travelterminal.net'e Hoşgeldiniz Lütfen giriş yapmadan önce aşağıdaki bilgileri okuyunuz.
Kullanıcı Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
ÜYE GİRİŞİ
 
 
ÜYE KAYIT
 
 

Denizli

Denizli
Denizli, Hierapolis ve Laodikeia, Tripolis, gibi antik kentleri, kaplıcaları ve dünyada eşi olmayan travertenlere sahip Pamukkale ile görülmesi gereken bir turizm merkezidir. Anadolu yarımadasının güneybatı, Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda yer almaktadır. Ege ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit durumundadır. Tekstil ürünleri ve yöreye has Denizli horozu ile meşhurdur.  
Özet Bilgi
Denizli Ege Bölgesi'nde yer alır. 500 bini aşan merkez nüfusuyla, İzmir'den sonra Ege Bölgesi'nin en büyük kentidir. Türkiye'nin ise en büyük ve en gelişmiş on altı şehrinden biridir. Bir sanayi, ihracat ve ticaret merkezi olan Denizli aynı zamanda otuz bini aşan öğrenci sayısıyla bir üniversite şehridir.Sanayisi,turizmi,ticareti ve hizmet sektörü çok gelişmiş olan Denizli, Türkiye'nin en kalkınmış kentlerinden biridir.Dünya'da tekstilin en önemli başkentleri arasındadır.Halk arasındaki deyişiyle kızı ve horoz'uyla ünlüdür; şehrin birkaç noktasında horoz heykeli bulunur. Dünyaca bilinen doğa harikası Pamukkale de şehrin simgelerinden biridir. Pamukkale, Unesco'nun dünya kültür mirası listesindedir.
Gezi Rehberi
Pamukkale
Doğa ile tarihin buluştuğu, UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan Pamukkale, Türkiye'de deniz turizmine alternatif merkezlerden biri konumundadır. Denizli'nin dünyaya açılan penceresi Pamukkale, travertenlerin sunduğu görsel zenginlikle, yılda 1 milyonun üzerinde yerli ve yabancı turisti misafir etmektedir. Pamuksu bir görünümü ile görenleri kendisine hayran bırakan Pamukkale'nin şifalı termal suları yüzeye çıkmasından sonra içerisindeki kalsiyum karbonat çökelir. Bu yapı başlangıçta yumuşak bir jel halindedir. Zaman içinde sertleşerek traverten olmaktadır. Pamukkale'nin binlerce yıldır yerleşim merkezi olmasını sağlayan şifalı termal su, travertenlerin de hayat kaynağıdır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35 ila 100 °C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Termal su kaynaktan çıktıktan sonra, 320 m. uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan 60-70 metrelik kısmı çökelmenin olduğu traverten katlarına dökülür. Burada su, ortalama 240-300m. yol kat eder. Kat kat havuzcuklarında ve seddelerinde çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta jel halinde iken zaman içerisinde sertleşmekte ve traverten olmaktadır. Ancak ziyaretçiler tarafından katkatlar üzerinde gezilmesi ve oynanması, henüz yumuşacık haldeki kalsiyum karbonatların ezilmesine, dağılmasına neden olmaktadır. Travertenlere termal su kontrollü olarak belirli bir program dahilinde verilmektedir. Fazla miktarda ve uzun süre aynı yere akıtılan su yosunlaşmaya ve dolayısıyla travertenlerde hoş olmayan kirliliğe sebep olmaktadır. Beyazlığın oluşumunda, hava şartları, ısı kaybı, akışın yayılımı ve süresi etkilidir. Çökelme, termal sudaki karbondioksitin havadaki karbondioksit dengeye gelinceye kadar devam etmektedir.
Tripolis Antik Kenti
Tripolis Antik Kenti, Denizli merkezine 40 km. uzaklıktaki Buldan İlçesi, Yenicekent Kasabası ile Menderes Nehri arasındaki yamaç üzerinde kurulmuştur. Tripolis,batıya ve kuzeye açılan vadilerle Ege'ye güneydoğusundaki Çürüksu Ovası ve vadileri ile İç Anadolu ve Akdeniz'e ulaşımı bulunan antik kentlerden birisidir. Kentin güneyinde Çürüksu Vadisi'nde kurulmuş olan Laodikeia'ya 30 km., Hierapolis'e ise 20 km. uzaklıktadır.Tripolis'in ilk kuruluşu hakkında kesin bilgilere sahip olunamamıştır. Ancak, kaynaklarda Tripolis'in ilk adının Apollonia olduğu daha sonra Geç Helenistik Dönem'de Tripolis olarak adlandırıldığı ve ilk kuruluşunun Lidya Devleti zamanında olduğuna ilişkin belgelere rastlanılmaktadır.Tripolis Lidya şehirleri arasında yer almasına karşın Frigya ve Karya bölgelerine ulaşımı sağlayan önemli sınır, ticaret ve tarım merkezlerinden biri görünümündedir. Menderes Nehri ile Çürüksu Çayı'nın bereketlendirdiği, Çürüksu Ovası'nın büyük bir bölümüne hakim kentlerden biri olup, kuruluş biçimiyle ve şehircilik anlayışı ile yörenin en zengin kentleri arasında yer almaktadır. Tripolis'in ilk kuruluşunun Lidyalılar zamanında olmasına karşın, yüzeydeki kalıntılar uslup olarak Roma ve Bizans dönemi mimari özelliklerini ve yapı örneklerini göstermektedir.Tripolis Antik Kenti M.Ö II. yüzyıl sonları ile M.S I. yüzyıl ortalarında ve IV. yüzyıl ortalarında birçok deprem ve savaşlara sahne olduğundan çok tahrip olmuştur. Kent en görkemli dönemini Roma devrinde yaşamıştır.
Hieropolis Antik Tİyatro
Grek Tiyatrosu tipinde yamaca yaslanmış 91 metre tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. İnşasına M.S 60 yılında olan büyük bir depremin ardından M.S 62 yılında başlanmıştır. Yapı Severuslar döneminde M.S 206 yılında tamamlanmıştır.Cavea'da 50 oturma sırası bulunur. Bu oturma sıraları 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Cavea'nın tam ortasından geçen Diozoma'ya her iki yandan tonozlu birer geçit ile girilir. Cavea'nın ortasında yer alan krallık locası ve orkestrayı çevreleyen 3,66 metre yüksekliğindeki sahne ön duvarında 5 kapı ve altı niş bulunmakta, bunların önünde 10 adet sütun yer almaktadır. Mermer sütunların üzerleri istiridye kabuğu şeklinde motiflerle dekore edilmiştir. Sahnenin gerisinde arka duvarı süsleyen üst üste sıralanmış 3 sütun dizisinden, alttakiler sekizgen kaideler üzerinde yükselir ve yivsizdir.Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup, tiyatroda yer alan kabartmalı frizlerde; Apollon ve Artemis'in doğuşu ve dini ayin sahneler, Dionysos, Satyr ve Menad'lardan oluşan eğlence sahneleri, Marsyas ve Apollon arasında geçen müzik yarışması, tanrılar ile devler arasındaki savaşlar, yer altı tanrısı Hades'in tanrıça Persephone'yi yer altına kaçırması gibi mitolojik konular ile Hierapolis kenti için yapılan sportif yarış sahneleri,kral kapısı üstünde İmparator Septimus Severus'un taç giyme merasimi tasvir edilmiştir. Kabartmalar, stillerinden de anlaşılacağı üzere değişik dönemlerde farklı ustalar tarafından yapılmıştır.Özellikle mitolojik konuların işlendiği sahnelerde Helenistik dönem heykel sanatlarının etkilerini, kalabalık, hareketli ve canlı figürlerde görmek mümkündür. Bu figürlerde Bergama sanat ekolünün etkileri görülmektedir. Sahne binasının kabartmalı frizlerle süslenmesi açısından tiyatro, Perge, Side ve Nyssa tiyatrolarıyla büyük bir benzerlik gösterir.
Colossae – Honaz
Denizli ilinin 25 km. doğusunda, Honaz ilçesinin 2 km kuzeyinde yer almaktadır. Antik çağdan beri kullanılan güney şark yolu üzerindedir. Büyük Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerdendir. Ksenephon’a göre Frigya’nın 6 büyük kentinden biridir.Osmanlı Dönemi’ne ait bir kale kalıntısı mevcuttur. Colossae antik kentinin kalıntılarına, Akropol olan, höyük tepesi ile çevresindeki arazilerde rastlanmaktadır. Höyüğün kuzeyindeki bölgede kayaya oyulmuş oda ve ev tipi mezarlar bulunmaktadır.
Karahayıt Kaplıcaları(Kırmızı Su)
Merkez ilçe Karahayıt kasabası içindedir. Pamukkale'nin yaklaşık 5 km. kuzeyindedir. Kırmızısu Travertenleri 60 C sıcaklıkta çıkan termal su çevresinde oluşmuştur. Termal suyun içindeki maden oksitleri nedeniyle kırmızı, yeşil ve beyaz renkli traverten tabakaları oluşmuştur. Yakın zamana kadar daha çok iç turizme hizmet veren Karahayıt Kaplıcaları artan konaklama tesisleri ile önem kazanmış ve Pamukkale'den sonra turizmdeki yerini almıştır. Karahayıt kırmızı su travertenleri yaklaşık 900 m2’lik bir alandadır. Doğal güzelliği bakımından ilin görülmeye değer önemli turizm beldelerinden birisidir.
Hierapolis
Denizli'nin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis Antik Kenti'nin Arkeoloji literatüründe Holy City yani Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır. Kentin hangi eski coğrafi bölgede yer aldığı tartışılır. Hierapolis coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. Antik coğrafyacı Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolisin bir Frigya kenti olduğunu ileri sürerler. Antik kaynaklarda, kentin Hellenistik dönem öncesi adı ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın var olduğunu Ana Tanrıça kültünden dolayı bilinmektedir. Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından M.Ö II. Yüzyıl başlarında kurulduğu ve Bergamanın efsanevi kurucusu Telephosun karısı Amazonlar kraliçesi Hieradan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir. Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki büyük depreme kadar, Hellenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür. Deprem kuşağı üzerinde bulunan kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra kent, tüm Hellenistik niteliğini kaybetmiş, tipik bir Roma kenti görünümünü almıştır. Hierapolis Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem M.S IV. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması, M.S 80 yıllarında Hz. İsa.nın havarilerinden olan Aziz Philipin burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, XII. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir.
Laodikeia
Denizli ilinin 6 km kuzeyinde yer alan antik Laodikeia kenti, coğrafi bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok “Lykos'un kıyısındaki Laodikeia” şeklinde geçmektedir. Diğer antik kaynaklara göre ise, kent MÖ 261-263 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve kente Antiokhos'un karısı Laodike'nin adı verilmiştir.
Kentteki büyük sanat eserlerinin MÖ 1. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir. Romalılar da Laodikeia'ya özel bir önem vermişler ve Kıbyra (Gölhisar-Horzum) Conventus'unun merkezi yapmışlardır
İmparator Caracalla zamanında Laodikeia'da bir seri kaliteli sikke basılmıştır. Laodikeia halkının da katkılarıyla kentte çok sayıda anıtsal yapı yapılmıştır. Küçük Asia'nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte bulunması, Hıristiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. MS 60 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem kenti yerle bir etmiştir.
Strabon'un bildirdiğine göre Leodikya, kuzguni siyah yününün yumuşaklığı ile ünlü bir tür koyun yetiştiriyordu. Yazar bu hayvanların Leodikyalılara büyük gelir sağladığını da anlatmaktadır. Kent ayrıca tanınmış bir tekstil endüstrisi geliştirmiştir. "Laodicean" olarak adlandırılan bir tür kumaştan Diocletian fermanında söz edilmektedir. Leodikya'da yapılan ve "Trimita" adıyla bilinen tünikler o denli ünlüydü ki, kent "Trimitaria" olarak anılıyordu. Leodikya'daki kazılar 1961-1963 yılları arasında Kanada Quebec Laval Üniversitesi'nin araştırmacıları tarafından, Profesör Jean des Gagniers yönetiminde yapılmış ve çok ilginç bir çeşme yapısı bütünüyle ortaya çıkarılmıştır. Bu başarılı çalışmalar, özellikle çeşme yapısı üzerine çok iyi etüdler kapsayan bir bölümle birlikte yayımlanmıştır
Honaz Dağı Milli Parkı
Denizli'nin Honaz ilçesinde bulunan milli park, Ege bölgesinin en yüksek noktasıdır. Honaz Dağı Milli Parkı, bitki örtüsü bakımında oldukça zengindir. Bu sebepten dolayı botanikçiler bölgeye yoğun bir ilgi göstermektedir. 964 tür bitkisinden 122 tanesi endemik bitkileri oluşturur. Aynı zamanda yabani hayvan sayısı da oldukça fazladır. Yaban domuzu, tilki, tavşan, sansar, porsuk milli parktaki hayvan türlerinden sadece birkaçıdır. Denizli tatilinizde Honaz Dağı Milli Parkı'nı ziyaret ederek bol oksijenli hava eşliğinde keyifli zamanlar geçirebilirsiniz. Bölgede bulunan tarihi kalıntıları da keşfetme imkanı yakalayacaksınız. Colossae Antik Kenti'nin kaya mezarları günümüze kadar ulaşmış tarihi eserler arasındadır.
Tekkeköy Kaplıcası

Denizli’nin Sarayköy ilçesine bağlı olan Tekke Köyü, sahip olduğu kaplıca sularıyla yıl içerisinde birçok turistin ilgisini çekmektedir.Tekkeköy Kaplıcası’nın bulunduğu nokta Sarayköy ilçesine yaklaşık 20 kilometrelik bir uzaklıkta yer alıyor. Ulaşım açısından çok fazla zorlamayan kaplıca bölgesinde Roma döneminden kalma hamam, soyunma yeri ve havuz bulunuyor. Kaplıca suyunun deri, romatizma, idrar yolu ve kadın hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Denizli’de tercih edebileceğiniz bir diğer termal nokta ise Çizmeli Kaplıcaları’dır.

Acıpayam Yazır Camii

Denizli’nin Acıpayam ilçesinde bulunan Yazır Camii’nin tarihi 1801 yılına dayanmaktadır. Hakkındaki birçok tarihi bilgiye kitabesinden ulaşılan caminin banisi Hacı Ömer Efendi adında bir zattır.

Caminin en önemli özelliği 13. yüzyıllarda görülen ağaç direkli ibadet mekanlarından biri olmasıdır. Aynı zamanda süslemeleri açısından da önemini korumaktadır. Zengin bir süslemeye sahip olan yapıda panolar halinde resimler bulunur. Resimlerde genellikle bitki, ağaç, natürmort motiflerine yer verilmiştir. Acıpayam Yazır Camii’nin mimarisi ise dikdörtgen planlıdır.

Eğer yolunuz yakın bir zamanda Denizli’den geçecekse Acıpayam Yazır Camii’ni muhakkak ziyaret etmelisiniz. Cami turistik gezilere açıktır.

Servergazi Türbesi

Denizli’nin Merkez ilçesinde bulunan Servergazi Türbesi, kolay bir ulaşım yoluna sahip. Yeşilköy yakınlarında yer alır.1210 yılında Denizli’nin fethedildiği zamanlarda şehit olan Selçuklu komutanı Servergazi’nin inşa ettirdiği bilinir. Türbenin mimarisi günümüzde orijinal yapısını korumaktadır. Eğer kendi aracınız yoksa ve türbeyi ziyaret etmek istiyorsanız Merkez ilçeden kalkan dolmuşlarla türbeye kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

St. Philippe Martyrion Kilisesi

Hierapolis Antik Kenti’nin kuzeyindeki bir tepe üzerinde bulunan St. Philippe Martyrion Kilisesi, bölgenin en eski ve en önemli kalıntılarından biri.St. Philippe, İsa’nın 12 havarisi arasında yer alan bir isimdir. M.S. 80 yılında Hıristiyanlığı yaymak için bölgeye gelen St. Philippe, amacına ulaşamadan öldürülmüştür. M.S. 4. yüzyılın sonu 5. yüzyılın başlarında Aziz Philippe’in anısına Martyrion’un inşa edildiği tahmin edilmektedir. St. Philippe’in de mezarının burada olduğu düşünülüyor.St. Philippe Martyrion Kilisesi, antik yerleşim alanının kuzeyinde bulunur ve Hierapolis’in en görülesi tarihi kalıntıları arasındadır… Denizli gezilerine mutlaka dahil edilmeli.

Akhan Kervansarayı

Pamukkale Travertenleri ile ünü ülke sınırlarını aşanDenizli, bu doğal ve beyaz güzelliğinin yanı sıra birçok tarihi eserleriyle de keyifli bir keşif yolculuğu sunar. Akhan Kervansarayı’nın tarihinden ve mimari özelliklerinden bahsedeceğiz.Akhan Kervansarayı, şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta bulunmakta. 13. yüzyılla tarihlendirilen Akhan, Selçuk Devleti komutanlarından Kara Sungur’un isteği üzerine inşa edilmiştir.
Yapımında beyaz kesme taş kullanıldığı görülen kervansaray günümüze sağlam bir şekilde gelebilmiş. Akhan, açık ve kapalı olmak üzere iki bölümden oluşmakta… Özellikle avlusundaki geometrik süslemeler dikkat çeken detaylar arasındadır.Denizli’nin sadece 8 kilometre kuzeydoğusundaki bu tarihi kervansaray, ulaşım açısından kolay bir noktada olduğu için gezi listelerinde mutlaka yerini almalı.

Kaklık Mağarası
Denizli’nin doğal güzelliklerinden olan Kaklık Mağarası Honaz ilçesinin sınırlarında bulunmaktadır. Kendine özgü yapısı olan Kaklık Mağarası’nın içerisinde büyük bir traverten bulunmaktadır. Kuzeyinde bulunan küçük şelaleler görülmeye değer.
Aynı zamanda mağaranın içerisinde bulunan kükürtlü suların cilde iyi geldiği bilinmektedir. Kaklık Mağarası’nı gezmek keyfinizi yerine getirirken muhteşem detayları gözlerinizi dolduracak. 
Güney Şelalesi
Denizli’nin Güney ilçesinde bulunan Güney Şelalesi, il merkezine 70 kilometre uzaklıkta gizlenmiş gizli bir cennet bahçesi…
Doğal bir görüntüsü olan ve doğanın en güzel yüzünü gözler önüne seren Güney Şelalesi aynı zamanda birinci derecede SİT alanıdır. 20 metre yükseklikten dökülen suları küçük bir kızın yüzündeki nazlı gülümseyişi anımsatıyor.
Suyunun kireçli olması şelale yatağında kalker basamakları oluşturmuş. Yeşil bir doğanın içerisinde akan bu şelaleDamlataş Mağarası’nı oluşturmuş. Turizm açısından bir öneme sahip olan Güney Şelalesi’ni ziyaret etmek ruhunuza iyi gelecek. Aynı zamanda Denizli’de bulunan Laodikya Antik Kenti’ni, muhteşem görüntüsüylePamukkale Travertenleri’ni ve Hierapolis Antik Kenti’ni de gezi listenize eklemeyi unutmayın.
Diğer Bilgiler
Tarih
Denizli ili, ilk defa bugünkü şehrin 6 km. kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında kurulmuştur. Şehir M.Ö (261-246) yılları arasında, II. Antiokos tarafından karısı adına kurulmuş ve Laodikeia adı verilmiştir. Müslüman akınlarına kadar bu isimle anılmıştır. Günümüzde kullanılan Denizli adı, Tonguzlu kelimelerinin zamanla ağızdan ağıza, Denizli kelimesi haline gelmiştir.Daha sonra Pers, Büyük İskender, Roma ve Bizans, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlı yönetimi yörede hakim olmuştur. Türkler Denizli havalisini zaptettikten sonra, şehrin suyunun bol bulunduğu bugünkü Kaleiçi mevkiine nakletmişlerdir.

Coğrafya
Denizli, Anadolu yarımadasının güneybatısında, Ege Bölgesi’nin güneydoğusunda, Ege-İç Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit teşkil eder.Denizli ili yüzey şekilleri bakımından dalgalıdır. Alçak ve yüksek ovaları, yaylaları ve dağları birbirini tamamlar. Yüksek ovalar gerçekte bir yayla gibidir. Arazisi denizden yüksektir. En büyük akarsu Büyük Menderes’tir.Denizli ili Ege Bölgesi’nde olmasına rağmen, Ege Bölgesi’nin iklimi tamamen görülmez. Kıyı kesiminden iç bölgelere geçit yerinde olduğundan, az da olsa iç bölgelerin karasal iklimi hissedilir. Denizli ilinde, dağlar ekseriyetle denize dik olarak uzandığından denizden gelen rüzgarlara açık bulunmaktadır. Kışlar ılık ve yağışlı geçmektedir.Denizli ilinin ilçeleri; Acıpayam, Akköy, Babadağ, Baklan, Bekilli, Beyağaç, Bozkurt, Buldan, Çal, Çameli, Çardak, Çivril, Güney, Honaz, Kale, Sarayköy, Serinhisar ve Tavas’dır.
Beyağaç: İl merkezine 94 km. uzaklıkta olup ilin güneyinde yer almaktadır. Sahip olduğu doğal güzellikleri ile gelecekte önemli bir turizm merkezi olma yolundadır. Kartal Gölü adı ile bilinen bölgede yaşları 1265′i bulan görülmeye değer tabiat harikası karaçamlar bulunmaktadır. Eşine az rastlanan bu ağaçlar anıt ağaç statüsüne alınmış, bölge ise Tabiat Parkı Koruma alanı olarak ilan edilmiştir.
Buldan: Denizli il merkezine mesafesi 46 km.dir. İlçe sınırlarında Tripolis yerleşim merkezi görülmeye değer yerlerdendir.
Güney: İlçenin güneyinde 5 km. uzaklıkta Güney Şelalesi bulunmaktadır.
Honaz: Ege bölgesinin de en yüksek noktası olan 2571 m.lik zirve ilçeye adını veren Honaz Dağı’nın doruğudur.
Sarayköy: Denizli merkeze 20 km. mesafededir. Yakın çevrede Kızıldere, Tekke, Yenice ılıcaları vardır. İlçe sınırları içinde ayrıca İn hamamı ılıcaları da vardır.

Ne Yenir?
İlin özgün yemekleri arasında pirinç çorbası, keşkek, kuru fasulye, nohut, sarma, dolma, bulgur pilavı, kabak, soğan yahnisi, ve keşkeği sayabiliriz.

Ne Alınır?
Tüm Denizli ili dokumaları, özellikler Buldan’a özgü desenli, renkli, simli, pamuklu, ipekli giysi ve mefruşatlar büyük bir üne sahiptir ve mağazalarda teşhir ve satışı yapılmaktadır.

Yapmadan Dönmeyin...
Doğa harikası eşsiz travertenleri, birçok hastalıkların tedavisinde rolü olduğu belirlenen Pamukkale’nin şifalı suyunu, ayrıca Karahayıt ve Yenice gibi kaplıcalarını ziyaret etmeden,
Bir çok uygarlıkların yerleştiği antik çağın büyük ve kutsal kentlerinden; Hierapolis, Laodikeia, Colossae, Tripolis ve Heraclaia görmeden,
Önemli bir alışveriş merkezi olan Kaleiçini, şehir merkezindeki havlu, bornoz ve diğer tekstil ürünlerinin satıldığı Babadağlılar Çarşısı’na uğramadan,
Karcı Dağı eteğindeki havası, suyu ve manzarası eşsiz Çamlık mesireliğinde piknik yapmadan
Dönmeyin...
Mail Grubuna Katıl
Travelterminal.net sitesinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin hakları TEK TURIZM İNŞ.TESKT. SAN. ve TİC. Şirketine aittir. Hiç bir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz veya kopyalanamaz. Tüm içerik bilgilendirme amaçlı olup değişiklik olması durumunda Travelterminal.net sorumlu tutulamaz.