travelterminal.net'e Hoşgeldiniz Lütfen giriş yapmadan önce aşağıdaki bilgileri okuyunuz.
Kullanıcı Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
ÜYE GİRİŞİ
 
 
ÜYE KAYIT
 
 

Beyaz Rusya

Başkenti : Minsk
Beyaz Rusya
Dili : Belarusça, Rusça 
Para  Birimi

:

Beyaz Rusya Rublesi ( Byr ) 
Dini : Hristiyanlık
Önemli Şehirleri : Minsk, Gomel, Mogilev, Vitebsk, Grodno, Brest,

Özet Bilgi
Beyaz Rusya (Beyaz Rusça ve Rusça: Беларусь) ya da resmî adıyla Belarus Kuzey Avrupada yer alır ve eski bir SSCB ülkesidir.
Batısında Polonya, kuzeybatısında Litvanya, kuzeyinde Letonya, doğusunda Rusya Federasyonu ve güneyinde Ukrayna bulunur. Başkenti Minsk dir. Beyaz Rusya, diğer BDT ülkelerinin yanında Moskova hükümetine en yakın olmuş ve  1991'de Sovyetlerin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan etmişdir. .Belarus 207,600 km²'lik bir yüzölçümüne sahip bir kuzey avrupa ülkesidir ve  yaklaşık 10,500.00 üzerinde   bir  nüfus  yogunluğu  vardır.  Karasal ve deniz iklimi arasında kışların soğuk, yazların serin ve nemli geçtiği bir iklime sahiptir. Beyaz Rusya, Avrupa'da idam cezası veren tek ülkedir.
Bugünkü Belarus topraklarında kurulan ilk devlet ,10.yy ve 12. yy arasında güçlü bir prenslik olarak hüküm süren POLOTSK Prensliği’dir.10.yy da hristiyanlık kabul edilmişdir.13.yy.da Litvanya Büyük Dükalığı’nın parçası olmuş ve bugün ülkenin batısında yer alan Novogrudok şehri de Büyük Dükalığın başkenti ilan edilmiştir.16.yy  da Litvanya Büyük Dükü Jogaila ile Polonya Kraliçesi Jadwiga evlenip ülkelerini birleştirmişlerdir. Ortaya çıkan bu federal yapıya ‘’Rzeczpospolita’’ (ortak devlet) deniyor. 17.yy’da Polonya ve Rusya arasında cıkan ‘’Tufan’’ savaşı ve yine 17.yy ‘ın başlarında İsveç ve Rusya arasında başlayan ‘’Büyük Kuzey Savaşları’’ nda Belarus halkının yarısının hayatını kaybettiği biliniyor. 18.yy sonlarında ‘’Rzeczpospolita’’ (ortak devlet) üçe bölünüyor ve Belarus Rusya’nın bir parçası oluyor. 19.yy’a gelindiğinde köyden kente göç başlamasıyla bugunkü başkent Minsk güçlenmeye başlamışdır. 1941’de başlayan Nazi işgali ülkede yeni bir felaket döneminin başlangıcı olmuş , 800 bin yahudi ölmüş  ve  bu olay sonrasında yeni evlenen her çiftin bir şehitler anıtına giderek çiçek koyması gelenek haline gelmiştir. 1960 yılların başında sınai kalkınma başlamış ve bütün kentler yeniden inşa edilmiş ve kısacası bir mucize gerçekleşmiştir.
Minsk
Minsk
Minsk, yemyeşil, tertemiz, düzenli,güvenli,altyapı ve toplu taşım sorununu çözmüş bir başkent.Ülkenin tam ortasındaki bu şehrin her tarafında yürüyüş alanları, heykeller, çeşmeler, göletler ve havuzlar var.1067’de kurulan Minsk’in içinden Svisloch nehri geçiyor.Kent merkezinin olduğu bölüme “Yukarı şehir” deniyor. Burası, Minsk’in neredeyse tamamını yok eden II.Dünya savaşından etkilenmeyen tek mahalle. Yine de,1990’lı yıllarda yenilenmiş. Svisloch nehrinin sularına yansımaları vuran, 19.yüzyıldan kalma rengarenk cepheli evleri var. Ünlü şair ve yazar Maksim Bahdanovic’in doğduğu ve bugün müzeye dönüştürülmüş evi de burada.Belarus’un bir çok kenti gibi, Minsk de II. Dünya Savaşında çok hasar görmüş,yakılıp yıkılmış. Savaştan sonra yeniden inşa edilmiş. Sovyet tarzı birbirine benzeyen kütlesel ve anıtsal yapılar birbirinden heybetli bulvarlarla ayrılmış.
Güzel Sanatlar Müzesi
ülkenin en büyük müzesi.Belarus ve Rusya’nın yanında,
Batı’nın ve Doğu’nun zengin sanat koleksiyonlarını barındırıyor. 11-20.yy arasına tarihlenen, 25 binin üzerinde obje var. 1939’da kurulmuş,II. Dünya savaşında büyük hasar görmüş, ardından neoklasik tarzda yeniden inşa edilmiş. Nazi işgali sırasında eserlerin bilinmeyen bir yere götürüldüğü söyleniyor.Büyük bir galeriye ve çok geniş 10 salona sahip.
Ulusal Savaş Tarihi Müzesi
Dünyanın en büyük savaş müzelerinden birisidir. II.Dünya savaşında yaşanan olayları ve kahramanlıkları yansıtıyor. Üniforma, silah, foto, askeri belgeler, yayınlar, askerlerin kişisel eşyaları türünde objeler var; önce 1942’de Moskova’da sergilenmiş, savaş sonunda daha şehir harabe halindeyken Minsk’e gönderilmiş. Bugün müzede 137 bin parça mevcut ve her yıl sayısı artıyor.
Nazi Kampı
II.Dünya savaşının en büyükyahudi gettolarından biri Minsk’in Ragov mahallesinde
kurulmuş. Belarus’lu Yahudilere ek olarak Orta ve Doğu Avrupa’dan getirilen 100.000’i aşkın Yahudi, çok sıkı bir denetim altında tutulan, dikenli tellerle çevrili 39 sokaklı bu mahallede yaşamaya mecbur tutulmuş. 4-5 kişilik aileler için yapılmış evlere 25-30 kişilik gruplar yerleştirilmiş. Nazi’lerin en ufak bahanelerle verdikleri ölüm cezaları sonucunda,Minsk’in kurtuluşunun ardından gettodan sadece 13 kişinin sağ çıktığı söyleniyor.
Aziz Peter ve Paul Kilisesi
Minsk Şehrinde çok sayıda kilise var. Bunların içinde en eski olanı “Aziz Peter ve Paul Kilisesi”
17.yüzyılda inşa edilmiş, yakın zamanda da restorasyonu yapılmış ve ikiz kuleler eklenmiştir.

Brest
Brest
Brest, Belarus’un en batısında, Mukhavets ve Bug nehirlerininbirleştiği noktada yer
alıyor. Polonya ile sınır kenti. Tam karşısında Polonya’nın Terespol kasabası
var. 320 000’lik nüfusuyla,Brest, Belarus’un 6. büyükşehri.Kent, 11.yüzyılın başlarında Slavlar tarafından kurulmuş.1319 yılında Litvanya Büyük Dükalığına dahil olmuş. Daha sonra, 16. Yüzyılda Polonya-Litvanya Ortak Devletinin başkenti
olan Brest, 1795 yılında Rusya İmparatorluğunun parçası olmuş. 1918’de,
I.Dünya Savaşını sona erdiren ünlü Brest-Litovsk anlaşması
burada, o zamanki adıyla Brest-Litovsk kalesinde imzalanmış. Ardından,
1921 yılında Polonya’ya verilen kent, 1939 yılında, “Belarus Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti” olarak, Sovyetler Birliğine katılmış. 1991’den bu yana, artık Belarus
Cumhuriyetinin bir şehri olan Brest’in, 1941-1944 yılları arasında Nazi işgali
altında kaldığını ve çok acılar yaşadığını söylemek gerekiyor. O dönemde gösterilen
direniş nedeniyle,1965’te “Kahraman Şehir”unvanını almış.
Brest Kalesi
Brest Kalesi, 19. Yüzyılda Ruslar tarafından yapılmış.İnşası 1842’de tamamlanan
kale, 4 km2’lik bir alan kaplıyormuş.Ama daha sonra yapılan restorasyonlar ve eklemeler sonucunda, 1914’e gelindiğinde, kalenin alanı 30 km çapında dairesel bir alana dönüşmüş. 1939’da Nazilerin güçlü saldırısına,kaledeki küçük bir askeri birlik 4 gün direnmiş, ama kale de ağır hasara uğramış.1941’de, Sovyet askerleri,Alman ordularına yine burada karşı koymak zorunda kalmışlar. Bu kez kale büyük ölçüde yıkılmış.Kaleden arda kalanlar, daha sonra, kaleyi savunanların anısına devasa bir anıtlar bütününe dönüştürülmüş. Öncelikle, derin çukurlar,kanallar ve yeraltı tünelleriyle çok donanımlı bir askeri kompleks olan kaleden geriye kalanlar, aynen olduğu gibi, aldığı darbeler ve hasarlarla birlikte korunmuş.Anıtsal eserlerin tamamı, üç kapıdan girilen kale alanı içinde bulunuyor.
St. Nikola kilisesi
Brest Kalesinin batısındaki St. Nikola kilisesi ise şehrin en eski kilisesi.Yaldızlı kubbeleri, mavi ve sarıya boyalı bir dış cephesi var.  Bizans yapısı olan kilise,önceleri bir manastırın parçasıymış. Sonra askeri merkeze dönüşmüş, meşhur 1941 kuşatmasında da yıkılmış. Bugün restore edilmiş hali ve bütün görkemi ile ibadete açılmış durumda.
Gomel
Gomel
Gomel, Belarus’un güney-doğusunda yer alan 500 000nüfuslu bir şehir. İçinden Sojnehri geçiyor. Soj nehrinde seyrüsefer yapılabiliyor. Kentin Belarus dilindeki adı “Homiyel”.Ülkenin en eski kentlerinden olan Gomel’in ne zamandan beri var olduğu tam olarak bilinmese de, 12.yüzyılda Chernigov Prensliği’ne ait olduğu biliniyor. Daha sonra, Belarus’un bazıdiğer şehirleri gibi, Tatarların
ve Altınordu devletinin istilasına uğramış. Bu yüzden Litvanya Büyük Dükalığı’ndan
yardım istemiş veLitvanya tarafından ilhakedilmiş. Belarus’un doğusu
1772’de Ruslara geçince,Çariçe II.Katerina,bu toprakları, pek kıymet
verdiği Ukrayna guvernörü Piotr Alexandrovitch Rumyantsev Paskevic’e bağışlamış.
Rumyantsev, Gomel’e yerleşmiş ve devasa bir parkla çevrili bir saray ile katedral
yaptırmış. Eşi Irina da bir hastane, öksüzler yurdu ve yoksul çocuklar için müzik
okulu inşa ettirerek kocasının ününe ün katmış. Rumyantsev Sarayı, bugün “St. Peterve Paul Katedrali” ile birlikte, Gomel’deki en önemli iki yapıdan biri.

Grodna
Mogilev
Vitebsk
Diğer Bilgiler
KÜLTÜR VE SANAT

Belarus’lular, yüzyıllar boyunca zengin ve özgün bir kültürelbirikim oluşturmuşlar. Ülkedeki
anıt-yapıların sayısı 15 000’i aşıyor. Mimari eserlerin yanında, müzelerde sergilenen
sanat eserleri ve kitap koleksiyonları da Belarus’un tarihi ve kültürel zenginliğinin
ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Zaten, Nesvij kentinde bulunan Radzivil konağı,
Grodno’daki Mir Şatosu ve “Struve Jeodetik Yayı” Unesco’nun Dünya
Mirası Listesinde yer alıyor. “Struve Jeodetik Yayı”, Alman astronomi bilgini Frederich
George Wilhelm Struve’nin, 19. yüzyılda, dünyanın gerçek boyutlarını ölçebilmek için, Norveç’in
kuzeyinden Karadeniz’e kadar uzanan bir hat üzerine belli aralıklarla yerleştirdiği
işaret kolonlarından oluşuyor. Bu hat üzerinde bugün tam 10 ülke yer alıyor.

Güzel sanatlar
Belarus’ta oldukça dinamikve çeşitlilik gösteren bir sanat yaşamı var. Sergiler halk için
bir çekim merkezi gibi. Özellikle, yabancı sanatçılarla ortaklaşa düzenlenen karma
sergiler çok rağbet görüyor. Ayrıca festivaller de ülkedeki kültür yaşamına katkı sağlıyor.
Özellikle, her yıl Temmuz ayında Vitebsk’te düzenlenen “Slavianski Bazaar” isimli festival, 13 yıl önce sadece bir müzik festivali olarak başlamışken, bugün Uluslararası bir Sanat Festivali haline dönüşmüş. Tarih boyunca bazı şehirlerinm sanatsal ve kültürel açıdan öne çıktığı görülüyor.
Örneğin Vitebsk, 20.yüzyıl başına kadar ülkenin sanat ve kültür beşiği olmuş. Ustalarından
birinin de Marc Chagall olduğu Vitebsk sanat okulu, bir zamanların çok ayrıcalıklı ve aktif bir sanat merkeziymiş. Belarus’un tek ünlü ressamı Chagall degil tabii ki. Günümüzde, Mihail
Savitski, Gavriil Vaşçenko,Leonid Şkemelyof, Victor Alşevski ve Valery Şkarubo
gibi ressamlar Belarus sanat dünyasına katkıda bulunuyorlar.Minsk’in merkezinde bulunan
“Belarus Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi” Belaruslu sanatçıların eserlerinin yanında,
Rusya başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden gelen değerli sanatürünlerini barındırıyor. Belarus’un diğer kentlerindeki müzelerde de çok değerli eserlerle karşılaşmak mümkün.

Büyüleyici danslar
Belarus müziği karma bir yapıya sahip; Ortaçağın ortodoks dini ezgilerinden Litvanya
folkloruna, Ukrayna ve Rus müziğine uzanan geniş bir yelpazesi var. Ülkede
16.yüzyıla kadar dini müzikler ağırlıkta olmuş. Minsk konservatuarı 19.yüzyılda
açılsa da, kaydadeğer bestecileri 20.yüzyılda görüyoruz. Dmitri Smolski,Genrik Vagner, Galina
Gorelova ve Oleg Kodosko çağımızın en önemli Belaruslu bestecileri.Tiyatro alanında, Belaruslular genellikle evrensel tiyatro tarzı ile kendi ulusal tiyatro geleneklerini bir araya getiriyorlar. Ülkede devlete ait 28 tiyatro var. Bu tiyatrolar sık sık yurtiçi ya da yurtdışı
turnelere çıkıyorlar, uluslar arası festivallere katılıyorlar.Elbette Belarus’ta da festivaller
düzenleniyor. Örneğin, Brest kentinde yapılan“Belaya Vezha” (Beyazkule) festivaline 25 ülkeden
tiyatrolar katılıyor.Belarus’ta bale sanatı da haylipopüler. Ulusal AkademikBolşoy Bale Tiyatrosu ülkeninen ünlü bale topluluğu.SSCB döneminde, 1959’dakurulmuş. Devlet Halk Sanatçısı unvanı taşıyan Valentin Dudkevic, 23 yıldır topluluğun sanat yönetmenliğini
yapıyor. Ünlü koreograf Valentin Yelizaryev de topluluğun uluslararası şöhret
yapmasında önemli rol oynamış. Çok ünlü sanatçıların bulunduğu grubun tüm
dünyada sergilediği gösteriler hayranlık uyandırıyor.Topluluk, 1995 yılında, ünlü
Belaruslu besteci AndreiMdivani’nin “Tutkular”adlı eseriyle, Unesco’ya bağlı
“Uluslararası Dans Derneği”nin en iyi koreografi ödülünü kazanmış.

Kupala ve Kolas

2007 yılında, Belarus’un en popüler iki şairi olan YankaKupala ve Yakub Kolas’ın
125. doğum yıldönümleri bütün ülkede çeşitli kültür gösterileriyle kutlanmıştı.
Açilan bir çok serginin yanında,bilimsel konferanslar,konserler ve sanat şenlikleri
düzenlenmişti. Hatta, etkinliklere komşu Polonya, Litvanyave Ukrayna da
katılmışlardı.Yanka Kupala, Belarus edebiyatının öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Kupala,
1882 yılında, topraksız bir köylü ailesinin çocuğu olarak,Minsk yakınlarındaki Vizinka’da
doğmuş. “Köylü”başlıklı ilk şiiri 1905 yılında,bir gazetede yayınlanmış.Daha sonra, bir süre Vilniusve St. Petersburg’da yaşayanKupala’nın, 1910’lu yıllardaMaksim Gorki’den etkilendiği biliniyor. 1917Ekim Devriminden sonra“Enternasyonal” marşınıBelarusçaya çevirmiş olmasına
rağmen, Sovyet karşıtı gruplarla bağlantı kurduğu gerekçesiyle, 1927’de Çekoslovakya’ya
sürgün edilmiş.1941 yılında ise “LeninNişanı” ile ödüllendirilmiş.Aynı yıl, Belarus’un Nazi işgaline
uğramasının ardından, sağlığı da bozuk olduğu için,Moskova’ya taşınmış ve1942’de orada ölmüş. Kupala,Sovyet dönemindeki Belarus kültürünün bir sembolü olarak tanınıyor.Minsk’te 1945’de eşi tarafındankurulmuş bir müzesi var. 1978’de de, Grodno kentinde“Yanka Kupala DevletÜniversitesi” kurulmuş.Kupala gibi, Yakup Kolas da1882 yılında ve topraksız bir
köylü ailesinin çocuğu olarakdünyaya gelmiş. Çocukluğuormanlık kırsal alanda geçmiş.
1902 yılında, Pedagoji eğitimini tamamlamış ve öğretmenolmuş. 20. yüzyılın
başlarında, Çarlık Rusya’sında esen devrim rüzgarlarıKolas’ı da eylemlere
itince, 1908’de 3 yıllık birhapis cezasına çarptırılmış.Kendisi daha hapisteyken, ilk
şiir kitabı olan “HapishaneTürküleri” yayınlanmış. BirinciDünya Savaşında askere
alınan Kolas, 1921’deMinsk’e yerleşmiş. Kolas’ın şiirlerinde Belarus köy yaşantısının
renkleri yansıtılıyor.Ona göre, köylü alçak gönüllü,isyankâr ve üretkendir.Şairliğinin yanında iyi bir
yazar olan Kolas, düz yazı türündede önemli eserler vermiş.1923-1954 yıllarıarasında yazdığı “Kavşaknoktasında” isimli üçlemesi,Belarus edebiyatının önemli eserlerinden. 1946 ve 1949’da
“SSCB Devlet Ödülü”ne layık görülen Kolas. 1956 yılındaMinsk’te ölmüş.Yüksek tarihi değer taşıyan,anıt gibi bir çok yapının yer aldığı kentlerde, müzeler ve kültür merkezleri ile iç içe yaşayan,sık sık düzenlenen sergilere ve sanat festivallerinekeyifle katılan Belaruslular
için kültürel etkinlikler sonderece olağan. Kısacası, Belarus’takültür günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası.

Yeşil Turizm ve Av

Belarus’ta turizm, son zamanlarda hızla gelişen bir sektör. Hükümetin de bu alanda önemli
destek ve teşvik programları var. Belarus’taki kentlerin ve kasabaların ziyaretçilere çok
ilginç eserler ve kültür faaliyetleri sunmasının yanında, şehirdışına çıkıldığında bambaşka
turizm olanakları ortaya çıkıveriyor.Aktif turizm olarak adlandırılan bu faaliyetler, Belarus’ta
oldukça popüler.

Örneğin muhteşem manzaralı kırsal kesimde bisikletle dolaşabilir,veya her bölgede sıkça
rastlayacağınız akarsularda rafting yapabilirsiniz. Belarus’ta turistik güzergâhlar genellikle
milli parklardan ve doğal rezervlerden geçecek biçimde düzenlenmiş. Bu doğal rezervlarden biri olan Belavejskaya Pushcha, ülkenin batısında, Polonya sınırında. Burası, geyik, karaca,
yaban domuzu, ren geyiği, kurt, vaşak, kunduz gibi ender bulunan hayvanların, 23 değişik
balık türünün, 7 cins sürüngenin, 200 kadar kuş ve 17 kurbağa çeşidinin yaşadığı,
ayrıca, nesli tükenmekte olduğu için devlet koruması altına alınan binlerce bizonun
yaşadığı bir orman. Doğa yürüyüşleri ve kamp yapmak için son derece ideal. 1932’de
ulusal park ilan edilen Belavejskaya Pushcha’nın bir bölümüde Polonya sınırlarıiçinde yer alıyor. OrmanınPolonya bölümü 1977 yılında,Belarus bölümü ise1992’de İnsanlık mirası listesine
alınmış. Bitki örtüsü çok zengin (3000 çeşit): 1500 çeşit mantar, 200 çeşit karayosunu, 250 çeşit liken, su yosunu ve ağaçlar; çam, meşe, kızılağaç, kayın ağacı..Belarus’un en büyük gölü
Naroch ise, Minsk’in kuzeyinde.En derin noktası 25metre olan gölün etrafı çamormanları ile kaplı. Etrafında yürüyüş yaparken, mücevher gibi iki küçük göl görüyorsunuz:
Glublya ve Glubelka.Çok özel çevre özelliklerine sahip olan Belarus, avcılık konusunda
macera tutkunlarını çeken bir yer. Ormanlarında, kendi doğal ortamlarında yaşayan
vahşi hayvanlar var. Cazibesi,av öncesi hayvanların tutulduğu ve beslendiği belli
alanların olmayışı; üstelik çeşitlilik göz kamaştırıcı Çernobil felaketiyle doğan
radyoaktif kirlilik nedeniyle bölgeye giriş yasak olsa da Pinsk Bataklığı’nı anmadan
olmaz. Brest’in doğusunda,Pripyat Nehri boyunca uzanıyor.Çok geniş bir sulak
alan. Baharda karların erimesi ile genişliği yıl içinde değişiyor,su fazlalığı nehrin taşmasına
ve su baskınlarına yol açabiliyor. Doğu kısmında kanallar yoluyla kurutma yaparak
tarım arazisi ve otlak açma çalışmaları var. Yoğun orman, küçük göller, dereler
ve batak çayırları ile bezeli. İrili ufaklı çok sayıda göle ve akarsuya sahip olan Belarus,
su turizmi için ideal bir konumda.Rafting için, hem usta sporculara, hem de yeni başlayanlara
çeşitli olanaklar sağlıyor. Bu açıdan en gözde yerlerden biri de Braslav gölleri.
Buradaki su yolları genellikle dairesel olduğu için, motor gezintileri açısından da
son derece elverişli. Pripyat milli parkının en önemli özelliği ise, kuş gözlemi yapmaya
ve kuşların fotoğraflarını çekmeye imkan vermesi.Burada günlerini geçiren meraklılar
var.

ÖZGÜN LEZZETLER

Belarus mutfağı denince ilk akla gelen patates ve mantar oluyor. Geleneksel yemeklerde,
bu iki ana unsurun çeşitlemeleri ve kırmızı et oldukça baskın. Belarus’ta bol bulunan mantar çeşitleri genellikle sosla ya da krema ile yeniyor. Patates ise, Belarus’un milli ürünü. Patates ile 300 değişik yemek yapılabildiği söyleniyor.

Mönüde neler var?
18. yüzyıla kadar, Belarus mutfağında çorba yokmuş.Komşu ülkelerin etkisiyle
olsa gerek, çorba Belarus mutfağına sonradan dahil olmuş. Bugün, “Borç” çorbası
ve “Kabak çorbası” en popüler olanlardan. Malzemesi bol, doyurucu çorbalar
arasında bir de Gribnoy var. Mantar ve arpa ile yapılıyor.Borç, Ukrayna ve Rusya’dan
farklı bir biçimde, Belarus usulü ekşi bir sosla servis ediliyor.Ana yemek olarak genellikle
kırmızı et tercih ediliyor.Domuz etinden yapılan“Maçanka”, sığırdan yapılan“Zrani” sosisi ve kıymalı bir hamur işi olan “Piroşki” çok rağbette. Ama, Belarus’a has yemeklerin başında
ünlü “Draniki” geliyor,yani bir nevi patates mücveri,yenirken krema ile servis edilebiliyor.. Minsk usulü pirzola ve bonfile de spesiyalitelerden.Mantarlı soslu domuz pirzolası olan Kotleta pokrestianski, yani “köy pirzolası”herkesin sevdiği bir yemek.
Pelmeni ise bir tür etli mantı. Toprak kapta pişiriliyor yoğurtla servis ediliyor.Genellikle evlerde Pelmeni yapmak için özel mutfak aletleri bulunuyor. Kalduny,patates ve mantarla yapılıyor.
Bir çeşit domuz sucuğu olan Ugliarki de çok tüketilen yiyecekler arasında.Belarus’ta, beyaz et taze tüketilirken,son derece lezzetli olan kırmızı et,konserve olarak da rağbet görüyor. Ayrıca, sosis,salam ya da jambon gibi şarküteri ürünleri de çok yaygın.Soğuk ve uzun kışlar, dayanıklı sebze ve bakliyat tüketimin de beraberindegetiriyor. Belarus yiyecekleriyağlı, sos çeşitleri de çok fazla. Ülkede onca göl ve nehir olunca, tatlı su balıklarının da ayrı bir yeri var elbette. Taze balık kadar tuzlu ya da kurutulmuş balıkda oldukça yaygın.

İçecekler
Belarus’ta en yaygın alkolsüz içecek, çay. Kahve ise yemeklerde tüketiliyor. Bira
ve kırmızı şarap tüketimi de oldukça yaygın. Bir de geleneksel Kvas var. Kvas,
çavdar ekmeğinin mayalanmasıyla elde edilen ve evlerde de üretilebilen alkolsüz
bir içecek. Genellikle soğuk içiliyor. Belarus’ta olduğu gibi, Rusya’da da oldukça
popüler. Bütün dünyanın bildiği gibi Votka da her iki ülkedeen çok tüketilen alkollü
içki. Bu arada, Belarus’un geçen yıl Türkiye’ye Votka ihraç etmeye başladığını da
belirtelim. Türkiye’deki Belarus Votkasının markası:Minsk Kristal.Beloverszhskaya ise,
içinde 100 çeşit otun bulunduğu,çok özel bir tada sahip Belarus likörü. Ve bir de
K o m p o t var. Bizdeki komposto gibi, evlerde hazırlanıyor. İçine meyve
taneleri konulmuyor ve serinletici olarak ,soğuk içiliyor.Aslında,dünya mutfaklarından her türlüsünü de bulmak mümkün bu ülkede. En rağbet görenler İtalyan lokantaları ve sayıları oldukça fazladır.
Mail Grubuna Katıl
Travelterminal.net sitesinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin hakları TEK TURIZM İNŞ.TESKT. SAN. ve TİC. Şirketine aittir. Hiç bir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz veya kopyalanamaz. Tüm içerik bilgilendirme amaçlı olup değişiklik olması durumunda Travelterminal.net sorumlu tutulamaz.