travelterminal.net'e Hoşgeldiniz Lütfen giriş yapmadan önce aşağıdaki bilgileri okuyunuz.
Kullanıcı Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
ÜYE GİRİŞİ
 
 
ÜYE KAYIT
 
 

Şili

Başkenti : Santiago
Şili
Dili : İspanyolca, Quechua, Aymara, Guarani
Para Birimi

:

Peso (CLP)
Dini : Hristiyanlık  
Önemli Şehirleri : Santiago, Valparaiso 

Özet Bilgi
Konum: Güney Amerika kıtasında kuzey-güney doğrultusunda Antarktika’ya kadar uzanan bir ülkedir.
Yüzölçümü:  756.950 km2
Nüfus: Yaklaşık 16 milyon
Yönetim: Demokratik Cumhuriyet
Başkan: Michelle Bachelet
Sınır ülkeler: Kuzeyinde Peru, kuzeydoğusunda Bolivya ve doğusunda Arjantin bulunur
İklim: Şili’nin iklimi konusunda genelleme yapmak zordur. İklim şartları kuzeyden güneye doğru farklılık göstermektedir.
En yüksek noktası: Ojos del Salado(6.880 m.)
Yaşam beklentisi: Erkeklerde 72, kadınlarda 78
Irk: %90 melez(Şilinin yerli halkı ile İspanyolların karışımı), %5 Aymara,geriye kalan %5 lik nüfusu da Quechua, Alacaluf ve Yamana azınlıkları oluşturmaktadır.
Etimoloji: İsmi Aymara dilinde ‘dünyanın bitimi’ anlamına gelen chilli kelimesinden gelir.
Doğal kaynaklar: Kuzeyinde bakır, demir, nitrat, altın, nidyum, molibdenum;orta bölgede kömür ve hidroelektrik enerji kaynakları; güneyinde petrol, doğal gaz, kömür
Santiago
Santiago
12 Şubat 1541 tarihinde Pedro Valvida tarafından kurulan şehir Rio Mapocho nehrinin kıyısında, And Dağları’nın zirveleri ile çevrili bir vadi yatağında bulunmaktadır. Denizden yüksekliği 520 m.’dir.
Bölgedeki ilk binalar Picunche yerlileri tarafından yapılmıştır.1647 yılında 12.000 kişinin hayatını kaybettiği bir deprem yaşanmıştır. 1778 yılında da Mapocho Nehrinin üzerine bir köprü inşa edilerek şehrin La Chimba bölgesi şehir merkezine bağlanmıştır. Şehrin güneyinde bulunan ovada 1818 yılında Bernardo O’Higgins kumandasındaki Şili kuvvetleri Maipu Muharebesinde İspanyolları mağlubiyete uğratarak ülkenin bağımsızlığını kazanmışlardır.
Şili’nin politik ve ekonomik merkezi olan Santiago’ya ülkenin kuzeyinden ve güneyinden göçler devam etmektedir. Yaklaşık 5 milyon  kişi Santiago’da yaşamaktadır.
Yaşadığı depremler sebebiyle çok fazla tarihi binası bulunmamaktadır. Santiago’da yapacağımız şehir turumuzda göreceğimiz yerlerden bazıları: Konvansiyon Merkezi, Pinochet’in Eski Sarayı, Saray Meydanı, Eski Pazar, O’Donnell Caddesi.


 
 
Diğer Bilgiler
Bugünkü ülke sınırları içinde  yaklaşık M.Ö. 13.000 yıllarından beri insanların yaşadığı bilinmektedir. Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen ilk toplumlar zaman içerisinde tarıma geçmiş ve bölgedeki en zengin yiyecek plantasyonlarını oluşturmuşlardır. Bu bölge, İspanyollar tarafından keşfedilmeden önce İnka Krallığı tarafından yönetiliyordu.1520 yılında Magellan, dünyanın çevresini dolaşmak için yelken açtığı seyahatinde ülkenin güney ucunu keşfetmiştir.1535 yılında Peru’dan gelen Diego de Almagro ve yanındakilerin asıl amacı da bu bölgede altın aramaktır. Ancak gelenler yerli halk tarafından geri püskürtüldü. Avrupalıların günümüz Şili’sindeki ilk yerleşimleri 1541 yılında Pedro de Valdivia’nın Santiago’yu kurmasıyla olmuştur.
Şili’de İspanyolların genel olarak tüm sömürge ülkelerinde aradıkları altın ve gümüşün az olması sebebiyle, burası fazla önem verilmeyen bir koloni olmuştur.
Şili’de ilk bağımsızlık hareketleri 1808 yılında İspanya Napolyon’un kardeşi Joseph tarafından yönetilirken başladı. 18 Eylül 1810 yılında başa geçen bir cunta İspanya Krallğı’na bağlı bir otonomi ilan etti. Bu yıl aynı zamanda Şili’nin bağımsızlığını ilan ettiği tarihtir. O’Higgins ilk Şili devlet yöneticisidir. Bağımsızlık hareketleri sadece Şili’de değil, diğer İspanyol kolonisi ülkelerde de devam ediyordu ve yakın tarihlerde Venezuela’da Simon Bolivar, Arjantin’de Jose de San Martin ve Şili’de Bernard O’Higgins bu bağımsızlık hareketlerindeki önemli kişilerdi.
O’Higgins 1823 yılında devlet yöneticiliğinden düşürüldü ve Peru’ya sürgüne gitmek zorunda kaldı.Birkaç yıl yönetimde belirsizliklerin ardından başa gelen Diego Portales Palazuelos ülkeyi diktatör tarzda yönetmeye başladı. 1833 yılında bir anayasa hazırlattı. 1891 yılına kadar ülke istikrarlı bişr şekilde yönetildi. Bu zaman zarfında yürütülen birçok savaşla Şİli gücünü pekiştirdi.
İspanya, Peru’daki eski kolonilerini tekrar ele geçirmeye çalışınca Şili İspanya’ya 1865 yılında savaş ilan etti. Peru’da ortak düşmanlarına karşı savaşa Şili’nin yanında katıldı. Savaş 1866’da bitmiş görünse de İspanya ile problemler 1871 ve 1883 yılındaki antlaşmalarla çözüldü. Şili,1879 ile 1883 yılları arasında Peru ve Bolivya ile yapılan savaşta, o güne kadar bu ülkelere ait olan Atacama Çölü bölgesini işgal etti. Böylelikle Bolivya, Büyük Okyanus kıyılarını kaybetmiş oldu. Bu bölgelerde daha sonra çok zengin bakır yatakları bulundu.
1891 yılında Şili deniz kuvvetleri, Başkan Jose Manuel Balmaceda’ya karşı ayaklandılar. Bu yüzden bir iç savaş meydana geldi ve bu savaşta yaklaşık 6000 insan öldü. Balcameda muharebeyi kaybedince Eylül 1891’de intihar etti.
1893 yılında Arjantin’le sınır sorunları yaşandı. 1902’de İngiltere Kralı VII. Edward ara buluculuğuyla Patagonya ve Ateş Toprakları iki ülke arasında pay edildi.
1969 yılında ülkede sol güçler Unidad Popular(UP) adlı bir seçim birliği oluşturdular. Bu birlik komünist ve sosyalist partilerin yanında birkaç solcu, hümanist küçük partilerden oluşuyordu. UP kendisini sosyalist bir çizgiye oturtarak, endüstrinin devletleştirilmesi ve büyük arazi sahiplerinin arazilerin istimlak edilmesi gibi vaatlerde bulundu. Bu birlik 1970 yılında Salvador Allende’yi başkanlık için aday gösterdiler.1970 seçimlerinde UP oyların %37’sini alarak seçimlerin en güçlüsü olarak çıktı ve Allende Devlet Başkanlığına seçildi. Allende’nin azınlık hükümeti ekonominin başlıca dallarını(bankacılık, tarım, bakır madenleri ve haberleşme) peş peşe devletleştirmeye başladı. Böylece muhalefetle gitgide büyüyen çekişmeler oluştu. Ayrıca ABD’de de Allende’nin zaferine karşı rahatsızlık olmuştu. Zira Şili’de Marksist etkilere sahip halk cephesi, Küba’dan sonra ikinci Amerika devleti olarak yönetimdeydi. Bu endişe,ABD başkanı Eisenhower’ın domino teorisinden tetiklenmiş oluyordu. Bu teoriye göre yan yana dizilmiş domino taşlarından birincisinin devrilmesinin zincirleme bir şekilde diğerlerinin de devrilmesi gibi Şili’den sonra diğer Güney Amerika ülkeleri de teker teker komünizm altına girecekti.1973’e gelindiğinde Allende’nin oy sayısı artmaya başlamıştı.
Bu gelişmelerin ardından 11 Eylül 1973 yılında hükümete karşı bir askeri darbe gerçekleşti. Başkan Allende’nin Başkanlık Sarayı Moneda’da intihar ettiği söylendi. Yüzlerce Allende yanlısı bu günlerde öldürüldü ve binlercesi tutuklandı. Tüm devlet birimleri askeri birlikler tarafından işgal edildi. Tüm yetkileri, cunta lideri General Augusto Pinochet devraldı. Pinochet aynı zamanda donanma, hava birlikleri ve polis teşkilatının da en üst kademe yetkilisiydi.
Askeri birlikler Şili’nin Patagonya’nın yerleşimi seyrek olan yerlerinde toplama kampları oluşturdu. Birçok cunta muhalifi işkencede öldürüldü ya da uçaklardan denize atıldı. Binlerce Şilili insane hakları ihlalinden yurt dışına kaçtı ya da sürgüne gönderildi.
Pinochet’in başa geçmesiyle ABD tekrar ekonomik bağlamda ülkeyi desteklemeye başladı. Önemli bakır madeni Chuquicamata haricindeki bütün devletleştirmeler geri alındı. Neoliberal bir ekonomi izlerken, tüm sendikal hakları da geri aldı. Yeni uygulanan ekonomi uygulamalarıyla birlikte zengin ile fakir arasındaki fark daha da belirginleşmeye başladı. Ama kamu ekonomisi, büyüme ile birlikte, Güney Amerika’daki alışılmış olandan daha fazla istikrar kazandı. Ekonomik istikrarın yanı sıra insan hakları ihlalleri devam etmekteydi.
1978 yılında Arjantin ile Şili arasında savaşa gidebilecek gerginlikler oluştu. BU gerginliğin sebebi Beagle Kanalı’ndaki, üzerinde yaşam olmayan Lennox, Picton ve Nueva gibi adalardı. Bu adalarda yüksek petrol rezervlerinin olduğu tahmin ediliyordu. Bu gerginlik Vatikan’ın araya girmesiyle 1985’te çözülmüştür, bu adalar da Şili’ye bırakılmıştır.
1988 yılında yapılan referandumda %55 oy oranıyla Pinochet’în ülkeyi daha fazla yönetmemesi sonucuna varıldı. 1989 yılında 15 yıllık dikta rejiminden sonra ilk seçimler yapıldı. Hristiyan demokrat Patricio Aylwin başkanlığa seçildi. Aylwin mütevazi ekonomi reformlarının yanı sıra beraber yaşayabilmek için devlet ile halkı barıştırmaya başladı. 1993 yılında ilk defa bazı subaylar insan hakları ihlalinden mahkemeye çıktılar. Çok sayıda sürgün ülkeye döndü.
1994-2000 yılları arasında ülkeyi Hristiyan demokrat Eduardo Frei Ruiz yönetti.
Pinochet 1998 yılında İngiltere’de tutuklandı ve 2000 yılında sağlık sorunları yüzünden serbest bırakıldı.
2000 yılında Sosyalist Ricardo Lagos başkan seçildi. 2006 yılında ise ülke tarihinin ilk kadın başkanı Michelle Bachelet bu makama geldi.
Mail Grubuna Katıl
Travelterminal.net sitesinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin hakları TEK TURIZM İNŞ.TESKT. SAN. ve TİC. Şirketine aittir. Hiç bir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz veya kopyalanamaz. Tüm içerik bilgilendirme amaçlı olup değişiklik olması durumunda Travelterminal.net sorumlu tutulamaz.