travelterminal.net'e Hoşgeldiniz Lütfen giriş yapmadan önce aşağıdaki bilgileri okuyunuz.
Kullanıcı Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
ÜYE GİRİŞİ
 
 
ÜYE KAYIT
 
 

Özbekistan

Başkenti : Taşkent
Özbekistan
Dili : Özbekçe
Para Birimi

:

Som (UZS)
Dini : %90 Müslüman,
%9 Hristiyan, %1 Budist  
Önemli Şehirleri : Taşkent, Buhara, Semerkant, Namangan, Fergana
Özet Bilgi

Yüzölçümü: 447.400 km2 (165.000 km2'si Karakalpak Özerk Cumhuriyeti, 281.400 km2'si asıl Özbekistan.)
Nüfusu: 21.905.000 (1993 tahmini). Nüfusun % 41'i şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 69 yıldır. Çocuk ölümlerinin oranı binde 35'dir. Nüfusun % 41'i % 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır.
Km2 başına düşen insan sayısı: 49
Nüfus artış hızı: % 2.2
Etnik yapı: Özbekistan nüfusunun % 71'ini Özbekler oluşturmaktadır. İkinci sırada % 10 orana sahip olan Ruslar gelir. Diğer etnik unsurların başta gelenleri ve genel nüfusa oranları ise şöyledir: Tacikler % 4.7, Kazaklar % 4, Karakalpaklar % 2, Tatarlar % 1.7, Kırım Tatarları % 1. Bunların dışında kalan etnik unsurların oranları % 1'in altındadır. Onların da başta gelenleri şunlardır: Koreliler, Kırgızlar, Ukraynalılar, Türkmenler, Meshet Türkleri, Yahudiler, Azeriler, Başkırtlar, Uygurlar, Çuvaşlar. Bu etnik unsurlardan Ruslar, Koreliler, Ukraynalılar ve yahudiler dışında kalanlar Türk topluluklarıdır. Türklerin tamamına yakını Müslümandır. Ruslar ve Ukraynalılar genellikle ortodoks hıristiyan, Koreliler ise çoğunlukla budisttir. Özbekistan'ın yerli halkı ve en büyük etnik kitle olan Özbekler Türkçe'nin Çağatay Karluk lehçeleri grubuna giren bir lehçesini konuşurlar. Eskiden Arap harfleriyle yazılırdı. Sovyet döneminde kiril alfabesiyle yazılmaya başlandı. Özbekler sünni ve hanefidirler. Çoğunluğu Özbekistan'da toplanmıştır. Ayrıca Afganistan başta olmak üzere komşu ülkelerde de belli bir Özbek nüfus mevcuttur. (Ayrıca Özbekistan'a komşu ülkelerin etnik yapılarına bkz. Diğer Türk unsurlar hakkında da diğer Türk cumhuriyetlerinin etnik yapılarına bkz.)

Coğrafi durumu: Orta Asya ülkelerinden olan Özbekistan doğudan Kırgızistan ve Tacikistan, güneyden Afganistan ve Türkmenistan, batıdan ve kuzeyden ise Kazakistan ile çevrilidir. En yüksek yeri Zeverşan Dağı (4299 m.)'dır. Başta gelen akarsuları Amu Derya ve Sir Derya ırmaklarıdır. Topraklarının % 80'i düzlüklerden ibarettir. Bu düzlüklerin önemli bir kısmını Amu Derya ırmağının güneydoğu kısmında kalan Kızılkum çölü oluşturmaktadır. Kalan topraklarının da önemli bir kısmını dağ kütleleri oluşturmaktadır. Bu dağ kütlelerinin başında Altay dağlarının uzantıları, Tanrı dağları ve Hisar dağları gelir. Topraklarının % 11.2'si tarım alanı, % 48.2'si otlaktır. Özbekistan'da yazlar sıcak, kışlar soğuk geçer. Yazın bazı yerlerde sıcaklık bazen 47 dereceye çıkar, kışın ise - 20 dereceye kadar düştüğü olur.
Yönetim şekli: Özbekistan'da çok partili demokratik sisteme geçilmiştir. Ülke 8 Aralık 1992'de yürürlüğe giren anayasayla yönetilmektedir. Devletin en üst yöneticisi cumhurbaşkanı, hükümetin başkanı ise başbakandır. Cumhurbaşkanı genel seçimle belirlenmektedir. 500 üyeli bir parlamentosu vardır. Parlamento üyeleri de seçimle belirlenir. Özbekistan, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), BDT (Bağımsız Devletler topluluğu) ve IMF (Uluslararası Para Fonu) gibi uluslararası örgütlere üyedir.
Siyasi partiler: Başta gelen siyasi partileri şunlardır: Erk Partisi: 1991'de Özbekistan Yüksek Sovyeti üyesi yazar Muhammed Salih'in liderliğinde kuruldu. Liberal ve milliyetçi bir anlayışa sahiptir. Muhalefet partileri arasında halk içinde en geniş desteğe sahip olan partidir. Halkçı Birlik Partisi: Batıcı ve liberal bir anlayışa sahiptir. Demokratik Halk Partisi: Cumhurbaşkanı İslâm Kerimov'un partisi olan bu parti eski Komünist Parti'nin devamı sayılır. İslâmi Yenilik Partisi: İslâmi bir siyaseti benimseyen bu parti geniş bir kitle tabanına sahip değildir.
İdari bölünüş: 13 ile ayrılır.
Taşkent
Taşkent
Taşkent  Özbekistan Cumhuriyeti'nin başkenti. Özbekistan'ın doğusunda yer alır. Orta Asya'nın nüfus bakımından en büyük kenti olan Taşkent, eski Sovyet Cumhuriyetleri içinde de Moskova , St. Petersburg ve Kiev'den sonra dördüncü büyük kenttir. 1966 yılında yaşanan yıkıcı depremin ardından kent büyük ölçüde yeniden inşaa edilmiştir.
2006 yılı rakamlarında göre şehrin nufusu 2,700,000 dir.
Geniş yolları, yeşil alanları, park - bahçeleri, düzenli yerleşimi, düzenli ve sağlam altyapısı ile kent Sovyet şehir planlamacılığının en önemli örneklerinden biridir.

     
Bölgede bilinen ilk yerleşim M.Ö. 2. yüzyıl dolaylarında kurulan "Ming Uruk - Bin Erik" yerleşimidir. Şehir daha sonraları ; Çaç, Şaş, Şaşkent, Terken, Tünkent ve Binkent isimlerini almıştır. Divân-ı Lügati't-Türk'te Şaş: Taşkend şehrinin adı diye geçer.
751 yılında Araplar tarafından ele geçirilen kent, İpek Yolu güzergahı üzerinde önemli bir nokta olmuştur. Şehir ilk kez 11. yüzyıl dolaylarında Biruni ve Kaşgarlı Mahmut'un yazılı metinlerinde Taşkent adıyla anılmıştır.
9 ve 10. yüzyıllarda Samanî Devleti topraklarında yer alan şehir, 10. yüzyıl sonlarından 13. yüzyıl başlarına kadar Karahanlılar Devleti sınırları içinde olmuştur. Daha sonra bir süre Karahitaylar (Karakitaylılar) tarafından kontrol edilen Taşkent 14. yüzyılda Timur tarafından ele geçirilerek Timur İmparatorluğu'nun en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Timur Heykeli
16. yüzyılın ikinci yarısında Buhara Hanlığı tarafından ele geçirilen şehir, 17 - 18. yüzyıllarda Kazak ve Kalmıklar'ın denetine geçmiş, 1809 yılında Hokand Hanlığı topraklarına katılmıştır.
Hokand Hanlığı'nın zayıflaması ile şehir, 1865 yılında Rusya İmparatorluğu tarafından ele geçirilmiş ve Rusya'nın Türkistan Genel Valiliği merkezi olmuştur.
1899 yılında hizmete alınan Taşkent-Orenburg demiryolu ile şehir Orta Asya'nın en önemli ticari geçiş noktası haline gelen şehir, Kasım 1917'de Sovyet denetimine girmiş, 1918 yılında Türkistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti olmuştur.
1924 yılında kurulan Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti topraklarına dahil olan Taşkent 1930 yılında bu cumhuriyetin başkenti olmuştur.
Taşkent, 1 Eylül 1991 tarihinden bu yana Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Özbekistan Cumhuriyeti'nin başkentidir.
İdari Yapı Şehir, cumhurbaşkanı tarafından atanan ve şehir meclisi tarafından ataması onaylanan vali-belediye başkanı (Özbekçe: Şehir Hakimi) tarafından yönetilir. Ana yönetim birimi "Taşkent Şehir Hakimiyeti" olarak adlandırılır.
Şehir Özbekçe "Tümen" olarak adlandırılan 11 idari bölgeye (ilçe) ayrılmıştır. Bu idari bölgeler; Bektemir, Mirza Uluğbey, Mirabad, Sergeli, Sabir Rahimov, Üçtepe, Çilanzar, Hamza, Şeyhantaur, Yunusabad ve Yakasaray'dır. Bu idari alt bölümler "tümen hakimiyetleri" olarak adlandırılırlar ve "tümen hakimleri" tarafından yönetilirler. Taşkent şehrinde 474 mahalle (Özbekçe: Mahalla) mevcuttur. Mahalleler "reyon" denilen küçük bölgelere ayrılmıştır.
Kültür  Çok sayıda tiyatro, konser, sinema salonları ve üniversiteler bulunan Taşkent, Orta Asya'nın kültür başkenti sayılabilir. Şehir Sovyetler Birliği zamanında Orta Asya'nın Paris'i olarak nitelendirilmiştir
Semerkant
Semerkant
Semerkand,  Özbekistan'ın güney kesiminde kent. Zeravşan ırmağının vadisinde, Taşkent'in 275 km güneybatısında yeralan Semerkand'ın nüfusu 566,000'dir. Önemli bir sanayi (otomotiv sanayisi; traktör yedek parçaları yapımı; besin sanayisi; gübre fabrikaları; dokuma sanayisi; vb.) ve öğretim (Semerkand Üniversitesi) merkezi olan kent, Timur döneminden kalma tarihsel anıtlarıyla (Bibihanım Medresesi, 1399-1404; Timur'un türbesi Gur Emîr, 1405; Uluğ Bey, vb.) çok sayıda turist de çekmektedir.

     
İsim kökeni  Semerkand sözü eski Farsça'da asmara: "taş", "kaya" ve Soğdça kand: "kent", "kale" birleşmesinden gelir.
Tarih  Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Semerkand, antik Yunanlıların Marakanda (eski Yunanca: Μαράκανδα) isminde tanıdığı, M.Ö. 14. yüzyıllarında Zeravşan'nın (Yunanca: Polytimetos) verimli ovasında bir vaha şehri Persler tarıfından kurulmuş ve uzun süre Ahameniş İmparatorluğu'nda önemli bir rol oynamıştır. Eskiçağ'da Soğdlar'ın yaşadığı, M.Ö. 329'da Büyük İskender tarafından alınmştır. Semerkand 6. yüzyılda bir Türk Yabguların etki alanları içindeydi.[3]
İpek Yolu'nun önemli bir kavşağında kurulan kent, tarih boyunca gezginlerin uğrak noktası olmuştur. 14-15. yy'lar Semerkand'ın altın dönemi olarak kabul edilir.
İslâm Dönemi [değiştir] Semerkand, 712'de Müslüman Araplar tarafından fethedilip, Abbasiler zamanında bir mucize olur [4]. Çok gizli olan kâğıt imalâtı 751 yılında Talas savaşından iki Çin tutuklusundan öğrenilir ve İslâm dünyasında ilk kâğıt değirmeni Semarkant'ta yapılır. Bu icat diğer İslâm ülkelerine, daha sonra da Avrupa'ya yayılır. Semerkant, Samanoğulları döneminde iktisadi açıdan hızla gelişmiştir.
1220'de Cengiz Han'ın kontrolüne geçti, şehri tamamen harap etti. Timur'un Semerkant'ı başkent işlan etmesiyle şehir önemli ölçüde gelişti ve önemli bir kültür merkezine dönüştü.
1500'de göçebe Özbekler'den Muhammed Şiban (Şeyban) tarafından Şiban Hanedanlığı kurulmuştur. Muhammed Şiban Cengiz Han'ın ilk karısı olan Börte Ujin Hatun'dan olan en büyük oğlu Cuci'nin  beşinci oğludur. 1282 yılında Şiban (Şeyban) sülâlesi İslâm dinini benimsediler, basamak ve basamak Özbek adını aldıkları varsayılır. Şiban sülâlesinin kurduğu bir başka Şiban Hanlığı olan Sibir Hanlığı İbak tarafından kurulmuş, ve onların en son Hanı Kuchum 1598 yılında görevinden alınıp Rusların kontrolüne geçti.
1499 yılı içinde Özbek Türkleri Semerkant'ı kontrolüne aldı . Şiban sülâlesi Özbekler'e yaklaşık olarak bu zamanda liderlik yapmıştır.
1784 yılında Semerkand Buhara emiri'nin buyuruğuna girmiştir.
Çarlık Rusyası ve Devrim Semerkand, 1868'de Ruslar'a geçerek Türkistan'a bağlandı. 1924'ten 1930'a kadar Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti oldu.
İklimi  Tipik iklim; siması güneşli, sıcak, bazen rüzgarlı ve genellikle kurudur. Kışları yumuşak geçer ve hafif don görülür. Yaz ayları sıcak ve kurudur. Temmuz'daki ortalama gündüz sıcaklığı + 34 °C, ortalama gece sıcaklığı + 18 °C'dir. Ocak ayında en sıcak + 7 °C ve en soğuk - 4 °C olur.
Semerkand'ta tarihi eserler ;
Bibi hanım camii
Gur Emir medresesi
Şah-ı Zinde camii ve türbeleri
eski ticaret çarşısı
Ruhabad türbesi
Semerkand'ta İslâm Mimarisinin en güzel örnekleri bulunur. Şehir UNESCO Dünya Miras Alanları Listesine eklemiştir.
Registan antik Semerkand'tın kalbidir. Anlamı "Kumlu yer" demektir.

 Uluğ Bey Medresesi (1417-1420).
 Sher-Dor (Ser-dar) Medresesi (1619-1636).
 Tilya-Kari Medresesi (1646-1660).
 Uluğ Bey Rasathanesi (1421-1449).
 Semerkand Afrasiyab müzesi
 Timur'un Gur Emîr türbesi
 Shakh-i Zinda (Şah-ı Zinda) türbesi
 Bibi Hanım Camii
 Hazreti Hızır Camii
 Davud Peygamber türbesi
 Zümrüt Hoca Camii
 Bibi Hanım türbesi
 Kok Camii
 Chorsu (Çarsu) antik ticaret merkezi
 Abu Mansur Matridiy (Ebu Mansur el-Matüridî) türbesi
 Rukhobod türbesi
 Aksaray türbesi
 Nisbatdor Hoca Cami
 Abdu Darun Hoca türbesi
 Ishrat-Khana (Ishrathona - İşrethane)
 Namazgâh Cami
 Kok Saray kalıntıları
Buhara
Buhara
Buhara Orta Asya'nın en eski yerleşim bölgelerinden olan ve günümüzde Özbekistan sınırları içinde bulunan tarihî şehir. Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir. Şehirde yapılan Arkeolojik kesit çalışmalarında yaklaşık 20 m kadar derinlikteki alt katmanda; kamusal binalar, askeri tahkim yapıları, çanak-çömlek ve madeni paralar gibi çeşitli arkeolojik buluntulara rastlanılmıştır. Buhara tarih boyunca bölgenin önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri olmuştur.

     
Kalyan minaresi
Buhara çevresindeki insan yerleşimlerinin en az 5000 yıl öncesine kadar uzanır. Şehrin kendisinin ise 2500 yıl tarihi vardır. Tarihte Orta Asya Türk uygarlığı için önemli bir merkez olmuştur. Uzun süre antik Pers İmparatorluğu'nun denetiminde kalan Buhara'da ilk yerleşimler, Aryan göçleri dönemine rastlar.
İran halklarından Soğdlar bölgeye yerleşmiştir. 


Efsaneye göre şehrin kuruluşu 
Buhara surları
Fars destansı şiiri Şahname'ye göre şehir, Pishdak (Pishdādian) Hanedanının mitik Şahı Kai Kavoos'un  oğlu Kral Sıvayuş tarafından kurulmuştur. Efsaneye göre Sıvayuş vezirler tarafından annesini baştan çıkarmakla suçlanmış, suçsuzluğunu kanıtlaması için ateşle imtihana tutulmuştur. Alevlerden yanmadan çıkamasından sonra Oxus nehrini (şimdiki Ceyhun, ya da Amuderya) geçerek Turan'a ulaşmıştır. Semerkant kralı Afrasiab[18] kızı Ferganiza  Siavash (Sıyavuş) ile evlendirir; ayrıca Sıvayuş'a Buhara vahasının beyliğini verir. Sıvayuş burada bir kale ile çevresindeki şehri inşaa ettirir. Ancak birkaç yıl sonra bu sefer kayın validesini baştan çıkarmakla suçlanınca Kral Afrasiab tarafından öldürülür. Bunun üzerine Turan'a saldıran Şah Kai Kavoos, Afrasiab'ı öldürür, oğlunu ve gelinini İran'a götürür.
Tarihi kayıtlarda kuruluşu 
Grek Baktria kralı Ökratides (M.Ö.170-M.Ö.145) dönemine ait bir altın para. 169.2 gram ağırlığı ve 58 milimetre çapı ile Antik dönemde basılmış en büyük altın paradır. Buhara'da bulunmuş, ve Napoleon III tarafından alınmıştır. Cabinet des Médailles, Paris.
Resmi olarak şehir M.Ö. 500 yılında bugün Ark adı verilen bölgede kurulmuştur. Ancak Buhara vahasındaki yerleşimlerin tarihi M.Ö. 3000'lere kadar uzanır. Sapalli kültürü adı verilen ileri bir Bronz çağı kültürü buradaki Varakhsha, Vardan, Paykend, ve Ramitan gibi yerlerde ortaya çıkmıştır. M.Ö. 1500 civarında iklimdeki değişiklik, demir teknolojisi, Aryan göçebelerin gelişi gibi farklı etmenlerin etkisiyle çevre yörelerden vahaya büyük miktarda nüfus akışı gerçekleşmiştir. Sapalli ve Aryan halkları Zeravşan deltasındaki göl ve sulak arazilerin etrafındaki köylerde birlikte yaşamaktaydı. M.Ö. 1000'den itibaren bu iki grup kendine has bir kültür geliştirmeye başladı. Soğd (Sogdian) adı verilen bu kültür M.Ö. 800'e kadar Zeravşan vadisinde çeşitli şehir-devletlerde yayıldı. Bu tarihlerden itibaren Zeravshan deltasının oluşturduğu sulak alan doldurulup yerleşimler oluşturulmaya başlanmıştır. M.Ö. 500 yılına geldiğinde iyice büyüyen bu yerleşimler birleştirilerek duvarla çevrelenmiş, böylelikle Buhara şehri kurulmuştur.
Pers ve Sasani İmparatorlukları [değiştir] Buhara M.Ö. 500 yılında Pers imparatorluğuna vassal devlet olarak bağlanmıştır. Bundan bir süre sonra Büyük İskender'in ve daha sonra da Hellenistik Selevkos, Greko-Baktria, Kuşan imparatorluklarının egemenliklerine geçer. Bu dönem boyunca Buhara Anahita kültünün ve bu külte bağlı ekonominin merkezi olarak işlemiştir. Zervaşan deltasında yaşayan halklar yılda (ay takvimine göre) bir kez ellerindeki eski tanrıça idollerini yenisiyle değitiştirmek üzere bir araya geliyordu. Bu amaçla Mokh tapınağının önünde düzenlenen festival, toprağın verimliliği için de büyük önem taşımaktaydı. Bu tür ticari festivaller sayesinde Buhara bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Çin'in Han Hanedanı İpek yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla kuzeyden gelen göçebe boyları geri püskürtünce, çoktan refaha kavuşmuş olan Buhara kervanlar için bir uğrak haline geldi. Kuşan İmparatorluğunun yıkılmasının ardından Moğolistan'dan gelen Hun boylarının eline geçen Buhara hızlı bir düşüş yaşamıştır.
Sasani İmparatorluğu döneminde Arap işgaline kadar, Buhara Manicilik ve Nasturi Hıristiyanlık için önemli bir merkez olmuştur. İslam ordusu 650 yılında Buhara'yı ele geçirdikten sonra Buhara çok dinli özelliğini yüzyıl kadar devam ettirmiştir. Bunun nedeni büyük ölçüde Çin'in Tang Hanedanı'na karşı Soğdların Arapları desteklemeleri; ve Arap egemenliğinin çok sağlam olmaması sayılabilir. Ancak 751 Talas savaşının ardından Araplar bölgedeki egemenliklerini güçlendirmiş, İslam dini bölgede yayılmaya başlamıştır. şebinkarahisar muhara köyüne göç vermiştir oradaki insanlar zaman içinde oranın yerlisi olup müslümanlığı yaymışlardır
İslam Dönemi 
Mir-i Arab medrese
Samanîler'den kalma İsmail Samanî'nin mezarı
Şehir gerçekten söylence bir varlığa, zenginliğe, o Kızıl Kum Çölünde bir vaha kenarında ve İpek yolu güney güzergahı üzerinde önemli alanda olmasına borçludur. 9. yüzyılın ortasından 10. yüzyılın sonuna kadar Buhara Samanîlerin başkenti (Milâdi 819-1005), Samanîlerin yıkılmasından sonra Karahanlıların yönetimi altına girdi (Milâdi 999 - 1141), daha sonra Kara Hıtay'ların eline geçti, fakat siyasi önemini kaybetti. Karahanlılar zamanında şehir kültürel altın çağını yaşamıştır, bunlardan Büyük Minare (kitabesinde 1127 yapım tarihi yazılı), ve Maġâk-i Aṭṭârî Cami'si sayılır.

1220 yılında şehir, Cengiz Han'nın oğlu Çağatay komutasındaki bir ordu ile, Otrar'rı zaptetti ve yağmaladı, bu sırada Cengiz Han'nın kendi komutasındaki ordu ile, Buhara'yı tamamen yaktı. 30,000 kişiyi katledildi ve binlerce kadın tecavüze uğradı.
Elli yıl sonra, şehir normale dönmeye başladığı sırada, Moğollar bu kez İlhanlı hakanı Abaka'nın önderliğinde tekrar saldırır. Abaka, 1265 yılı içinde ölen Hülagû'nun yerine geçmiş[27] ve Hristiyanlığı kabul edeceği sözünü vermiştir. Kudüs'ün Patriki 1267 yılının Mayıs ayında, tekrar Sultan I. Baybars'ın Haçlılara Akkâ düzlüğünde saldırısı sonucunda Johann von Brienne'nin öldüğünü yazar, ondan nerede ve nasıl yapabileceği dair yardım rica eder.
Papa VI. Clement, Hıristiyanlığı kabul ettiğini zanettiği "Tatar prensi" Abaka'yı kutlamak için bir mektup yazarak Memlukler'e karşı yardımını ister. Böylelikle Haçlılarla kader birliği yapan Abaka'nın bir hedefi de Buhara'dır. Komutanı Nikpai Bahâdur 28 Ocak 1273'de kente girdikten sonra şehir yedi gün yağmalanır, neredeyse tüm nüfusu katledilir. Bu yıkımdan sonra Buhara uzun süre kendini toparlayamayacaktır. Moğol istilası öncesi dönemde Buhara İslam uygarlığını derinden etkileyecek iki büyük isim yetiştirmiştir: İbni Sina ve İmam el-Buhari.
Çarlık Rusyası ve Devrim  19. yüzyıldan itibaren Rusya bölgede etkisini arttırmaya başlar, ancak Buhara'yı işgal etmez. Bu dönemde Buhara Emirliği, Büyük Oyun adı verilen İngiltere ve Rusya arasında Orta Asya'nın kontrolü için yaşanan çekişmede bir satranç taşıdır. Emirlik Ekim Devrimine kadar yarı bağımsız olarak varlığını sürdürür; 1920'de Buhara Sovyeti kurulur; 1925'te ise Stalin'in emriyle kurulan Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanır.
Diğer Bilgiler
Tarihi kaynaklarda Orta Asya'dan genellikle Türkistan olarak söz edilir. Burası da Batı Türkistan ve Doğu Türkistan diye ikiye ayrılır. Doğu Türkistan bugün hâlâ Çin işgali altındadır ve Sinkiang olarak adlandırılmaktadır. Batı Türkistan ise Sovyetler'in dağılmasından sonra bağımsızlığını elde eden dört Türk cumhuriyeti (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan) ile Tacikistan'ın bulunduğu bölgedir. Türkistan'a İslâm oldukça erken dönemlerde, bu bölgenin Gök Türklerin hâkimiyetinde olduğu 8. yüzyılın başlarında ulaşmıştır. Tarihi kayıtlara göre Güney Türkistan'da Herat ile Merv arasında kalan Toharistan'ın bir bölümünde Gök Türklere bağlı olarak 645 - 709 yılları arasında hüküm süren Nizak Tarhan ömrünün sonuna doğru 704 yılında Müslüman olarak Abdullah adını aldı. Onun oğlu kardeşi ve kardeşinin oğlu da Müslüman oldu. Bunlar Müslüman olduktan sonra Emevi devletine bağlandı ve Emevilerin Horasan valisinin emrine girdiler. Yine Karluk beylerinden biri 8. yüzyılın başlarında Müslüman olarak Emevilere tabi olmuştur. Aynı dönemlerde daha başka Türk beylerinden de Müslüman olarak İslâm hilafetine bağlananlar oldu. 640 - 782 yılları arasında merkezi Buhara olmak üzere Maveraennehr'in bir kısmı ve Merv'de hüküm süren Buhara Hudatları'nın 739'dan sonraki yöneticileri Müslümanlardandı. Bölgede geniş bir alan üzerinde hüküm süren ve Müslüman Türkler tarafından yönetilen ilk devlet Karahanlılar Devleti'dir. Karahanlılar Hanedanlığı 848'den itibaren bölgede hüküm sürmeye başladı ve bu hanedanlığın üçüncü hükümdarı olan ve 924 - 955 yılları arasında hüküm süren Satuk Buğra Han Müslüman olarak Abdülkerim Satuk Buğra adını aldı. Böylece Karahanlılar devleti Müslümanlar tarafından yönetilen bir devlet oldu. Karahanlılar zaman içinde bütün Türkistan'ı hâkimiyetlerine almışlardır. Karahanlılar Devleti 1040'a kadar bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürdü. Bu tarihte Selçuklular'a tabi oldu. 1042'de Batı Kağanlığı ve Doğu Kağanlığı adıyla iki ayrı yönetime bölündü. O tarihe kadar merkezi yönetimi temsil edenler Doğu Kağanları sıfatı almışlardır. Doğu Kağanlığı 1157'ye kadar Selçuklular'a tabi olmuş, bu tarihten sonra Karahitaylar'ın (Moğollar'ın) hâkimiyetine girmiş 1210'da da Nayman Türk İmparatorluğu tarafından ortadan kaldırılmıştır. Batı Kağanlığı ise 1157'ye kadar Selçuklular'a bağlı kalmış, bu tarihten sonra Karahitay'ların, 1207'de de Harezmşahlar'ın hâkimiyetine girdiler. Harezmşahlar 1212'de Batı Karahanlılar'ı tamamen kendi ülkelerine ilhak ettiler. 1207'de Batı Türkistan'ı hâkimiyetine alan Harezmşahlar 1219'da Moğol saldırıları karşısında dağıldılar. Onların dağılmasından sonra bölge, Moğol Türklerinden Çıngız Han'ın ve onun oğlu Çağatay'ın hâkimiyetine geçti. Çağatay Devleti'nin dağılmasından sonra bölge ünlü hükümdar Timur'un hâkimiyetine geçti. Timur çevreye seferler düzenleyerek ülkesinin sınırlarını, Afganistan, İran, Hindistan, Anadolu, Irak ve Suriye'nin bir bölümünü içine alacak şekilde genişletti. Ancak onun devleti 1405'te ölümünden sonra parçalandı. Oğulları ve torunları ele geçirmiş olduğu toprakların değişik bölgelerinde hâkimiyet kurdular. Aradan çok zaman geçmeden Timuroğulları'nın hâkim olduğu topraklar Özbekler'in saldırılarına uğradı. 1428'de Buhara ve çevresinde Özbek Hanlığı kuruldu. Bu hanlık 1599'a kadar ayakta kalabildi ve bu tarihte Özbek hanı II. Abdullah'ın Safevilere yenilmesi sonucu dağıldı. Toprakları da Hive, Buhara ve Hokand hanlıkları arasında paylaşıldı. Timur'un torunu Ömer Şeyh 1467'de Fergana vadisinde bağımsız bir yönetim kurdu. Bu yönetim Ömer Şeyh'in oğlu Babür zamanında sınırlarını hayli genişletti. Bu yönetim 18. yüzyılda Hokand Hanlığı adını almıştır. Hokand Hanlığı 1819'da Aral Gölü'nün güney kısımlarını ele geçirdi. 19. yüzyılda Hokand Hanlığı'nın sınırları Pamir bölgesinden Sir Derya'nın aşağı kısmına kadar uzanıyordu. Ancak 1840'ta aşağıda sözünü edeceğimiz Buhara hanlarından Nasrullah Hokand hanlığının taht şehri olan Hokand'ı işgal etti ve o zamanki Hokand hanı Muhammed Ali'yi idam etti. Bu tarihten sonra Hokand Hanlığı zayıfladı. 1852'den itibaren Rus saldırılarına maruz kaldı. 1876'da da tamamen Rus hâkimiyetine geçti. 1501'de Semerkand merkezli Şeyban (Şıban) Oğulları Hanedanlığı kuruldu. Bu hanedanlığın kurucusu Şıban Han 1507'de, Timuroğulları'nın elindeki Herat'ı da ele geçirerek sınırlarını genişletti. Şeybaniler 1597'de, Timur'un torunu Ömer Şeyh'in Fergana'da kurmuş olduğu yönetimi de yenilgiye uğrattılar. Ancak bu hanedanlık 1598'de dağıldı. 1511'de bugünkü Türkmenistan'ın bulunduğu bölgede Hive Hanlığı kuruldu. Bu hanlık zaman zaman Timurlular'ın ve Özbekler'in hâkimiyetine geçtiyse de 1804'e kadar ayakta kalabildi. 1804'ten sonra Kongrat Hanlığı olarak devam etti. Kongrat Hanlığı da 1919'a kadar ayakta kalmıştır. 1599'da Buhara'da Buhara Hanlığı ortaya çıktı. Ancak başlangıçta bir varlık gösteremedi. Çeşitli iç karışıklıklara sahne oldu. 18. yüzyılda biraz toparlanabildi. Zaman içinde yukarıda sözü edilen Şeybaniler'in hüküm sürdükleri topraklar da büyük ölçüde Buhara hanlarının eline geçti. 1801'de Buhara hanı olan Emir Said Haydar'ın 1826'da ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgası çıktı. Bu kavgayı gaddarlığıyla ünlü Nasrullah kazandı ve sınırlarını hayli genişletti. Ancak onun 1861'de ölümünden sonra yerine geçen oğlu Muzaffer 1868'de Rus hâkimiyetini kabul etti ve 1920'de de tamamen ortadan kaldırıldı. Orta Asya'da geniş bir alanı kaplayan Kazakistan'da, 1227'de Orda (veya Kazak) Hanlığı adında bir hanlık kurulmuştur (Bunun hakkında Kazakistan tarihine bkz.) Ruslar Orta Asya'daki Türk bölgelerini işgal etmeye önce Kazakistan toprakları üzerinde kurulmuş olan hanlıkları hâkimiyetlerini kabul etmeye zorlamakla başladılar. (Bkz. Kazakistan tarihi). Bölgede kurulmuş büyük devletlerin parçalanarak küçük hanlıklara ayrılmış olması Rusların işlerini kolaylaştırdı. 1855'te Hokand Hanlığı'nın kuzeybatı sınırında bulunan Ak Mescid Kalesi'ni ele geçirdiler. Bundan sonra doğuya doğru ilerleme fırsatı buldular ve 1856'da Taşkent'i, 1868'de Semerkant'ı ele geçirdiler. 1864'te Kazakistan topraklarının tamamını işgal ettiler. 1876'da Hokand Hanlığı'nı ortadan kaldırdılar. 1884'te Merv bölgesini işgal ettiler. Böylece Batı Türkistan'ın büyük bir kısmı Rus hâkimiyeti altına girmiş oldu. Ancak bölgede yaşayan Müslüman Türk halkı Rus hâkimiyetini kabullenmek istemedi ve işgalcilere karşı değişik yerlerde isyanlar başlattı. Ancak isyanlar organizeli olmadığından ve bölge bölge hareket edildiğinden Rus işgalciler bu isyanları kolayca bastırabildiler. Karşıt gruplar daha sonra varlıklarını kültürel faaliyetlerle gösterme yoluna gittiler. Bu arada Türkiye'de ortaya çıkan Genç Osmanlılar (Jöntürkler) hareketinden etkilenen bazı kimseler Genç Buharalılar, Genç Harezmliler gibi birtakım gruplar oluşturdular. Bu hareketlere girenler komünist propagandalardan da etkilenmişlerdi. Bunlar daha sonra Sovyetler Birliği'nin Orta Asya topraklarına hâkim olmasında önemli rol oynamışlardır. Rusya'da çarlık yönetiminin zayıflaması üzerine 1917 Mart'ında Taşkent'te bir İslâm kongresi toplandı ve milli bir komite oluşturuldu. Bu komite daha sonra Hokand'da bir Türkistan İslâmi hükümeti kurdu. Ancak hükümeti kuranlar yeterli kadroya ve güce sahip değillerdi. 1917'e Ekim'inde gerçekleştirilen Bolşevik ihtilali sonrasında kurulan Sovyet yönetimi Şubat 1918'de Taşkent'i işgal etti ve yağmaladı. Bunun ardından Türkistan'da Sovyet işgali ve zulmü başladı. Sovyet yönetimi kurduğu Kızılordu'yu çarlık yönetiminin dağılmasını fırsat bilerek toparlanmaya çalışan Orta Asya Müslümanlarının üzerine sevk etti. 1919'da Hive Hanlığı, 1920'de Buhara Hanlığı ortadan kaldırıldı ve buralar Harezm ve Buhara Halk Cumhuriyetleri'ne dönüştürüldü. (Bundan sonraki gelişmelerle ilgili bilgiler her bir cumhuriyetin tarihinde ayrı ayrı verilmiştir.)
Sovyet Yönetiminde Özbekistan ve Bağımsızlık
SSCB Merkezi Komitesi 27 Ekim 1924'te Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin kurulmasını kararlaştırdı. 1929'a kadar Tacikistan Özerk Cumhuriyeti de Özbekistan'a bağlıydı. (Ayrıca Tacikistan'ın tarihine bkz.) Özbekistan 31 Ağustos 1991 tarihinde Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. 29 Aralık 1991'de gerçekleştirilen bağımsızlık sonrası ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hâlen bu görevi yürüten İslâm Kerimov cumhurbaşkanlığına seçildi.
Dış problemleri: Diğer Orta Asya cumhuriyetleri üzerinde olduğu gibi Özbekistan üzerinde de Rus baskısı devam etmektedir. Rusya bu cumhuriyetler üzerindeki ekonomik çıkarlarını kaybetmemek istemektedir. Çin de Özbekistan için bir tehdit unsurudur.
İç problemleri: Etnik çeşitlilik Kazakistan'da olduğu gibi Özbekistan'da da bir problem oluşturmaktadır. Bağımsızlık öncesinde ülkede yaşayan Ahıska Türkleriyle Meshet Türkleri arasında bazı çatışmalar da oldu. Ancak bunda o zamanki yönetimin tahriklerinin önemli rolü olmuştu. Yönetim tarafından olmasa bile bazı çevreler tarafından gerçekleştirilecek tahriklerin benzer gelişmelere yol açması uzak bir ihtimal değildir.
İslami Hareket: Özbekistan zengin bir İslâmi mirasa sahiptir. Bugün Özbekistan sınırları içinde kalan Buhara, Semerkant ve Taşkent gibi şehirler tarih boyunca önemli ilim merkezleri olagelmiştir. Özbekistan, Sovyetler Birliği döneminde de Orta Asya Müslümanları açısından özel bir konuma sahipti. Orta Asya Müslümanları'nın dini idaresi Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyordu. Sovyet yönetiminin faaliyetine izin verdiği iki medresenin ikisi de Özbekistan'daydı. (Buhara'daki Mir Arap ve Taşkent'teki İsmail Buhari Medresesi.) Bağımsızlık sonrasında İslâmi faaliyetler daha da canlanmış, yeni yeni cami ve mescitler ibadete açılmıştır. Bunun yanı sıra İslâmi ilimleri öğreten yeni medreseler ve enstitüler de açıldı. Bunlardan biri de değişik İslâmi ilimlerin öğretildiği, 4 yıllık dini yüksek öğretim veren İmam Buhari Enstitüsü'dür. Ancak yönetim, İslâmi gelişmelerden ve uyanıştan endişe duyduğu için bazı İslâmi faaliyetleri engellemektedir. Bağımsızlık sonrasında tasavvufi tarikatlar de canlılık kazanmış, yoğun bir faaliyet yürütmeye başlamışlardır. Bu tarikatların başında Nakşibendi, Kubrevi, Yesevi, Kadiri ve Kalenderi tarikatları gelmektedir.
Ekonomi: Özbekistan'ın ekonomisi birinci derecede tarım ve hayvancılığa dayanır. Bu sektörlerden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 42'dir ve çalışan nüfusun % 29'u bu alanlarda iş görmektedir. Başta gelen tarım ürünleri tahıl, pamuk, pirinç, mısır, tütün ve çeşitli sebze ve meyvelerdir. Pamuk üretiminde BDT üyesi cumhuriyetler arasında birinci, dünya ülkeleri arasında üçüncü sırayı alır. 1992'de 2 milyon 200 bin ton pirinç ve tahıl, 340 bin ton yer bitkileri, 1 milyon ton meyve, 3 milyon 750 bin ton sebze üretmiştir. Aynı yılda ülkede 5 milyon 100 bin baş sığır, 9 milyon 200 bin baş koyun, 700 bin baş domuz bulunuyordu. 1991'de 25 bin ton da balık avlanmıştır. Özbekistan önemli yer altı zenginliklerine sahiptir. Bunların başında petrol, altın, uranyum, doğal gaz, kömür, bakır, çinko, kurşun ve molibden gelir. Altın üretimi ve rezervi bakımından dünyanın sayılı ülkeleri arasındadır. Yılda ortalama seksen ton altın üretmektedir. 1992'de 41 milyar 600 milyon m3 doğal gaz, 21 milyon varil petrol üretilmiştir. Doğal gaz, petrol ve maden gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 10'dur.
Mail Grubuna Katıl
Travelterminal.net sitesinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin hakları TEK TURIZM İNŞ.TESKT. SAN. ve TİC. Şirketine aittir. Hiç bir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz veya kopyalanamaz. Tüm içerik bilgilendirme amaçlı olup değişiklik olması durumunda Travelterminal.net sorumlu tutulamaz.