Sivas

Sivas


Sivas İç Anadolu’nun doğusunda yer alan, Anadolu’daki tarihi İpek Yolu güzergahlarının kesiştiği bir yerde konumlanmış ve ünlü Kral Yolunun da geçtiği büyük bir ilimizdir. Sivas tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri, kaplıcaları ile turistlere ilginç tatil olanakları sunmaktadır.Halk arasindaki rivâyetlere göre ise Sivas kurulmadan önce ulu ağaçlar altında kaynayan üç pınar varmış. Bu pınar Tanrıya şükür, ana ve babaya minnet ve küçüklere şefkat duygularını ifâde edermiş. Bu üç pınara “Sipas Suyu” denirmiş. Zamanla mukaddes sayılan bu üç pınarın etrâfında küçük bir yerleşim merkezi kurulmuş ve “Sipas” ismi verilmiştir. Diğer bir rivâyete göre ise Sivas ismi eski kavimlerden “Sibasipler”den gelmektedir. Sivas ilk çağlarda Talavra, Megalapolis, Karana ve Diyapolis isimleriyle anılmıştır.Sivas ismi ile ilgili bir başka rivâyete göre ise, kentin adı Farsçada “üç değirmen” mânâsına gelen “Sebast” kelimesinden gelmektedir; Sebast ismi zamanla halk dilinde Sivas olarak yerleşmiştir.

Tarih
Sivas'ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir.Sivas'ın yazılı tarihi M.Ö. 2000 yılı başlarında Hititlerle başlamakta olup merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frig’lerin Hititleri ortadan kaldırmaları sonucu Sivas'ta Frig egemenliğine girmiştir. Frig yerleşimi Hitit yerleşim alanlarının üst katlarında görülmektedir. Lidya’lılar zamanındaki meşhur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.
Anadolu'daki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlanması sonucu, önemli yol kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia adını aldığı görülmekte veya ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adından geldiği gibi, Roma İmparatoru Aguste tarafından şehre yunancada şehir manasına gelen "Sebasteia" adının verildiği ve yine Selçuklular zamanında üç değirmen anlamına gelen "Sebast" kelimesinden geldiği rivayet edilmektedir.Bu yörede Roma hakimiyeti tam olarak yerleştikten sonra şehre "Diyapolis" yani Mebud şehri adı verilmiştir.Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir 395'te Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna ayrılan topraklar içerisinde kaldı.1509'da Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1604'te Alparslan'ın önünden kaçan Selçuklu şehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kısa süre hakimiyet sağlamışsa da, bölgenin Türk egemenliğine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleşti. Kısa bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Sivas'ta 1075'te Danişmend Beyliği kuruldu. Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf düşmesinden sonra Anadolu Selçuklularını yeniden birleştiren I.Mesud, 1152’de Sivas'ı eline geçirdi.Bizanslılarında karıştığı taht ve egemenlik kavgaları sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmend’liler arasında sürekli el değiştiren Sivas, 1175'te II. Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı. Daha sonra İzzetdin Keykavus Sivas'ı başkent yapmış, uzun müddet Sivas'ta kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivas'ta toplayarak şehri büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir, İzzetdin Keykavus Türbesi" yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır.1220 yılında İzzettin Keykavus ölünce yerine I. Aladdin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu. Moğol istilasını dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalışan Sultan 1224'te Sivas'ı surlarla çevirerek korunaklı duruma getirdi. Yerine geçen II. Gıyasettin Keyhüsrev'in kötü yönetimi sırasında sıkıntı çeken halk,1240 yıllarında ayaklanarak Sivas'ı yağmaladı. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber olduğunu gören Moğollar, Anadolu'yu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Gıyasettin Keyhüsrev'i 1243'te Kösedağı Savaşı'nda yenilgiye uğratan Moğol güçleri, 'Sivas'ı işgal ettiler. Moğollarca bağımlı duruma gelen Selçuklular, Moğollar tarafından kurulan İlhanlı Devleti ile idareye hakim olunmuş. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelişme göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmuştur.
Anadolu'da yarım asır kadar devam eden İlhanlılar devrinde Vali Demirtaş Sivas'a yerleşmiş ve istiklalini ilan ederek Sivas'ta uzun yıllar saltanatını sürdürmüştür. Demirtaş'tan sonraki Sivas Valileri sırayla, Alaattin Ertana oğlu Gıyaseddin Mehmet, Alaattin Ali ve oğlu Mehmet Bey Sivas'ta saltanatı sürdürmüşlerdir.
Ali Bey'in ölümünden sonra yerine geçen yedi yaşındaki Mehmet Bey'i Kadı Burhaneddin saltanatından uzaklaştırarak Sivas'ta kendi devletini kurmuştur. Bu arada Kadı Burhaneddin Sivas'ı onarmak için birçok çaba göstermiştir.Surların etrafında hendekler kazdırılmış, kaleleri tamir ettirmiş ama Akkoyunlu aşireti reisi Kara Osman'la yaptığı muharebe sonunda katledilmiş yerine oğlu Alaattin geçmiştir.
Bu sırada Timurlenk Anadolu'ya akınlar yapmıştır. Yıldırım Beyazıt Amasya'yı almış Sivas'a yaklaşmış, güneyde Karamanlıların baskısına dayanamayan Alaattin, şehri Osmanlılara teslim etmiştir.
Bir davetle Sivas'ı teslim alan Beyazıt, şehri en büyük şehzadesi Emir Süleyman'a vermiştir. Sivas Osmanlıların eline geçtikten bir yıl sonra 1400 yılında Timur'un istilasına uğramış, bir süre sonra tekrar Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.
Sivas Osmanlı İmparatorluğunda eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bağlı birer sancak olmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildiği gibi Sivas zamanının en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çeşmesi olduğundan bahsedilir.Sivas'a birçok vali atanmış, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan Halil Rıfat Paşanın yaptırdığı birçok yollar, köprüler, hanlar ve konaklar halen halkımızın hizmetindedir. Tarihin kaydedildiği zamandan beri önemli bir yerleşim merkezi olan Sivas, asırlar boyunca önemini korumuş ve özellikle Milli Mücadele yıllarında milli mücadeleye başlangıç olması ona tarihin en kıymetli değerini vermiştir.
Sivas Kongresi 
Mustafa Kemal'in Amasya Genelgesi'ni açıkladıktan sonra bir çağrı üzerine I. Dünya Savaşı'ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas'ta biraraya gelmesiyle, 4 Eylül 1919 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ulusal kongredir.Sivas Kongresi'nde alınan kararlar, daha önce gerçekleştirilen Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek tüm ulusu kapsar bir nitelik kazandırmış ve yeni bir Türk Devleti'nin kuruluşuna temel olmuştur; bu nedenle Sivas Kongresi'nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür.Sivas Kongresi'nde ,Erzurum Kongresi'nde alınan vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığıyla ilgili kararlar aynen kabul edilmiştir. 

Coğrafya
İç Anadolu’nun yüksek platoları üzerinde başlayan ve doğuya doğru yükselen il alanı; kuzey, doğu ve güneydoğuda dağlık ve sarp bir kesimle son bulmaktadır. Ortalama yükselti 1000 metrenin üzerindedir. İlde Kuzey Anadolu sıradağlarının uzantısı olan Köse Dağları, Torosların kuzey kollarından Tecer Dağları ve İncebel Dağları, Akdağlar, Yama Dağı yer almaktadır. Uzunyayla ve Meraküm platoları, ayrıca Kızılırmak, Kelkit, Çaltı vadileri önemli coğrafi oluşumlardır. Önemli akarsuları Kızılırmak, Kelkit Çayı, Tozanlı Çayı, Çaltı Çayı ve Tohma Çayıdır.Sivas ilinin büyük bir kesimi yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve karlı geçen karasal İç Anadolu ikliminin etkisinde kalmaktadır. Fakat kuzeyde Karadeniz, doğuda Doğu Anadolu yüksek bölge ikliminin etkileri bulunmaktadır.Sivas ilinin ilçeleri; Akıncılar, Altınyayla, Divriği, Doğanşar, Geremek, Gölova, Gürün, Hafik, İmralı, Kangal, Koyulhisar, Suşehri, Şarkışlı, Ulaş, Yıldızeli ve Zara’dır.
Akıncılar : Sivas’a 210 km uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Hatipoğlu Camii, Bahattin Şeyh Türbesi, Yusuf Şeyh Türbesi, Doğantepe ve Erence köylerinde Bizans dönemine ait olduğu sanılan iki kaledir.
Altınyayla : Sivas’a 80 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Altınyayla Camiidir.
Divriği : Sivas’a karayolu ile 184 km, demiryoluyla 179 km uzaklıktadır. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (ilçe merkezindedir ve UNESCO’nun ”Dünya Mirası” listesinde yer almaktadır), Divriği Kalesi ve Kale Camisi, Kesdoğan Kalesi, edit Paşa Camii, Sitte Melik Kümbeti, Nurettin Salih Kümbeti, Naip (Gazezler) Kümbeti, Sinaniye Hatun Türbesi, Ahi Yusuf Türbesi, Pamuk Han, Burma Han, Mirçinge Hanı, Dipli Han, Aşağı Kilise, Yukarı Kilise, Erşün Kilisesi, Odur Kilisesi, Handere Köprüsü, Hüseyin Gazi Türbesi, Seyit Baba Türbesi ve ahşap işçiliğinin çok güzel örnekleriyle süslenmiş çok sayıda konak görülmeye değer tarihi eserlerdir.
Doğanşar : Sivas’a 95 km. uzaklıktadır. Ulu Camii, Kale Camii, Uzunbelen Hubyar Türbesi bu ilçededir.
Gemerek : Sivas’ın batısında yer almaktadır. Sızır Kasabasında Göksu Çayı üzerinde bulunan Sızır Şelalesi doğal güzelliğe sahiptir. Önemli tarihi eserleri; Merkez Camii, İnkışla Cami, İnkışla Hamzalı Cami, Çepni Cami, Şahruh Köprüsü, Sızır Kasabasında Eskiköy ören yeri, Karacaören ve Dendeliz Ören yeri kalıntılarıdır.
Gölova : Sivas’a 198 km uzaklıktadır. Gölova baraj gölü çevresi ve yaylalarıyla doğal güzelliğe sahiptir. Çobanbaba Türbesi bulunmaktadır.
Gürün : Sivas’ın güneyinde yer alamaktadır.İlçe merkezinde Ulu Camii, Kilise, 50′ye yakın suni mağara, Şuğul Vadisinde de 3 mağara vardır. Kaletepe, Yılanlı, Taşlı, Höyüklüyurt, Davul, İncesu, Böğrüdelik höyükleri tarihi eser tescillidir.
Hafik : Sivas’a 37 km. uzaklıktadır. Hafik Gölü, Lota Gölü, yaylaları ve doğal güzelliği olan yerdir. Önemli tarihi eserleri; Hükümet Konağı, Tuzhisar Kilisesi’dir.
İmranlı : Sivas’a 106 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eseri; Gogi Baba Türbesi’dir.
Kangal : Sivas’ın 86 km. güney-doğusundadır. İlçeye 13 km. uzaklıkta, Kavak Köyü mevkiinde bulunan Balıklı Kaplıca sedef hastalığını tedavi edici özelliği ile sağlık turizmi açısından çok önemli bir yerdir. Alacahan kasabasındaki Alacahan Kervansarayı, Halil Rıfat Paşa Köprüsü, Tekke Köyündeki Samut Baba Kümbeti görülmeye tarihi eserlerdir. İlçede ayrıca Meydan Cami, Kuşçu Köyü Cami, Şeyh İbrahim El Aziz Cami, Demiryurt Cami, Acısu Köprüsü, Şeyh Merzuban Türbesi, Pir Gökçe (Pir Göcek) Türbesi, Demiryurt Mağaraları görülmeye değer yerlerdir. İlçe sınırları içinde Oyuklu Höyüğü, Lafçılar Ağılı Höyüğü, Kültepe ve Tepecik Höyükleri vardır.
Koyulhisar : Sivas’a 180 km. uzaklıktadır. Eğriçimen, Kengercik,Arpacık, Sarıçiçek yaylaları doğal güzelliği olan yerlerdir. Önemli tarihi eserleri; Aşağı Kale (Kale-i Zir), Yukarı Kale (Kale-i Bala), Fatih Camii, Hacı Murat Hanı’dır.
Suşehri : Sivas’a 144 km. uzaklıktadır.Önemli tarihi eserleri; Balhatun Camii (Balkıs Hatun), Köse Süleyman Türbesi’dir.
Şarkışla : Sivas’a 81 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Aşık Veyse Müzesi, Ulu Camii, Hardal Köyü Camii, Kale’dir.
Ulaş : Sivas’a 37 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Acıyurt Köyü Camii, Şeyhderdiyar (Şeyh Mehmet Dede) Türbesi’dir.
Yıldızeli : Sivas’a 45 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Şeyh Halil Türbesi, Akcakoca Köyü Türbesi, Banaz Köyü Türbesi, Kümbet Köyü Kalesi, Akçakale Kalesi’dir.
Zara : Sivas’a 72 km. uzaklıktadır. Tödürge Gölü doğal güzelliği olan yöredir. 

Müzeler

Arkeoloji Müzesi,Etnografya Müzesi,Sivas Arkeoloji Müzesi,Atatürk ve Kongre Müzesi,Atatürk Kongre ve Etnografya Müzes

 

Önemli tarihi eserleri:Meydan Camii (Çarşı Camii), Kuşan Köyü Camii, Şeyh İbrahim El Aziz Camii, Demiryurt Camii, Acısu Köprüsü, Şeyh Merzuban Türbesi, Demiryurt Kaya Mağaraları’dır.Camiler

Divriği Ulu Camii: UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’ne alınan Divriği Ulu Camii, Mengücek Oğullarından hükümdar Süleyman Şah oğlu Ahmet Şah tarafından 1228 yılında yaptırılmıştır. Camiye, kuzey, doğu ve batı yönünde yer alan ve son derece güzel olan taş süslemelerinin bulunduğu üç kapıdan girilmektedir. Darüşşifası ise, Behram Şah’ın kızı Melike Turan Melek tarafından 1228 tarihinde yaptırılmıştır. Bu eşsiz anıt 768 m2′lik bir alana oturmaktadır. 18.yüzyılda medrese haline getirildiği için Şifaiye Medresesi de denilmektedir.
Ulu Camii: İl merkezindedir. Sivas Müzesinde bulunan kitabesine göre 1196-1197 yılında Kızıl Arslan Bin İbrahim tarafından yaptırılmıştır.
Şeyh Hasan Bey Kümbeti (Güdük Minare): İl merkezindedir. Kare kaide üzerine, silindirik tuğla örgülü bir gövdeye sahip oluşu ve kısa minareye benzemesinden dolayı halk arasında Güdük Minare adıyla anılmaktadır.
İl Merkezinde; Ahi Emir Ahmet Türbesi, Şemseddin Sivas-i Türbesi, Akbaşbaba Türbesi, Şeyh Erzurum-i Türbesi, Kadı Burhaneddin Türbesi, Süt Evliyası Türbesi, Bum Baba Türbesi, Arap Evliyası Türbesi, Arap Şeyh Türbesi, Meydan Camii, Ali Ağa Camii, Alibaba Camii ve Türbesi, Divriği’de Sitte Melik Türbesi, Kemareddin Türbesi, Nureddin Salih (Kemankeş)Türbesi, Gemerek’de Çepni Cami. Yıldızeli’nde Kemenkeş Kara Mustafa Camii ve Hamamı, Şeyh Halil Türbesi. Zara’da Şeyh Merzuban Türbesi ildeki diğer türbe ve camilerdir.


Medreseler
Şifaiye Medresesi: İl merkezinde Selçuklu parkı içerisinde, Çifte Minareli Medresenin tam karşısındadır. 1217 yılında Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu Tıp okullarının ve hastanelerinin en eski ve en büyüklerindendir.1220 yılında vefat eden I. İzzeddin Keykavus, vasiyeti üzerine çok sevdiği Sivas’taki Şifaiye Medresesinin güney eyvanındaki türbede ailesi ile birlikte yatmaktadır.
Çifte Minareli Medrese: İl merkezindedir. İlhanlı Veziri Şemseddin Mehmet Cüveyni tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Medresenin sadece doğu yönündeki asıl cephesi ayakta kalmıştır.
Gök Medrese: İl merkezindedir. Selçuklu veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Taç kapı üzerinde yükselen tuğla örgülü iki minaresindeki mavi çinilerden dolayı Gök Medrese adını almıştır. Plastik sanatların şaheserlerinden olan taç kapıda mermer malzeme kullanılmış olup, taç kapısının üst iki köşesinde iç içe girmiş hayvan motifleri vardır. Medreseye girişte sağda mescit, solda ise Dar-ül Hadis bölümü mevcuttur.
Buruciye Medresesi: İl merkezindedir. Taç kapıdaki taş işçiliği ile girişin solunda yer alan türbe çinileri önemlidir. 

Mağaralar
Demiryurt Mağaraları: Zara ilçesinin Demiryurt Köyünde sayıları elliye yaklaşan mağara bulunmaktadır. Bazıları yan yana, bazıları kat kat mağaralardır. İnsan eliyle yapılmış olan bu mağaraların Hıristiyanlık döneminden önce yerleşim merkezi olduğu, Hıristiyanlığın yayılmasından sonra da kullanıldığı mağaralardaki işaretlerden anlaşılmaktadır. 


Kaplıcalar
Kangal Balıklı Kaplıca: Sivas’a 96 km. Kangal İlçesine 13 km. uzaklıkta ve Kangal’ın kuzeydoğusunda Kavak deresi vadisindedir. Kaplıca suyunda en büyüğü 10 cm boyunda olan binlerce küçük balık yaşar. Balıklar vücuttaki sivilce, yara, egzama, sedef gibi cilt hastalıklarının iyileşmelerine, yaraları temizleyerek yardımcı olur. Çermikte yeme-içme ve konaklama tesisleri mevcuttur.
Sıcak Çermik: İl merkezine 31 km uzaklıktadır. Romatizma, sinirsel ve adale rahatsızlıklarıyla, kadın, deri ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir. Yeme-içme ve konaklama tesisleri mevcuttur.
Soğuk Çermik: İl merkezine 17 km. uzaklıkta olup, suyun sıcaklığı 28 derece civarındadır. Kaplıca suyu içildiğinde mide, bağırsak ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir. Ayrıca romatizma ve sinir hastalıkları tedavisinde de yararlı olmaktadır.
Suşehri, Şarkışla ve Yıldızeli ilçelerinde de yöre halkına hizmet veren kaplıcalar bulunmaktadır


Ne Yenir?
Sivas yemekleri daha çok tahıl ürünlerine dayanmaktadır. Keş, peskutan, çökelik süt ürünlerinden hazırlanan yiyeceklerdir.
Yazları ayranlı, pancarlı çorba, madımak, evelik, düğürcek aşı; kışları ise tırhıt, sübüra, kelecoş, tarhana, içli köfte, hıngel gibi hamur işi yemekler yenir. Ayrıca Sivas kebabı da ünlüdür. Tandırda kül çöreği, fodla, patates veya peynirle yapılan kömbe, kete, lavaş, yufka yörede yaygın ekmek çeşitlerindendir.

Ne Alınır? 

Tamamen yünden ve sık ilmeklerle dokunan halılar, ünlü Sivas kilimleri, tülüce denen dokumadan yapılan yatak örtüsü ve duvar süsü gibi eşyalar, örgü çoraplar, ağaçtan yapılan ağızlıklar, taraklar, çakı ve bıçaklar, bakır işleri ve gümüş takılar Sivas’tan alınabilecek özgün hediyelik eşyalardır.

 

Yapmadan Dönme...
Atatürk Kongre ve Etnoğrafya Müzesi gezmeden,
Gök Medrese ve Çifte Minareli Medreseyi görmeden,
İlçelerde Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası ile Divriği Konakları, Kangal Balıklı Kaplıcası, Ulaş Devlet Üretme Çiftliğinde Kangal Köpekleri görmeden,
İl Merkezinde Sivas Kebabı yemeden,
Sivas halı ve kilimi, Sivas gümüş işi, Sivas bıçağı, ağızlık, kalem almadan,
4 Eylül Kültür ve Sanat Festivali izlemeden…
Dönmeyin..

Kangal Balıklı Kaplıcaları

Şifalı suyu ve içerisindeki balıklarıyla ünlü kaplıca merkezimizdir. Buranın sedef hastalığı ve bazı romatizmal rahatsızlıklara iyi geldiği bilinmektedir. Suyunun tedavi edici özelliğinin yanı sıra içerisindeki balıklar da deri hastalıklarını iyileştirmektedir. Tesis mevcuttur.

 

Sivas’a bir gün yolunuz düşerse; Koyunkaya Mesire Yeri’ni, Şifaiye Medresesi’ni, Eğriçimen Yaylası’nı, Sivas Çifte Minareli Medrese’yi ve turizm açısından önemli tarihi ve doğal güzelliklerini mutlaka ziyaret edin.

Hafik GölüHafik Gölü
İç Anadolu’nun önemli şehirleri arasındaki Sivas; Hafik Gölü’yle ve çevresiyle yıl içerisinde birçok ziyaretçisini ağırlar. Koçhisar Gölü olarak da bilinen Hafik Gölü’nde birçok balık türü vardır. Bu bölgeye geldiğinizde serbest olta balıkçılığı yapabilirsiniz. Aynı zamanda gölün çevresinde birçok tesis bulunuyor. Tesislerden biri de belediyeye bağlı olan Göl Gazinosu’dur. Gazino daha sonra özel kuruluşlar tarafından alınmıştır. Hafik Gölü’nün çevresini keşfe çıkarken ve doğal-sıcak bir ortamda zaman geçirirken burada bulunan herhangi bir tesiste rahatlıkla dinlenebilirsiniz.

Divriği Kalesi

Sivas'ta yer alan tarihi kaledir. Divriği, tarihte Bizans ile İran arasında sınır karakollarından biri olma niteliğini taşımaktaydı. Divriği Kalesi; bugünkü Çaltı Çayı üstünde, şehrin kuzeyinde, yüksek bir tepede sağlam bir kale olarak stratejik önem taşımaktaydı. Anadolu'da bulunan kalelerinin hemen hepsi gibi, bu kale de oldukça eski bir yapıdır. Kalenin korunan kısımları ise sadece Orta Çağ'a kadar dayanmaktadır.

Yakın tarihe kadar Divriği Kalesi'nin hemen alt kısmın küçük bir yerleşim mahali varmış. Bu mahalde yaşayanlar zaman içerisinde tepeden aşağı ovaya doğru yerleşmeye başlamış. Kale surunun batı yüzünde iki kapı açılmıştır. Biri bugün tamamen duvarla örülmüş, güneyde bulunan diğer kapını bir kısmı yıkık halde, yüksekliğinin dörtte üçü ise toprakla dolmuştur. Bu kapı, kırık bir kemerle nihayetlenen çok yüksek bir kapı boşluğuna açılmaktadır.

Şifaiye Medresesi

Yapıldığı ilk dönemlerde hem tıp eğitimi verilen hem de hastane olarak kullanılan Şifaiye Medresesi, Sivas'ın il merkezinde bulunmaktadır.Karşısında ise yine turizm açısından oldukça önemli yapıtlar arasındaki Sivas Çifte Minareli Medrese vardır. Şifaiye Medresesi Anadolu Selçuklu sultanlarından l.İzzettin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. 1217 yılında yaptırılan medresenin zengin işlemeleri göze çarpan detaylar arasında.

Divriği Ulu Camii

Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan Divriği Ulu Camii eşsiz yapısıyla dünya sanat tarihinde yerini almıştır.

1228 yılında Anadolu Selçuklu Devletine Bağlı Mengücek Beyliği’nin başında olan Ahmet Şah’ın eşi Melike Turan tarafından inşa ettirilmiştir. Bitişiğinde bulunan Darüşşifa da onlara ait eserlerdendir. Bu yapının bulunduğu kasabada fazlasıyla Selçuklu eseri bulunmaktadır. Üç boyutlu detaylı geometrik stillerin ve bitkisel bezemelerin bulunduğu caminin bir örneği daha yoktur. Bu sanat tarihçileri ve mimarlar tarafından söylenmektedir.

Dört kapısı bulunan cami ve darüşşifanın isimleri; Kuzey Taç Kapısı, Şifahane Taç Kapısı, Şah Mahfili Taç Kapısı ve Cami Batı Taç Kapısı’dır. Mimarlık ve mühendislik harikası olan Divriği Ulu Camii, en önemli yapılardan biri olup, mutlaka görülmesi gereken yerlerden sadece biridir. Bu camiyi gezdiğiniz sırada bol bol fotoğraf çekmeyi unutmayın.

Sızır Şelalesi

Sivas'ın Gemerek ilçesine bağlı olan Sızır Şelalesi, Türkiye'nin sayısız güzellikleri arasındadır.

Bu doğa harikası Sivas' a 136 kilometre uzaklıktayken, Kayseri ilçesine ise 102 kilometre mesafede yer almaktadır. Gerçek anlamda keşfedilecek yerler arasında ilk sıralarda olan Sızır Şelalesi, her mevsim sularını büyük bir coşkuyla bırakır.

Gerçekten görülmesi gereken bir bölgedir ve özellikle İç Anadolu bölgesinde yaşayanlar günübirlik gezilerle Sızır Şelalesi'ni ziyaret ederek huzur dolu saatler yaşayabilirler. Aynı zamanda bu harika şelale 2. derecede sit alanıdır ve günümüzde turizmde önemli bir nokta olmaya başlamıştır. Yürüyüş yollar, ağaç köprü ve korkulukları, merdivenler yapılarak daha cazip duruma getirilmiştir.

Sivas Çifte Minareli Medrese

Sivas il merkezinde bulunan Çifte Minareli Medrese 1271 yılında yapılmış ve günümüze kadar gelebilmiş tarihi bir yapıdır.

Kitabesindeki bilgiye göre; medrese İlhanlı Veziri Sahip Şemseddin Mehmed Cüveyn tarafından yaptırılmıştır. Sivas'a yolunuz düşerse medreseyi mutlaka ziyaret etmelisiniz. Günümüz sadece görkemli iki minaresi kalan medresenin bir de taç kapısı vardır. Taç kapısı, üzerindeki süslemeleriyle dikkat çekmeye bugün de devam ediyor. Medresenin karşısında Şifaiye Medresesi vardır. Geziniz sırasında eski bir tıp okulu olan ve aynı zamanda hastane olarak da kullanılan Şifaiye Medresesi'ni de ziyaret edebilirsiniz.

Tödürge Gölü

Demiryurt Gölü olarak da bilinen Tödürge Gölü, Sivas'ın gezilecek yerleri arasındadır. Sivas-Erzurum karayolunun 50 kilometre sonrasında karşınıza çıkacak olan Tödürge Gölü, özellikle Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nin düzenlediği su sporlarıyla şenlenir. Şenliğe halkta katılır ve çeşitli eğlencelerle her yıl güzel saatler geçirilir.

Bu gölde tepeli batağan, kızıl boyunlu batağan, leylek, angut, karaçaylak, saz delicesi, deniz kartalı, turna, sumru ve kızılbacak gibi kuluçkaya yatan kuşlar bulunur. Sivas'a yolunuz düşerse kesinlikle Tödürge Gölü'nü ziyaret etmelisiniz.

Eğriçimen Yaylası

Sivas'ın doğal güzellikleri arasında yerini alan Eğriçimen Yaylası, yıl içerisinde birçok ziyaretçisini ağırlamaya devam ediyor.

Koyulhisar ilçesine 20 kilometre uzaklıktaki yayla, doğanın en güzel hediyelerin biri. Yeşilin her tonu, sıra sıra dizilmiş yayla evleri ve onu ziyarete gelen turistler… Tüm güzelliğini cömertçe gözler önüne seren Eğriçimen Yaylası, dağ turizmi için oldukça önemlidir. Yaylada alabalık tutabilir ve ilkbaharın en güzel renklerine şahit olabilirsiniz. Aslında her mevsim farklı renklere bürünür Eğriçimen Yaylası. Sonbaharda da tadına doyum olmaz, kışta da. İnsanı her mevsim büyüler ve güzelliğinden bir parça bırakır hafızalara. Sivas gezinizde Eğriçimen Yaylası'nı, mutlaka ziyaret etmelisiniz. Yanınızda fotoğraf makinenizi getirmeyi de sakın unutmayın.

Koyunkaya Mesire Yeri

Sivas'ın İmranlı ilçesinde bulunan Koyunkaya Mesire Yeri, cennetten bir parça sunuyor her gelen misafirine. Ulaşımı bir zor olsa da bu bölgeyi gördüğünüz an buna değdiğini hissedeceksiniz.

İmranlı ilçesine sadece 12 kilometre uzaklıkta olsa da zorlu bir yola sahiptir. İçinde sakladığı doğal güzellikleri sadece yol durumuna dayanabilenlere gösterir. Koyunkaya Mesire Yeri, yol boyunca size papatyalarla dolu yeşillikler, dereler, çağlayanlar ve kayaların içinden çıkan sular gösterecek. Bu bölgeyi keşfetme istediği daha ilk adımda başlar. Mesire yerine ulaşana kadar zaten birçok güzelliği keşfetmiş olursunuz. Koyunkaya'ya ulaştığınızda zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Harika bir doğaya sahip olan bu nokta size tüm güzelliğini gösterecek.