travelterminal.net'e Hoşgeldiniz Lütfen giriş yapmadan önce aşağıdaki bilgileri okuyunuz.
Kullanıcı Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
ÜYE GİRİŞİ
 
 
ÜYE KAYIT
 
 

Gürcistan

Başkenti : Tiflis
Gürcistan
Dili : Gürcüce (Resmi Dil ), Rusça, Ermenice, Azerice
Para Birimi

:

Lari ( GEL)
Dini : %75 Hristiyanlık, %11 İslam
Önemli Şehirleri : Tiflis, Batum 

Özet Bilgi
Konum: Güneybatı Asya'da Karadeniz kıyısında, Türkiye ile Rusya arasında yer almaktadır.
Coğrafi konumu: 42 00 Kuzey enlemi, 43 30 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Güneybatı Asya
Yüzölçümü: toplam: 69,700 km²
Sınırları: toplam: 1,461 km
sınır komşuları: Ermenistan 164 km, Azerbaycan 322 km, Rusya 723 km, Türkiye 252 km
Sahil şeridi: 310 km
İklimi: Ilıman ve sıcaktır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karadeniz 0 m; en yüksek noktası: Mt'a Mqinvartsveri (Kazbek dağı) 5,048 m
Doğal kaynakları: Orman, hidro enerji, manganez, demir, bakır, kömür, petrol
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.51
Nüfus: 4,615,807 (Temmuz 2009 verileri)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.09 yıl
Nüfusun etnik dağılımı: Gürcü %70.1, Ermeni %8.1, Rus %6.3, Azeri %5.7, Osetin %3, Abkhaz %1.8, diğer %5
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler toplam nüfusta: %100
Ülke adı: Resmi adı: Gürcistan Cumhuriyeti
Yerel adı: Sak'art'velo
eski adı: Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet
Tiflis
Tiflis
Tiflis Tiflis, Gürcistan’ın başkentidir. Nüfusu yaklaşık 1.253.000’dir. Başkent ismini, ülkede bulunan kükürt kaynaklarından dolayı, sıcaklık anlamına gelen Tiflis kelimesinden almıştır. Tiflis’te göz zevkiniz okşayacak olan fazlasıyla doğal güzellik vardır. Eski bahçeler, doğal parklar ile oldukça güzel manzaralar ortaya çıkmaktadır.
Tiflis, doğal güzelliğin yanı sıra, tarihi mekanlarıyla da oldukça ilgi odağı olan bir şehirdir. Eski zamanlardan kalma olan Narikhala Kilisesi ve Mtaki Nehri’nin sağ kıyısında, Narikhala Kalesi’nin karşısında yer alan Metekhi Kilisesi oldukça hoş yapılar arasında yer almaktadır. Sioni Katedrali ve 6 yüzyıldan kalan, 5. Anchiskhati Kilisesi ise bir diğer güzel binalar arasında yer alır.
Tiflis, kültürel ve eğitimsel bir merkezdir. Tiflis’de, 1941’de kurulmuş Olan Bilim Akademisi, 1918 yılında yapılmış olan Üniversite, Konservatuar, Sanat Akademisi ve çeşitli sayıda tiyatro, müze vardır. Mtatsminda Dağındaki Pantheonda başkentte görebileceğiniz yerlerden sadece bir kaçıdır.
Gürcistan’da başkentin güzelliklerinin dışında görülmesi gereken diğer şehirler ise; Hopa, Batumi ve Sokhumai’dir. Bu şehirler sahil bölgelerinde olduğu için yaz aylarında turistlerin ilgisini çeken şehirlerdir. Kumsalları, yeşil doğası, masmavi denizi ile keşfedilmesi gereken şehirler arasında yer almaktadır. Burada bulunan iki katlı ve dışarıdan merdivenli evlerin mimarisi de ülkede Akdeniz kasabası havası yaratmaktadır.

Batum
Batum
Batum  Gürcistan’ın Karadeniz kıyısında, Acara Özerk Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi olan liman kenti. Nüfusu 121.806’dır (2002). Turizm merkezi olan Batum’un yaz aylarında bu nüfus 400.000′i bulmaktadır.
Batum, Transkafkasya Demiryolu’nun ve Bakü petrol boru hattının son bulduğu önemli liman ve ticaret merkezidir. Türkiye sınırına 20 kilometre uzaklıktadır ve subtropikal iklimin olduğu bölgede bol meyve ve çay yetişir. Petrol rafinerisi ve gemi yapımcılığıyla da tanınmıştır. Türkiye’yi karayoluyla Gürcistan ile Azerbaycan’a ve Orta Asya cumhuriyetlerine bağlayan Sarp Sınır Kapısı Batum’a açılır.
Batum’un eski Yunan kolonisi olarak Batis adıyla kurulduğunu sanılır. Kent, ortaçağa değin Gürcü krallıklarının ve prensliklerinin yönetimlerinde kaldı.
İlkçağ’da Pers İmparatorluğu’nun egemenlik sınırı içinde “Bathys” diye anılan kent, önce Pontos Krallığı’nın daha sonra ise Romalıların eline geçti. Ortaçağda Gürcistan’a bağlandı. XIII. yy’da Moğol egemenliğine girdi.
1564′te Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlılar tarafından fethedildi. Lazistan Sancağı’nın merkezi oldu. 314 senelik Osmanlı egemenliğinden sonra, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusya’nın işgaline uğradı. Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Antlaşması ile şehir Rusya’ya bırakıldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya’nın bölgeden çekilmesiyle şehir Brest-Litovsk Antlaşması uyarınca tekrar Osmanlı Devleti’ne geri verildi ve bağımsız bir sancak merkezi oldu. Mondros Mütarekesi uyarınca önce İngilizlere, sonra Gürcistan’a bırakıldı.
1918 yılında kurulan Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti sınırları içinde kaldı. Misak-ı Milli sınırları içerisinde sayıldığı için, Akif Sümer, Ahmet Fevzi Erdem, Ali Rıza Acara, İmamzade Edip Dinç ve Hahutzade Ahmet Nuri Efendi, Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Batum milletvekilleri olarak katıldılar. Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Artvin ve Ardahan geri alınırken, 7 Mart 1921′de Batum da alındı, Fakat 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova Antlaşması gereğince Bolşevik ordularının ele geçirdiği Gürcistan’a bırakıldı. Ancak cepheye antlaşma ile ilgili haber ulaşmadığı için 20 Mart’ta 11. Kızıl Ordu’ya bağlı süvari alayı, TBMM Ordusu birliklerine saldırdı ve bir kısımını esir aldı.
Kent, 16 Temmuz 1921′de kurulan Acara Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi oldu. Moskova Antlaşması’nın teyidini sağlayan Kars Antlaşması sonucunda Sovyet Gürcistanı’na bırakılması onandı. Yapılan antlaşmaya göre Acaristan özerk cumhuriyetinin özerkliği Türkiye devletinin garantörlüğü altındadır. Batum (Acaristan) Rusya’ya verilirken bazı kurallara uyma zorunluluğu ile bırakıldı. Bunlardan en önemli maddesi: Batum (Acaristan) sınırları içindeki halkın etnik kimliğine, dini kimliğine kesinlikle müdahale edilmiyeceğidir. Bu kurallara uyulmaması halinde ise Türkiye Cumhuriyeti Devletinin müdahale hakkı vardır.
Gürcistan’ın 1991’de bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Acara özerk cumhuriyeti yönetiminin başına Aslan Abaşidze geldi ve Batum’da ikamet ederek bölgeyi bir diktatör olarak yönetti. Mayıs 2004’te Abaşidze iktidarı, merkezi yönetimin desteğindeki halk hareketiyle son buldu.
Batum’da subtropikal iklim egemendir. Kentte ve çevrisinde subtropikal bitkiler yetişir. Parklar, çay plantasyonları ve turunçgiller önemli yer tutar.
Diğer Bilgiler
Tarih :
Gürcistan’da, insanlar çok eski devirlerden beri yaşamaktadır. Eski devirlerde Kafkasya metal işlemeciliğin beşiği sayılırdı. M.Ö. 7. asırda Anadolu’nun Kimmerler tarafından işgal edilmesiyle kaçan kabilelerin Kura Vâdisindeki yerli halklarla kaynaşmasından sonra bölgede İberia Krallığı kuruldu. M.Ö. 65’te Gürcistan kıyıları Roma hâkimiyetine girdi. 337’de Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra Gürcistan uzun yıllar Bizans ve Pers imparatorlukları arasındaki harplere sahne oldu. Karadeniz kıyısındaki Lazika, Bizans; İberia da Pers hâkimiyeti altına girdi.

Müslümanlar 654’te Tiflis’i ele geçirerek bölgede bir emirlik kurdular. Bagratlı neslinden olan Birinci Aşot, Abbâsîlerin ve Bizans’ın bölgedeki zayıflığından faydalanarak 886’da İberia Kralı olduğunu îlân etti. 975’te başa geçen Üçüncü Bagrat doğu ve batıda bulunan prenslikleri tek bir devlet altında topladı. İkinci David,Tiflis’i Müslümanlardan geri aldı. Kraliçe Tamara (1184-1213) devrinde en kuvvetli dönemini yaşayan Gürcistan’ın sınırları Âzerbaycan’dan Çerkesya’ya, Erzurum’dan Gence’ye kadar uzanıyordu. Moğolların bütün Kafkasları istilâsından sonra Doğu Gürcistan İlhanlılara bağlandı. Suram Dağlarının batısında kalan kısım bağımsızlığını korudu. Timur Han 1386-1403 târihleri arasında Gürcistan’a uyguladığı ekonomik ve kültürel tedbirler krallığın bir daha toplanmasına imkan bırakmadı. Ülke bir süre sonra birbirleriyle savaşan prensliklere bölündü.

İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethinden sonra, batı Hıristiyan âlemiyle bağları kopan Gürcistan, Osmanlı ve İran ordularının sürekli seferlerine mâruz kaldı. Osmanlı orduları 1510’da İmereti’ye girerek başkent Kutaisi’yi ele geçirdi. Tiflis’i ve Transkafkasya’yı 1578’de ele geçiren İran Şahı Birinci Abbâs, çok sayıda Hıristiyanı İran’ın uzak bölgelerine sürdü. İranlılar Gürcistan yönetimini Muhran Âilesine bıraktı. Safevî Hânedânının çöküşü sırasında Osmanlılar bölgeye akınlar düzenlediler. Duruma hâkim olan İran Hükümdârı Nâdir Şah, Kartli’nin başına İkinci Teimuraz’ı geçirdi. Bunun oğlu İkinci Erekle Kartli ve Kaheti krallıklarını birleştirerek bir devlet kurmaya çalıştı.

Dağıstanlı kabilelerin akınlarına maruz kalan İkinci Erekle Gürcistan’ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü güvence altına alan Georgiyevsk Antlaşmasıyla Rusya’nın koruması altına girdi (1783). Bir süre sonra İran saldırılarına karşı Gürcistan’ı yalnız bırakan Ruslar Kartli ve Kaheti’yi işgal ettiler. Bölge Rus askerî vâlileri tarafından yönetilmeye başlandı. Ruslar 1810’da İmereti’yi, ardından da diğer küçük Gürcü prenslikleri hâkimiyetleri altına aldılar. Osmanlı idaresi altında olan Batum ve Poti limanları ile güneybatı toprakları

Dağıstan Cumhuriyeti Rusya Federasyonu'na bağlı bulunmaktadır. 3 renkli olan Dağıstan Cumhuriyeti bayrağının üst kısmındaki yeşil şerit İslamiyeti, ortadaki mavi şerit Hazar Denizi ile gökyüzünü, alttaki şerit ise dostluğu sembolize etmektedir. Dağıstan Cumhuriyeti marşı Şirvani Calaev tarafından bestelenmiştir. Dağıstan Cumhuriyeti arması 20 Ekim 1994‘de Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir.
  

Uzun yıllar Rusların hâkimiyeti altında kalan Gürcistan, 1905 devrimi sırasında karışıklıklara ve gerilla savaşlarına sahne oldu. Şubat 1917 devriminden sonra Gürcüler Ermeni ve Azerilerle birlikte Transkafkasya Federal Cumhûriyetini kurdular. Fakat bu birlik kısa bir süre sonra dağıldı. Gürcüler 26 Mayıs 1918’de bağımsız bir devlet kurarak Alman korumasını kabul ettiler.

Sultan Üçüncü Selim tahta çıktığında Osmanlı Devleti Rusya ve Avusturya ile savaş halindeydi. Sultan Üçüncü Selim bu iki devlete karşı mücadeleye devam etti.

Bu savaşın temel sebepleri Kırım'ı kurtarmak ve Osmanlı topraklarını aralarında paylaşma hesapları yapan Avusturya ve Rusya'ya engel olmaktı. Kırım'ın jeopolitik konumu İstanbul'un güvenliği için çok önemliydi. Bu savaşlar sırasında Avusturya'ya karşı İsmail Zaferi gibi bazı başarılar kazanılmışsa da, Ruslara karşAlmanların yenilmesi üzerine ülke İngiliz işgâline uğradı. Îtilaf devletleri 1920 Ocak’ında Gürcistan’ı fiilen tanıdı. Gürcüler eski düzeni geri getirmeye çalışan Beyaz Orduya katılmayı kabul etmemelerinden bir süre sonra Gürcü asıllı

Stalin ve Orconikidze’nin başında bulunduğu Kızıl Ordu Gürcistan’a girerek 1921 Şubat ayında Tiflis’i ele geçirdiler ve bölge Sovyet hâkimiyetine girdi. 1924’te çıkan köylü ayaklanması Kızıl Ordunun yardımıyla bastırıldı. 1936’da kabul edilen yeni Anayasa ile Gürcistan, SovyetlerBirliğini meydana getiren 15 cumhûriyetten biri oldu.

Sovyetler Birliğinde 1989’da başlayan reformlar Gürcistan’da da köklü değişikliklere sebeb oldu. İlk çok partili seçimler yapıldı. Ülke yeni bir siyâsî ve ekonomik döneme girdi. Gürcistan 1991’de bağımsızlığını îlân etti ve aynı sene Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı.

Gürcistan bağımsızlığını îlân ettikten bir süre sonra iç karışıklıklar çıktı. Devlet başkanı Gamsahurdia yanlıları ile muhalif gruplar arasında çatışmalar uzun süre devam etti. Muhâlefet yönetimi ele geçirdi. Devlet başkanı Gamsahurdia yurt dışına kaçtı. Diğer tarafta Abhazlar bağımsızlık isteği ile ayaklandılar. Hükümetle Abhazalar arasında çatışmalar hâlâ devam etmektedir (1993).
 

Üzüm ve şarap. Gürcistan, üzümün başlıca anayurdu sayılır. Pek çok Gürcü ve yabancı arkeolojik araştırmalar, tarihsel, etnografik ve dilbilimsel kaynaklar da bunu doğrulamaktadır. Gürcistan’da arkeolojik kazılarda, kültür üzümünün değişik türlerinin kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Bu kalıntılar, İÖ 6-5. binyıllara tarihlenmektedir. Gürcistan’ın her tarafında, İÖ 4-3. binyıllardan itibaren yapılagelen, mahzenler (marani), şarap yapım yerleri ve şarap küpleri; altın, gümüş ve tunçtan kupalar ile benzeri seramik kaplar ortaya çıkarılmıştır. Kültür bitkileri yetiştirilmesinin gelişimiyle Vavilov, Komarov, Beretkov gibi Rus bilimciler de yakından ilgilenmişlerdir. Bu bilim adamlarının yazdığına göre üzüm Kafkasya’ya dışarıdan gelmiş değildir. Aksine bilinmeyen çağlardan beri bu yörede doğal olarak yetişmektedir. Üzüm Kafkasya’dan, önce İtalya’ya, sonra Güney Fransa’ya ve Kuzey Afrika ile İspanya’ya gitmiştir. Bunun böyle olduğunu, son çeyrek yüzyılda yapılan arkeolojik kazıları da doğrulamaktadır. Batı dillerinin pek çoğundaki şarap adının Gürcüce “ğvino”dan geldiği kabul edilir. Avrupa dillerinin pek çoğundaki şarap adının wine, Wein, vin, vino ve benzeri adlar olması bunu göstermektedir.


Qvevri

Borcomi’de 11, Vardzia’da 100 kadar şarap küpü ortayı çıkarılmıştır. Bunlar arasında, termos benzeri çift gövdeli şarap küpü de vardır. Bunların dışında, özel bağ budama bıçakları, üzüm sıkma tezgâhları, kil ve metal kaplar bulunmuştur. Ortaya çıkarılan bütün bu buluntular, dünyanın en eski bağcılık-şarapçılık dönemine özgüdür ve bu da bize, bağcılığın ve şarapçılığın anayurdunun Gürcistan olduğunu göstermektedir.

 

Hristiyanlık ve şarap

Gürcistan’da Hıristiyanlığın yayılmasına öncülük eden Azize Nino’nun, taşıdığı asmadan haçı saçıyla bağladığı bilinmektedir. Başka halkların geleneğinde asmadan haçın kullanıldığına ilişkin bilgi yoktur. Öte yandan Gürcü süsleme sanatlarında üzüm figürü önemli yer tutmaktadır. Bu, Gürcü kültürünün en önemli unsurlarından biridir. Bu tür süslemelerde, aynı üzüm yaprağı figürünün birden fazla kullanılmaması da Gürcülerin üzüme gösterdiği özel ilgiyi ifade ede. Farklı resimlerde bile aynı yaprağın kullanıldığına rastlanmaz; her yaprak, ayrı olarak betimlenmiştir. Hıristiyanlıkta şarabın doğrudan İsa tarafından kutsandığına inanılır. İsa, Havarilerine şarabı kendi kanları gibi kabul etmelerini söylemiştir. En eski Hıristiyan topluluklardan biri olan Gürcüler şarapla, bu Hıristiyan geleneğini de sürdürmüşlerdir. Hıristiyanlığı kabulüyle Gürcülerin üzüm ve şaraba verdikleri önemi ve saygıyı biraz daha artırdıkları söylenebilir. Gürcü kralların başka ülkelerin krallara armağan olarak şarap gönderdikleri ve yabancı kralların şarabı bir saygı ifadesi olarak kabul ettikleri bilinmektedir.

 

Gürcü mutfağının özellikleri

Gürcü mutfağının en dikkat çekici özelliği, ceviz ve mısırın çok bol kullanılmasıdır. Bunun yanında sebze ağırlıklı bir mutfağa sahip olan Gürcüler, patlıcan, lahana, pancar ve pırasayı mutfaklarında sık sık tüketirler. Et olarak beyaz etin tercih edildiği  mutfaklarında tavuk ile yapılan yemeklerin özel bir yeri vardır. Öyle ki tavuk etini "baja"da olduğu gibi cevizle ya da cevizli soslar eşliğinde tüketirler. Geleneklerine çok bağlı olan Gürcüler Gürcüstanın çeşitli bölgelerine özgü mutfaklarını her zaman korumayı bilmişlerdir. Örneğin Kaheti bölgesinin en önemli özelliği şaraplarıdır. "Kahuri Gyino" adlı şarap ve annenizin yaptığı ekmek anlamına gelen "Kahuri dedas purebi" adlı ekmek, Kaheti kökenli Gürcülerin sofralarında her zaman yer alır. "Pahali" adını verdikleri mezeler, bu mutfakta önemli bir yere sahiptir ve ıspanak, patlıcan, pancar ile bulundukları yörelere özgü özel otlarla hazırlanır. Hiçbir zaman kahvaltısız güne başlamayan Gürcülerin bir çeşit tulum peyniri olan "gudis kveli" kahvaltı sofralarının ana malzemesini oluşturur. Ve kahvaltılarında her zaman çay içmeyi tercih ederler.

Düğün sofrası

Tüm toplumlarda olduğu gibi Gürcülerde de düğün sofralarının çok özel bir yeri vardır. Geleneksel olarak düğün sofralarında masalara mutluluğun rengi olan mavi örtüler serilir. Ev fırınlarında yaptıkları ve "Dedispurebi" adını verdikleri ekmekler parçalanmadan masalara konur. Konuklardan biri "tamada" olarak seçilir ve bu tamadanın kültürlü, güzel söz söyleyen, şarkı bilen ve sözü dinlenen biri olmasına dikkat edilir. Genellikle beyaz şarabın içildiği düğün sofralarında tamada ilk kadehi allah ve yeni evliler için kaldırır. Düğün yemeği; et çeşitleri, balık çeşitleri, mezeler, turşular, soslar, salatalar ve çeşitli yeşilliklerden oluşur. Özellikle dananın sırt bölümünden haşlanarak yapılan yemek, parçalandıktan sonra sıcak olarak tüketilir. Bu etten geriye kalan kemik kısmına ise konukların hatıra olarak imza atması bir başka gelenektir. Bir çeşit peynirli börek olan "haçapuri" ve mısır unundan yapılan "çadi" de bu sofranın diğer geleneksel lezzetlerini oluşturur. Düğün sofralarında şarabın yanı sıra, meşhur maden suları borjomi ve limonata da tüketilen diğer içkilerdir. Düğün yemeği mutlaka meyva ve tatlı ile sonlanır.
 
Mail Grubuna Katıl
Travelterminal.net sitesinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin hakları TEK TURIZM İNŞ.TESKT. SAN. ve TİC. Şirketine aittir. Hiç bir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz veya kopyalanamaz. Tüm içerik bilgilendirme amaçlı olup değişiklik olması durumunda Travelterminal.net sorumlu tutulamaz.