsizdir. 12 Temmuz 2006 tarihinde başlayan 2006 İsrail-Lübnan Krizi'nde İsrail’in hava saldırıları sırasında Beyrut kenti, özellikle güney kısmı ağır hasar görmüştür.


Hamra, Rawsheh
Beyrut’un guney kesiminde yer alan Hamra bir zamanlar sehrin en guzel yerlerindenmis. Bugun Hamra caddesi yine Beyrut’un kalbinin attiigi yer. Beyrut gune ve yasama burada basliyor, hatta gercek Beyrut burasi denilirse yanlis olmaz. Burada dunyaca unlu markalarin magazalari, restoran ve kafeleri bulunuyor. Beyrut’ta giysi alisverisi icin en onemli adres Hamra caddesi, ancak fiyatlar cok pahali. istanbul’dan bir benzetme yapmak gerekirse Hamra caddesi, istiklal Caddesi’nin arac trafigine acik oldugu yillardaki haline benziyor. Rawsheh, yaklasik 7-8 km’lik bir kordonla Beyrut sahillerinin en guzel kesimini olusturan bolge.
Özgurluk Meydani,, Monot
Beyrut’un merkezi olarak yeniden yapilandirilan bolge ic savas sirasinda en kanli carpismalarin oldugu “Yesil Hat” diye bilinen sinir. O nedenle buraya “Ozgurluk Meydani” adi verilmis, meydanda sehitler adina yapilmis bir anit da yer aliyor. Meydanin hemen yan tarafinda kalan ve “Downtown” olarak adlandirilan yerde kisa bir tur yaptiginizda tarihi Omer Camii, Parlamento Binasi, tarihi kiliseler ve Roma imparatorlugundan kalintilari bir arada gorebilirsiniz. insaati bittiginde Beyrut’un en buyuk cami olacak dort minareli cami de hemen meydanin yanibasinda. Bu bolgede yer alan ve savastan zarar gormus binalarda yapilan restorasyon calismalari cok etkileyici. Yine bu bolgede kafeler, restoranlar, alisveris merkezleri hemen hemen her yerde karsiniza cikiyor.
Downtown’daki restoran ve kafelerde her kesimden insana rastlamak mumkun burada bircok bar da var, ancak eglencenin asil duragi Monot caddesi. Bu da meydanin ust kesiminde yer alan daracik uzun bir cadde. Caddenin uzerinde ve caddeye acilan sokaklarda 200’un uzerinde bar, restoran ve kafe var, civil civil bir yer. Ancak hareket gece saat 22.00 - 23.00 gibi basliyor, burasi ayni zamanda sehrin en luks eglence yerlerinin bulundugu cadde.
Gece hayatinin kalbi ise Achrafieh semtindeki Monot Street'te atiyor. Burada birer tasarim ve mimari harikasi olan gece kulupleri, barlar ve restoranlar birbiri ardina siralaniyor. Nitekim Beyrut'un gece hayatiyla hicbir Avrupa kentinin boy olcusemeyecegi soylentisi artik gercegin ta kendisi olmus durumda.
Place de L'Etoile
Sehrin en populer mekanlari Place De L'Etoile'in etrafinda diziliyor. Tipki bir yildizin kollari gibi bu meydanda birlesen guzel sokaklar gunun her saati ama ozellikle de aksam yemegi saatinden sonra tiklim tiklim oluyor. Restore edilmis sik binalarin alt katlarinda acilan café, restoran ve pastaneler gercekten hem davetkâr hem de fiyat acisindan son derece uygun. Butun bu sevimli mekanlarin icinde en eglenceli olanlari ise elma kokulu nargilelerin fokurdatildigi acik hava mekanlari.
Dog River, Jounieh, Teleferik, Mameltein
Dog River (Kopek Nehri) Beyrut’un merkezinin 15 km kadar kuzeyinde yer alan ve her ne kadar bundan sonra da kesintisiz kilometrelerce devam etse de, Beyrut’un kuzeydeki siniri olarak kabul edilen kucuk bir nehir. Cok eskiden cevrede yasayan kurtlardan dolayi Wolf River (Kurt Nehri) olan adi sonraki yillarda kurtlarin tukenmesi nedeniyle Dog River’a donusmus, Nehrin en onemli ozelligi iki magaranin icinden gecerek olusmasi, bu nedenle kaynaginin neresi olduiu da bilinmiyor. Magaralar ise tek kelimeyle doga saheseri. Binlerce sarkit ve dikitin bir sanat abidesi gibi olusturduiu yuzlerce metrelik magara duvarlari insanda hayranlik ve saskinlik karisimi bir duygu uyandiriyor. Magaralarin birinde kayikla kisa bir gezinti yapmak da mumkun.
Dog River’dan kuzeye devam ettikten 5 km kadar sonra, Beyrut’un sayfiye yerlerinden Jounieh’ye vardik. Burasi yeni gelisen, genellikle zengin kesimin oturdugu, son zamanlarda hem yaz hem kis mevsiminde tercih edilen luks bir semt. Burda, semtin sahip oldugu genis kumsalin, yat limaninin, kumarhanelerin payinin oldugu kadar, kayak merkezine yakinliginin da etkisi buyuk. Oyle ki, hava acik oldugu zaman denize, kapali oldugu zaman kayaga giden bircok insan var. Daglar sahilin hemen yanibasindan itibaren yukseliyor, sahile yakin bir yerde kurulu teleferikle tepelere cikmak ve muhtesem Jounieh koyunu kusbakisi seyretmek mumkun.
Mameltein Jounieh’de gece eglencesinin doruga ciktigi yer, hemen her kosede bar, restoran, gece kulubu yer aliyor. Ancak burada eglence baska bir kimlige burunuyor, eski Sovyet cumhuriyetlerinden gelen danscilarin sahne aldigi revuler ve buna benzer tarzdaki eglence Mameltein’in gece yasamina damgasini vurmus durumda.
Sahil
Sakin aksam yuruyusleri icin en uygun adres ise, Kordon Boyu olarak adlandirabilecegimiz Corniche. Guvercin Kayaliklari'na kadar Akdeniz'e nazir yapilan bu yuruyusten yorgun dusenler, acik hava café'lerinden birinde soluklanabiler.
Ulusal Muze
Tarih ve arkeolojiye meraklilar Milli Muze'yi mutlaka gormeli. Binlerce eser ulkenin zengin gecmisini tum ihtisamiyla gozler onune seriyor.

Bekaa Vadisi

Baalbek'e giderken Bekaa Vadisi'nin en onemli kenti Zahle'deki sarap mahzenlerini gezip Bekaa saraplarini tadabilirsiniz. Bekaa Vadisi’nin uzum baglari arasinda, Ksara ayni zamanda, mahzenlerini gezip her yil Fransa’da oduller alan saraplarini tadacagimiz sarap evinin adi. Baalbek'te dunyanin en buyuk Roma tapinaklarinin kalintilari var, Bakus tapinagi, Unesco’ya “Dunya Mirasi” oldugunu coktan kabul ettirmis unlu Baalbek kasabasinda; kendisi kadar ayakta kalamamis olan Zeus (veya Jupiter) tapinaginin hemen yaninda. Bugun dunyanin en unlu muzik festivallerinden biri, Temmuz ayinda Baalbek’te yapiliyor...Bakus en iyi korunan Roma tapinaklarindan. Bunun sebebi ise uzun yillar kumlara gomulu kaldigi icin depremlerden hic etkilenmemis.
Byblos
Dunyanin surekli iskan gormus en eski kenti Byblos, Fenikeliler tarafindan, yaklasik 8000 yil once kurulmus bir kent... Hikayenin bizim icin en guzel tarafi ise, harflerin sembol yerine seslere tekabul ettigi ilk alfabeyi, bu sehirde yasamis insanlarin icat etmis olmasi...Zaten Byblos (“Bible” sozcugu de burdan dogmus) “yazi” veya “kitap” demek! Bu, kitap ve okuma tutkunlari icin adeta bir kutsal ziyaret. Byblos’un kalintilari kadar, eski carsisi, baharatcilari, kucuk balikci limani ve limanda bulunan “café”leri de cok ilginc. Bu “café”lerden birini, 60’li yillarin unlu kazanovasi Pepe isletiyor. Belki inanmayiz maceralarina diye, duvarlarini kanit fotograflarla suslemis. Kahve molasi icin durdugunuzda siz de goreceksiniz... Byblos'un eski carsisinda ise Lubnan daglarindan toplanmis fosiller satiliyor.
Jeita Mağarası
Jeita Mağarası Beyrut’a 18 km. uzaklıkta. Dünyanın en büyük kireçtaşı mağaralarından biri... İki kısımdan oluşan mağaranın ilk kısmı (aşağı mağara) 1836 yılında rastlantı eseri bulunmuş. İçinden bir yeraltı nehri geçen mağarada hayal gibi, küçük bir tekne gezisi yapılıyor. Bir de mağaranın 1958 yılında keşfedilen başka bir kısmı var (yukarı mağara)
Diğer Bilgiler
Lübnan'ın en eski tarihi Fenikeliler'le başlar. Fenikeliler'den sonra Lübnan'a sırasıyla Âsurlular, Yeni Babilliler, Persler, Makedonyalılar ve Romalılar sahip oldular. Hazret-i Ömer zamanında, 643 yılından itibaren Suriye'nin fethi için gönderilen İslam orduları, aynı tarihlerde Lübnan'ı da fethetti. Bu arada Suriye'den göç eden Maruni Arapları, Lübnan Dağlarının kuzey bölgelerine yerleştiler. Bugünkü iç karışıklıkların sebepi olan Dürziler ise on birinci yüzyılda güneyden Lübnan'a girdiler.

Lübnan daha sonra Haçlı saldırılarına maruz kaldı ve birçok küçük Haçlı devletçikleri kuruldu. Bunlar da Memlukler zamanında özellikle Baybars ve Kalavun dönemlerinde temizlendi. Osmanlı Devletinin ilk olarak Müslümanların halifesi unvanına da sahip olan padişahı Yavuz Sultan Selim Han, 1516 ve 1517'deki Mısır Seferi sırasında Memlük Devletine son vermiş ve Lübnan'ı da Osmanlı sancağı yapmıştı.

Osmanlı adalet ve idaresindeki Lübnan, özel bir statüye sahipti. Otonom idare sistemiyle yönetilirdi ve ayrı bir vergi (haraç) sistemine tabiydi. Dolayısıyla Lübnan, refah seviyesi yüksek, türlü kolaylıklara sahip ve harplerden uzak bir halde sakin bir sancaktı. Komşu bölgelerin insanları akın akın Lübnan'a göç ederek nüfusu arttırmaya başladı. Bu kadar rahatlığa rağmen Fakreddin Maan adlı bir Dürzi yönetiminde iken, Osmanlı Devletiyle münasebetleri bozuldu. Maan, 1613'te Osmanlı ordusunun korkusuyla İtalya'ya kaçtıysa da 1618'de geri döndü. Mısır'a kadar sınırlarını genişletti. Nihayet 1633'te gerekli cezası verildi.

1799'da Napolyon'a karşı Akka'da, Lübnan idarecilerinden olan Başir-II muharebe ederek Fransızlar bozguna uğratıldı. Lübnan tam 402 yıl Osmanlı idaresi altında kaldı. Son dönemlere doğru Lübnan'da sayıları artan Dürzi ve Maruniler, isyanlar çıkarmaya başlamıştı. Fransızlar Marunileri, İngilizler ise Dürzileri destekliyorlardı. Nihayet Birinci Cihan savaşı sonunda Lübnan, Fransız mandası altına girdi. 1926'da çıkan Dürzi Atraş Paşa isyanı büyük bir katliam sonucu bastırıldı.

Kıtalara hakim Osmanlı Devleti yıkılınca, bütün bölgelerde olduğu gibi Lübnan'da da idari sistem tamamen bozularak karışıklıklar arttı. Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında Osmanlı Devletinin en büyük ve en gelişmiş şehirlerinden biri olan Beyrut, savaş alanına döndü. 1941'de Fransa mandası altında bağımsız oldu. 1943'te manda da kaldırıldı, seçimler yapıldı. Hükümet ve idari sistemde dinlerin eşit etkisi esas olmak üzere hazırlanan Milli Pakt (1943'te) kabul edildi.

Buna göre, Lübnan batı ile dost olan Arap Birliği üyesi bir devlet oluyordu. 1945'te Birleşmiş Milletlere katıldı. Arap-İsrail savaşında,Arap devletleri safında İsrail'e taarruz etti. Savaşın sonunda yurtsuz kalan 400.000 Filistinli, Güney Lübnan'da mülteci kamplarına alındı.
 

 


Lübnan, karışık dini yapıya sahip bir devlet olmasına rağmen sosyal yapının gerektirdiği politik dengenin kurulmasıyla, Ortadoğu'nun en düzenli ve yaşam koşulları oldukça yüksek olan ülkelerinden biri idi.
Ülke istikrarı, Arap-İsrail çatışması sonucu Lübnan'a gelen Filistinliler'in çoğalmasıyla bozulmaya başladı. Özellikle 1970'lerden itibaren Müslümanlar, demografik üstünlüğü elde ettiler ve bu üstünlüğü egemenlik faktörüne yansıtarak ülke yönetiminde Hristiyanlar kadar söz hakkı alma mücadelesine başladılar. Sonuçta; ülkede başlayan Müslüman- Hristiyan mücadelesi, 13 Nisan 1975'den itibaren iç savaşa dönüştü.
1975-1991 Lübnan İç Savaşı; Lübnan, Suriye, Mısır, Kuveyt ve Suudi Arabistan devlet başkanlarının 17-18 Ekim 1976'da Riyad Toplantısında aldıkları kararlarla yeni bir boyut kazandı. Bu antlaşmanın üç ana unsuru şöyle idi:
a. Lübnan'da 21 Ekim'den itibaren ateşkes yürürlüğe girecek ve savaşan taraflar, 1975 Nisan'ından önceki hatlara çekileceklerdir.
b. Lübnan için 30. 000 kişilik bir Arap Barış Gücü teşkil olunacaktır. Bu güç esas itibari ile Suriye askerlerinden oluşmuştur.
c. FKÖ gerillaları Lübnan'da kalmaya devam etmekle beraber, Lübnan'ın egemenlik ve güvenliğine saygı göstereceklerdir.
Bu sonuncu şartı birçok FKÖ gerillası kabul etmedi. İsrail de bunu bildiğinden, Litani nehrine kadar olan Güney Lübnan topraklarını kendi kontrolü altına alıp, bu toprakları kendisi için "Güvenlik Bölgesi" ilan etmiştir.
İsrail kuvvetleri daha sonra Beyrut'u kuşattılar ve bunun sonucunda, Filistin Kurtuluş Örgütü Lübnan'ı terk etmek zorunda kalmıştır. FKÖ unsurları, Lübnan'a çıkan Amerikan, Fransız ve İtalyan askerlerinden oluşan 2. 000 kişilik Barış Gücü himayesinde, 21 Ağustos 1982'de Beyrut'tan ayrıldılar.
FKÖ'yü Lübnan'ı terke muvaffak olan İsrail, 1985 yılında kademeli olarak bölgeden çekilmeye başladı, İsrail'in çekilmesi Müslüman - Hristiyan mücadelesini tekrar başlattı. Bunun üzerine, Suriye Lübnan'a müdahale etmek için harekete geçti. Ayrıca, İran da dolaylı olarak müdahaleye katıldı. 1989 yılı sonlarından itibaren ise, FKÖ tekrar Güney Lübnan'a yerleşmeye başladı. Sonuç olarak; 1970 yılında başlayan Lübnan sorunu ve 1975 yılında başlayan Lübnan iç savaşı, çeşitli aşamalardan geçti. İç savaş Lübnan'da çok ağır maddi hasara ve can kaybına yol açtı. Savaş 1991 yılında resmen sona erdiğinde Lübnan ve Beyrut bir harabeye dönüşmüştü ve 150.000 Lübnan'lı can vermişti. 1992 yılından itibaren İsrail ile FKÖ arasında başlayan olumlu gelişmeler üzerine de olaylar şiddetini kaybetmeye başladı. Fakat, Lübnan, 1976 Riyad Antlaşması ile bölgeye 30 bin kişilik bir askeri güç göndermeye muvaffak olan Suriye'nin belirli ölçüde eyaleti durumuna geldi. Ancak 2005 yılında patlak veren ve eski başbakan Refik Hariri'nin suikastiyle sonuçlanan kriz sonrası bir çok askerini geri çekmistir.
12 Temmuz 2006 tarihinde başlayan 2006 İsrail-Lübnan Krizi'nde İsrail’in hava saldırıları sırasında Lübnan ve Beyrut kenti, özellikle güney kısmı ağır hasar görmüştür ve ekonomisi büyük ölçüde çökmüştür.
Mail Grubuna Katıl
Travelterminal.net sitesinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin hakları TEK TURIZM İNŞ.TESKT. SAN. ve TİC. Şirketine aittir. Hiç bir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz veya kopyalanamaz. Tüm içerik bilgilendirme amaçlı olup değişiklik olması durumunda Travelterminal.net sorumlu tutulamaz.